Mahkûmiyet. müsadere
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuğun temyiz isteği, suç işleme kastının bulunmadığına, delillerin yetersiz kaldığına ve resen nedenlerle kararın kaldırılarak beraati gerektiğine ilişkindir.
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, kolluk tarafından yapılan devriye görevi esnasında elinde siyah renkli büyük bir poşet taşıyan şahsın elindeki poşetten kaçak sigara düşmesi üzerine şahsın durdurulduğu ve 523 paket sigaranın rızaen teslim alındığı anlaşılmıştır.
Suça sürüklenen çocuk müdafii eşliğinde alınan savcılık ifadesinde sigaraları satarken kolluk tarafından görüldüğünü beyan etmiş, yargılama aşamasındaki savunmasında ise sivil polislerin dükkandan sigara almasını istediğini, bit pazarından sigara aldığını ve işlem yapıldığını beyan etmiştir.
Suç tutanağı, suça sürüklenen çocuk savunması ve tüm dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
1-Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suça sürüklenen çocuğun eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18 inci maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son cümle delaletiyle anılan Kanun'un 3/5, 3/10 madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu cihetle; lehe Kanun'un suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun'un 3/18 inci maddesi ile 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18 inci maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2 nci maddeleri yönünden her bir Kanun'un ilgili hükümlerinin kendi içinde somut olaya uygulanması ile belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
2-Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5/2 nci maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3. maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmalık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmalık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, suça sürüklenen çocuğa eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı yatırması halinde hakkında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin uygulanabileceği ihtarı yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, suça sürüklenen çocuğa usulüne uygun şekilde etkin pişmanlık ihtarı yapılmaması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuğun temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
16.05.2024 tarihinde karar verildi.