Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm O yer Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, 25/02/2016 tarihli savunmasında, müdafi istemediği yönünde beyanda bulunarak savunmasını vermesi karşısında, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10/07/2013 tarihli oturumunda sanık müdafiinin mazeret dilekçesi gönderdiği tutanağa geçirilerek ara kararda ... müdafii olduğunu beyan eden Avukat ...'ın mazeretinin kabulüne karar verilmiş ise de sanık müdafii olduğunu beyan eden Avukat ... tarafından 10/07/2013 tarihinden sonra yapılan hiçbir duruşmaya katılınmadığı gibi mazeret de bildirilmediği, dosyanın eksikliğe gönderilmesi üzerine 21/07/2016 tarihinde, kendisine sanık tarafından verilen Gaziosmanpaşa 10. Noterliği'nin 21/01/2013 tarihli vekaletname örneğini sunduğu anlaşılmakla, yargılama aşamasında mazeret dilekçesi sunduğu 10/07/2013 tarihli duruşmada müdafii olduğunu beyan ettiği sanık hakkında zorla getirme kararı verildiği, devamında yapılan ve hakkında çıkarılan yakalama emrinin infazının beklenmesi sebebiyle ertelenen toplam 13 celseye katılmadığı gibi mazeret de bildirmeyen sanık müdafiinin, hüküm tarihinden sonra dosyaya ibraz ettiği vekaletname kapsamında, temyiz incelemesine konu dosya yönünden vekil sıfatının bulunmadığı, savunmasının alındığı 25/02/2016 tarihli celsedeki sanık beyanı ile de sabit olmakla, sanığın kendisini vekille temsil ettirdiği kabul edilerek lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, fakat bu aykırılığın yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 2. bendinden "ve ...” kısmının çıkarılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.