Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Dava, paylı mükiyete konu taşınmaza yönelik ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacılardan ...çin 1.227,42 TL, ... ve ... için ise ayrı ayrı 1.840,02’ er TL olmak üzere toplam 4.907,46 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin Geçici 3. madde 2. fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 Sayılı Kanunun 26.09.2004 tarihli ve 5236 Sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Yine geçici 1. madde 2. fıkrasına göre; “Bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz.”
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK.’un 426/A maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıların dava konusu 2 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından oldukları, paylı mülkiyette, her bir paydaşın kendi payına hasren dava açarak payı oranında ecrimisil isteyebilceği, bu durumda davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu ve temyiz sınırının her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenmesinin gerekeceği, her biri davacı yönünden tahsiline karar verilen miktarın ise karar tarihi olan 2016 yılı itibarıyla, kesinlik sınırı olan 2.190,00 TL'yi geçmediği görülmüştür.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden Mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay'da da bir karar verilebilir.
O halde, hüküm kesin nitelik taşıdığından temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
Temyiz edilen ecrimisil miktarları kesinlik sınırı içinde kaldığından 6100 sayılı HMK'nin 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 427/2 ve 432/4 maddeleri uyarınca davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 01.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.