Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar vekili, müvekkillerinin maliki olduğu dava konusu 1014 parsel sayılı taşınmazın halen davalılar tarafından üzerine ev, sera kurmak, kuyu açmak ve çeşitli meyva ağaçları dikmek suretiyle işgal edildiğini belirterek, 1014 parsel sayılı taşınmaza davalıların elatmasının önlenmesini ve muhdesatların kalini talep etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin komşu 1381 ve 1075 parsel sayılı taşınmazların paydaş malikleri olduğunu, dava konusu yere tecavüzleri bulunmadığını, dava konusu taşınmaza sınır olan bölümü Hasan Karakurt ve Muharrem Karakurt’un kullandığını ve davanın bu kişilere yöneltilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava konusu seraların davalıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere; yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanması zorunludur. Her iki taraf da iddia ve savunmalarının ispatı için keşif, bilirkişi incelemesi ve tanık delillerine dayanmış, delil listelerinde tanıklarının isimlerini bildirmiş, ancak mahkemece taraf tanıkları keşif gün ve saati bildirilmek suretiyle davet edilerek dava konusu taşınmaz başında dinlenmeksizin, mahalli bilirkişi beyanı ile yetinilerek sonuca gidilmiştir.
Tanık delili, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 240 ile 266. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tanıkların davet edilmesini düzenleyen 243. maddesinde açıkça; ''(1) Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir. (2) Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olması gerekir. Acele hâllerde tanığın daha önce gelmesine karar verilebilir. (3)Tanığı davet, gerektiğinde telefon, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, davete rağmen gelmemeye bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz hükmüne yer verilmiştir.
Tanıkların taraflarca hazır edilmesini zorunlu kılan bir kural yoktur. Bunun aksinin kabulü, adil yargılanma hakkı (T.C. Anayasası 36. madde) kapsamında olan iddia ve savunma hakkının (6100 s. HMK'nin 27., 1086 sayılı HUMK'un 78. maddeleri) kısıtlanması ve eksik inceleme sonucunu doğurur.
Yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece dava konusu taşınmaz başında keşif yapılarak davacı taraftan tecavüzlü olduğu iddia edilen bölümlerin gösterilmesinin istenmesi, tarafların bildirmiş olduğu tanıkların usulüne uygun şekilde davet edilerek dava konusu taşınmaz başında dinlenmesi, davalıların dava konusu taşınmazda kullanımı bulunmadığının tespiti halinde davanın esastan reddi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de, 1014 parsel sayılı taşınmaz dava konusu edilmiş olmasına karşın gerekçede 1076 parsel sayılı taşınmazdan sözedilmesi, davalı ...’a da husumet yöneltilmiş olduğu halde gerekçede Arife yönünden değerlendirme yapılmaksızın yalnızca davalı ... yönünden açıklama yapılması da yerinde değildir.
Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.