Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü,

Davacı vekili asıl dava dilekçesinde davacının trafik sigortacısı olduğu, davalıya ait aracın çift taraflı trafik kazasında davalının ağır kusuru bulunduğunu, sigortalı araçta yolcu olarak bulunan ...'e maluliyet sebebiyle 225.887,00 TL tazminat, karşı araç hasarı nedeniyle 17.534,00 TL, değer kaybı nedeniyle 4.466,00 TL ödendiğini dava dışı ...'in yazılı beyanında davalı sigortalının kaza tarihinde aracı hızlı kullanması ve makas atması sebebi ile kazanın meydana geldiğini belirttiğini açıklayarak ödediği toplam tazminatın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahisilini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; aynı kaza nedeniyle sigortalı araçta bulunan Murat Mehter'e 311.500,00 TL ödediğinden bahisle ödediği tazminatın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı davaya dava cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; davaya konu trafik kazasında davalının tam kusurlu olmakla birlikte kast veya ağır kusuru davacı tarafından ispatlanamadığı için Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları kapsamında rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalının trafikte makas atarak seyrettiğinin ortada olduğunu, durumun ceza dosyasındaki ifadeden de anlaşıldığını, davalının ağır kusuru ile kazanın meydana geldiğini, bu nedenle kararın usul ve yasaya uygun olmadığından kaldırılması ile davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B-4.b.maddesine göre rücu için, tazminatı gerektiren olayın sigortalının veya sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş olmasının gerekmesine, tazminatı gerektiren olayda davalının kasti yada ağır kusurlu olduğunun veya rücu koşullarının oluştuğunun ispatlanmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun'un) m. 353/1-b.1 gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir

Uyuşmazlık konusu dava, davalının sürücüsü ve maliki olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası nedeniyle ZMMS poliçesi kapsamında zorunlu trafik sigortacısı tarafından zarar gören üçüncü kişilere ödenen tazminatın olayın kasıt veya ağır kusur sonucu meydana gelmesi sebebiyle sigortalısından rücuen tahsili istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95 inci maddesinin ikinci fıkrası, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar B.4. maddesi (a) bendi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerekçeli, mevzuata ve denetime uygun olması sebebiyle kararda benimsenmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir suretin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.