Zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 12.03.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
1-18.06.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 24/2.maddesine göre "Bu maddeye göre açılacak davalar, ilgli bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemelerde görülür."
26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun ile maddede yapılan değişiklikle "22.maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü getirilmiştir. Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüsek Kurulu 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin ... dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2.Ağır Ceza görevinin ... dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2.Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir. HSYK'nun 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararı ile 610 sayılı karar kaldırılarak ... için 8.ağır ceza, diğer iller için 2 no'lu ağır eza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir.
01.11.2005 gün ve 25893 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164.maddesinde de 5010 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2.maddesindeki düzenlemenin korunduğu, HSYK'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da önceki kararlar ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1.madesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiştir.
HSYK'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında HSYK'nun 29.12.2003 gün, 610 sayılı ve 15.01.2004 gün, 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1.maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiş ise de; bu hükmün uygulanması için önceki mahkemenin görevli olması gerekir. Halbuki bu yasa çıkarılmadan önce görevli mahkeme ... 13.Ağır Ceza mahkemesi değil, 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanun'un 24/2.maddesi gereği suçun işlendiği yer olan ... 8.Ağır Ceza Mahkemesidir. Bu değişiklik uyarınca çıkarılan 610 ve 2 sayılı HSYK kararlarında 681 sayılı HSYK kararında olduğu gibi önceki mahkemelerin davaya devam edeceklerine dair bir karar alınmamıştır.
Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde, gerek 5020 sayılı Kanun ile değişik 4389 sayılı Kanun'un 24/2.maddesi hükmü ve buna dayalı olarak alınan HSYK'nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı, gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 164.maddesi ile HSYK.nun 08.12.2005 tarih ve 861 sayılı kararlarına göre, 2000 yılında ...'da işlenen Bankalar Kanunundan doğan zimmet suçunda görevli mahkeme ... 8.Ağır Ceza Mahkemesidir.
Açıklanan nendenlerle, mahkeme görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde esastan hüküm kurulması,
2-16.05.2000 tarihinde... adına yapılan tediye işleminde mudi yerine atılan imzanın mudinin banka kayıtlarında bulunan imzasına benzetilmeye çalışıldığı, bu nedenle aldatıcılık unsurunun gerçekleştiği, ayrıca mudiler ....'ın 22.05.2000 tarihinde ve ....'in 29.03.2000 tarihinde hesaplarına para yatırmalarından sonra kasa tahsil fişlerinin sanık tarafından üzerine iptal yazılarak gerçekleştirilen zimmet eylemlerinin bu konuda araştırma yapılmadan anlaşılamayacağından eylemin nitelikli zimmet olduğu gözetilmediği gibi, mahkemece nitelik yönünden de bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.