Davanın reddine

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı dilekçesinde; Giresun ili Alucra ilçesi ... Köyü mülki hudutları dahilinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 142 ada 8,9,10,11 parsel sayılı taşınmazların kenarlarını takiben devam eden mahalle yolunun 150 ada 149 ada ve 142 adayı takip ederek 27,28,18,15 parsellerin yanını takiben bir diğer mahalleye giden Köy ve Mahalle yolunun, her nasılsa 103 ada 1 parsel olan (orman parseli) orman vasfında tespit edilmek suretiyle mağdur edildiklerini, açıklanan nedenlerle taraf teşkilinin sağlanarak ... Köyü 103 ada 1 parsel içerisindeki yolun bu parselden ayrılmasına, mahkeme masraflarının davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alanın ormanlık alanda kalan orman parseli olduğunu, ormanlık alanlarla bir bütünlük arz ettiklerini, davacının iddialarını kabul etmediklerini, bu nedenlerle açılan davanın reddi ile avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " dava konusu yerin orman olarak tespitinin kesinleştiği, bilirkişi incelemesi sonucu bu yerlerin devlet ormanı sayılan yerlerden olduğunun belirlendiği, bu alanın kadim yol da olsa sonradan açılan yol da olsa orman dışında bırakılamayacağı, yolların ormanı bölemeyeceği, orman içinde kalan tüm yolların ormanın bir parçası olduğu ve orman sınırları içinde kalan kısımların da orman sayılacağı, kaldı ki, orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş bir ormanın kesinleşen sınırlarının değiştirilmesinin yine kanunlar ve Yargıtay kararlarına göre mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine " karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu ettikleri yerlerin öncesinde yol iken her nasılsa 103 ada 1 parsel sayılı orman parseli içinde ve orman vasfı altında tespitinin yapıldığını, mahalle yolunun bu şekilde orman olarak yazılması neticesinde mahalle sakinlerinin başka bir yolunun olmaması sebebiyle mağdur edildiğini, yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin bu hususları doğruladığı ve tatbik edilen hava fotoğraflarında mevcut yolun zeminde gözüktüğünün saptandığını, her ne kadar Köylerinde ve diğer köylerde orman kadastrosu yapılmış ise de hakkaniyete uygun bir çalışma yapılmadığını, Köylerinin orman köyü olduğunu, her tarafı ormanlarla çevrili ise de yol olarak iddia ettikleri kısmın kenarlarında meşe ağaçlarının bulunduğunu, tek tük meşe ağaçlarının yerde bulunmasının, bu yerin orman vasfında değerlendirilmesi için yersiz ve mesnetsiz olduğunu, her şeyden önce bu yol için sayın mahkemece irtifak hakkı kurması gerektiği kanısı ile iş bu karara itiraz ettiklerini, açıklanan nedenlerle dosyanın bir kez daha incelenerek İlk Derece Mahkemenin kararının kaldırılmasına, yargılamanın yeniden yapılarak dava konusu yolun Anayasanın 169 maddesi gereğince irtifak hakkı tesisi kurulmasına karar verilmesini talep ve beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile" Mahkemece mahallinde yapılan keşifte orman yüksek mühendisi raporunda özetle; en eski tarihli memleket haritası ile en eski tarihli hava fotoğraflarını incelemiş, 103 ada 1 parselin (A) ve (B) ile gösterilen dava konusu kısımlarının devlet ormanı olduğunu; ziraat bilirkişisi raporunda özetle, dava konusu kısımların kadastro bilirkişilerince de gösterildiği şekilde yol içinde kaldığını, taşınmaza komşu tarım arazilerinin dava konusu kısma sınırlarının taş duvarla çevrili olup ortalama 20 yaşlarında kavak ağacı dikili olduğu, dava konusu kısmın uzun yıllardır yol olarak kullanıldığını rapor ettiği, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde ve takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, dava konusu taşınmazların orman vasfında olduklarının usulünce tespit edilmiş bulunmasına ve tüm dosya kapsamına göre, davacı temsilcisinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak on yıllık hak düşürücü süre içerisinde genel mahkemede açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi, 3402 sayılı yasanın 4. maddesi

Çekişmeli taşınmaz, 2011 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman parseli içinde bırakılmış olup, davacı çekişmeli taşınmaz bölümünün kadimden beri yol olarak kullanıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, hükme esas alınan 19.09.2019 tarihli orman bilirkişi raporunda, davaya konu taşınmazın en eski tarihli memleket haritasında, hava fotoğraflarında ve meşcere haritasında orman alanı niteliğinde olduğu ve çevresi ile beraber değerlendirildiğinde orman bütünlüğü içerisinde kaldığı, dava konusu taşınmazın 1937 yılında yürürlüğe giren 3116 sayılı Yasa kapsamında devlet ormanı sayılan yerlerden olduğu, davaya konu 4785 ve 5658 sayılı Yasalar ile ilişiğinin bulunmadığı, dava konusu 103 ada 1 nolu taşınmaz içerisindeki alan (A ve B), 6831 Orman Yasasının 1. maddesine göre devlet ormanı sayılan yerlerden olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle yazılı karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, mahalli bilirkişilerin müşterek beyanlarından dava konusu taşınmazın en az 60 seneden beri yol olarak kullanıldığı ve kadim yol olduğu, köyün iki mahallesini bağlayan başkaca bir yolun bulunmadığını iddia ettikleri halde bölgeye ilişkin tüm hava fotoğrafları ve memleket haritaları temin edilerek dava konusu yolun kadim yol olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi doğru değildir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.

Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece, mahallinde olabildiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı Köyde ve komşu Köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile birer orman mühendisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif icra edilmeli ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın önceki niteliğinin ne olduğu, kadim yol olup olmadığı, yolun ne zaman yapıldığı, taşınmazın iddia edildiği gibi kadim olarak kullanılıp kullanılmadığı açıklattırılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler giderilmeye çalışılmalı ve yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlarla denetlenmeli; bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmaz bölümünün önceki ve şimdiki niteliğini, bitki örtüsü ve toprak yapısı itibariyle yol niteliğinde olup olmadığını, zeminde hangi amaçla kullanıldığını açıklayan, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, çekişmeli taşınmaza ait tüm hava fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli krokili rapor düzenlemesi istenilmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır. Açıklandığı üzere yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin karar verildi.