İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki tevliyete ehil vakıf evladı olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde, davacı ...'nin Gaziantep'te kurulu Mülhak Mısırlı Hatice Hatun Binti ... Vakfının tevliyetine ehil vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının dava konusu vakfın evladı olduğu, ancak dava konusu vakfın mevcut mütevellisinin yaşadığı ve vakfın vakıf senedine göre mütevelli ... tarafından idare edildiği, Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2001/377 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı ...'nın babasının ... olduğu, Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile ...'ın erşet evlat olduğu ve mütevellilik vasfına haiz olduğunun kanıtlandığı görülmüş, davacının bu yöndeki iddiaları da mesnetsiz kaldığı, dava konusu vakıfta batın şartı olduğu, bu batın aile içinde olmayıp sülalenin de batın olduğu, mevcut mütevelli ...’ın kuşağında bulunan kardeşi ... ’ın sağ olduğu, kaldı ki, tüm ilamlı evlat listesindeki evlat kayıtlarındaki bulunan evlatların en yaşlısının mütevelli olacağı, dosyadaki nüfus kayıt bilgilerine göre davacının olduğu kuşağa sıranın gelmediği, denetime elverişli ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre, davacıya batın sırasının gelmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; tevliyetin batın şartı ile (ön kuşakta sağ vakıf evladı varsa sonraki kuşakta bulunan evladın hak sahibi olmaması kuralı) ile erkek evladın erşedine, erkek evlat nesli münkariz olur ise kız evladın erşedine bırakıldığı, mevcut mütevelli ... ile kardeşi ... ’in, ayrıca ... ... Kendirci’nin kızı (davacının teyzesi) Fazilet Bozan’ın sağ olduğu, bu şekilde batın şartının gerçekleşmediği saptanarak yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olduğu gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, mülhak vakfa mütevelli atanma kararına esas teşkil etmesi yönü ile vakfın tevliyetine ehil vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2.5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3 üncü maddesine göre mülhak vakıf, mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş ve bu kişiler tarafından yönetilen vakıflardır.
Tevliyete ehil vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilebilmesi için öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Tevliyete ehil vakıf evladı olduğunun tespiti mahkemeye, 5737 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi gereğince atama (tevcih) ise davalı İdareye ait bir görevdir.
Davacı ...'nin Gaziantep 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/44-120 sayılı ilamı ile dava konusu vakfın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verildiği anlaşıldığından vakfeden ile soybağı yöntemince ispatlanmıştır.
Tevliyete ilişkin vakfiyedeki düzenlemelerin incelenmesine gelince; dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu vakfın 10 ... 1158 H/ 6 Ekim 1745 M. tarihli vakfiyede; "...evkaf-ı mezbureye evvela hayatta oldukça ben mütevelli olup hasıl olan gallesini ben ahz-ü kabz edem bade vefati sadri oğlum mezbur ... mütevelli ola badehu evlad-ı evlad-ı zükürumun erşedi batnen bade batnin ve neslen bade neslin mütevelli ola evlad-ı zukürum münkariz olur ise evlad-ı inasımın zükürunun erşedi mütevelli ola badehu evlâd-ı evlâd-ı zukürumun erşedi batnen bade batnin mütevelli ola iyazen billahi taala evlâd-ı zükürum ve inasım bikülliye münkariz oldukta salifüz-zikir Kanalıcı Mahallesi'nde İkiz oğlu bina eylediği Cami'i şerifte imam olanlar mütevelli ola..." şeklinde düzenlenerek, tevliyet ilk önce hayatta iken vâkıfın kendisine, vefatından sonra oğlu ...'e, ...'in vefatından sonra batın tertibi üzere nesiller boyu vâkıfın erkek evlâd soyundan gelen erkek evlâdların en olgununa, erkek evlâdın soyu kesilirse vâkıfın kız evlâd soyundan gelen erkek evlâdların en olgununa, ondan sonrada batın şartı ile evlâdlarının en olgun olan erkeklerine, erkek ve kız evlâdlarının tamamının nesli kesilirse Kanalıcı Mahallesindeki İkizoğlu Camii'nin imamlarına şart kılındığı, buna göre tevliyetin öncelikle vâkıfın erkek evlâdının soyu kesilinceye ve batın şartı ile erkek evlâd soyundan gelen erkek evlâtların en olgununa şart kılındığı, erkek evlâdın soyunun kesilmesi halinde bu defa vâkıfın kız evlâd soyundan gelen erkek evlâdların en olgununa şart kılındığı, dolayısı ile batın şartından önce evlâdın erkek veya kız evlâd soyundan gelip gelmediği, bu şart belirlendikten sonra batın şartının üzerinde durulması gerektiği, dosya kapsamına göre mevcut mütevelli ...'ın dedesi ... ve daha sonra mütevelli olan babası Memik üzerinden vakfeden ile soybağı kurulduğu, davacı ...'ın ise galle fazlasına müstahak vakıf evladı kararında annesi Güzide'nin babası vakıf evladı olan ... ... üzerinden bağ kurulduğu, yani davacının kız evlâd soyundan gelen erkek evlâd olduğu, vâkıfın erkek evlâd soyunun kesildiği iddia ve ispat edilemediğine göre kız evlâd soyundan gelen erkek evlâda tevliyet sırası gelmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince gerekçesi düzeltilerek onanması gerekir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin (1.) nolu bentte yazılı nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının (2.) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan şekilde gerekçesi değiştirilmek suretiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.