Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Yalova 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2015 tarihli ve 2013/649 Esas, 2015/77 Karar sayılı kararı ile, sanığın; cinsel saldırı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

Katılan Vekilinin Temyiz İsteği
Kararın temyiz edildiğine ilişkindir.

Katılanın soruşturma aşamasında vermiş olduğu istikrarlı ve tutarlı beyanları tanık anlatımları dikkate alındığında, sanığın "Seni öpebilir miyim, sna sarılabilir miyim, evine icra getirtmem" dedikten sonra mağdurenin kollarından tutma şeklindeki eylemin 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yazılı sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilerek sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yalova 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2015 tarihli ve 2013/649 Esas, 2015/77 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.02.2024 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy)

İcra Memuru olan sanık ... hakkında nafaka alacağı ve hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle İcra Müdürlüğüne gelen mağdurenin arşiv odasına çağırarak orada cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla görülen davada;
Mağdure tüm aşamalarda sanığı daha önceden tanımadığını, nafaka alacağı ve hakkında başlatılan icra takibi için gittiğinde icra müdürü tarafından kendisinin sanığa yönlendirildiğini, sanığa dosya için gerekli masrafı ödeyip makbuzunu aldıktan sonra kendisine dışarında beklemesini söylediğini, 5 dakika sonra gelerek kendisini takip etmesini istediğini, peşinden başsavcı odasının karşısındaki odaya gittiklerini, içeri girince sanığın kapıyı kapattığını ve bir süre sonra seni öpebilir miyim, sana sarılabilir miyim, evine icra getirtmem gibi sözler söyledikten sonra kollarından yakaladığını, sanığı ittirerek odadan ayrıldığını, bir süre adliye bahçesinde ne yapacağını düşünürken sanığın tekrar yanına gelerek evine icra getirtmem, şikayetçi olursan icra gelir gibi sözler söylediğini ifade etmiş,
Sanık ise; suçlamaları kabul etmeyerek mağdurenin nafaka alacağı işlemlerinin yapılmasından sonra icra dairesinden çıkıp gittiğini, bir süre sonra icra müdürü ...'nun kendisini dosya getirmesi için arşive gönderdiğini, bu amaçla çıktığında çay ocağı önünde mağdurenin kendisini beklediğini gördüğünü, kendisi ile berarber yürüyüp arşiv odasına girdiğini, kapıyı mağdurenin kapatıp maaşındaki haciz işleminin hatalı olduğunu ısrarla söyleyerek kaldırılmasını talep ettiğini, elindeki haciz yazısına baktığında isim benzerliği olup ... tarafından imzalandığını kendisinin yetkisinin olmadığın söylediğini buna sinirlenen mağdurunh bunun hesabını soracağım diyerek odadan çıktığını, başka bir haciz işlemi için adliye dışına çıktığında mağdureyi yine gördüğünü ve şikayet edeceğini söylediğini belirtmiş, ertesi gün de yanındaki kişilerin kendisine saldırıp küfür ettiklerini söylemiştir.
Olayın gerçekleştiği yerin başsavcı odasının bulunduğu yerin karşısında bulunan ve şifahi oylarak icra mürdürülüğüne arşiv olarak tahsis edilen yerde gerçekleştiğinin iddia edildiği, içeride kamera olmadığı, ancak adliye içerisindeki kamera kayıtlarının dosya içerisine alındığı görülmüştür.

Sayın çoğunluk tarafından sanığın eyleminin sabit olduğu gerekçesi ile atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmesi için hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de;
Sanık savunmalarında mağdurenin işlemleri bittikten sonra dışarı çıktığını, sonrasında icra müdürü ...'nun kendisini dosya getirmesi için arşive gönderdiğini bu nedenle çalıştığı odadan çıkıp olayın gerçekleştiği iddia edilen arşiv odasına gittiğini söylemiş, ancak bu husus soruşturma aşamasında anılan tanıa sorulmadığı gibi, kovuşturma aşamasında da dinlenmemiş, sanığın bu yöndeki savunması ile ilgili yeterli araştırma yaplamdığı görülmüştür.
Öte yandan; olayın geçtiği iddia edilen oda içerisinde kamera olmadığı anlaşılmış ise de; sanığın odadan çıkışı, mağdure ile karşılaştığı yer, birlikte arşiv odasına doğru yürüdükleri anlar, özellikle tespiti halinde kapının sanık tarafından mı yoksa mağdure tarafından mı kapatıldığı ile mağdurenin odadan çıkış anına, mağdureden sonra çıkan sanığın doğrudan mağdurenin peşinden gidip gitmediği duraksamasız belirlenmediği gibi, 07.11.2012 günlü CD çözüm tutanağının görüntülere ilişkin bir kısım fotoğraflardan ibaret olup sanık, mağdure ve kamera görüşündeki yerlere ilişkin kişi ve mekan tespitlerinin yapılmaması nedeniyle içeriği itibariyle yetersiz olup bu nedenlerle dosyanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı,
Hususları birlikte değerledirildiğinde yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sanığın hukuki

durumunun tespiti gerekirken eksik araştırma ile karar verildiği görüş ve kanaatinde olduğumdan doğrudan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne farklı gerekçelere dayanarak iştirak etmiyorum.

...