Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan kurum vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın iş takipçiliği yaptığı ve hakkında beraat kararı verilen diğer sanık ... ile uzaktan akraba oldukları, ...'nin yurtdışında çalıştığı dönemlere ilişkin emeklilik işlemleri için katılan kuruma yurtdışı hizmet borçlanma talebi ile ilgili işlemleri yapması için sanık ...'a vekalet verdiği, sanık ...'ın da emeklilik işlemleri için ...'den 24.000 TL kadar para aldığı, sonrasında ...'nin işlemlerin uzaması üzerine sanık ...'ı azlederek kuruma başvurup yatırılan 7.234,35 TL parayı geri alarak emeklilik işlemlerinden vazgeçtiği, ancak sanık ...'a ödediği para miktarının, geri aldığı para miktarının üzerinde olması sebebiyle Halk Bankası’na ait 16/09/2004 tarih ve 914601 nolu 21.528.000 TL bedelli dekont fotokopisine göre kurumdan alacağının daha fazla olduğunu zannederek yatırdığı bu paranın da iadesini talep ettiği, katılan kurum tarafından yapılan araştırmada fotokopisi sunulan dekontun sahte olduğunun, dekont aslının başka bir şahsa ait olduğunun tespit edildiği, bu suretle sanığın teşebbüs aşamasında kalan kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda; sahte dekontta yapılan tahrifatın ilk bakışta fark edilebilecek nitelikte olması, kurum görevlileri tarafından basit bir araştırma ile durumun tespit edilebildiği kabulü ile atılı dolandırıcılık suçunun hile unsurunun oluşmadığına yönelik mahkemece verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.