SUÇLAR: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: Beraat

Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin kanuni temsilcileri olan annesi ...ile babası ...'ın tüm aşamalarda, mağdurenin de on beş yaşını doldurduğu 19.09.2019 tarihli duruşmada sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR

1. Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan kamu davasında, sanığın okulda teneffüsler sırasında sınıftaki diğer öğrencileri dışarı çıkartarak mağdureyi yalnız bıraktığı, mağdurenin cinsel bölgelerini kıyafet içinden ve dışından ellediği, arkasına geçip çarptığı, ön cinsel bölgesine parmağını soktuğu şeklinde kabul edilen olayda, Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2017 tarihli ve 2016/244 Esas, 2017/231 Karar sayılı kararı ile; sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesi kararının sanık müdafii, mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 13.10.2017 tarihli ve 2017/2105 Esas, 2017/2005 Karar sayılı kararı ile; mağdurenin aşamalardaki beyanları arasındaki çelişkinin giderilmemesi, hangi beyanının hangi nedenlerle üstün tutulduğunun belirtilmemesi, eylemin vuku bulduğu iddia edilen ortam ve zaman itibariyle gerçekleştirilmesinin hayatın doğal akışı ve mantık kuralları çerçevesinde imkan dahilinde olup olmadığının mahallinde keşif yapılmak suretiyle araştırılmaması, ayrıca gerekirse sanıkla birlikte aynı sınıfta öğretmenlik yaptığı anlaşılan ...'ın da tanık olarak dinlenip beyanına başvurulmaması, kabule göre kararda gerekçe kısmında sanığın "Mağdurenin ön cinsel bölgesine - vajen (mağdurenin beyanında göt diye tarif ettiği) parmağını soktuğu" belirtilmesine rağmen eylemin belirtilen şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği kararda tartışılıp değerlendirilmeden yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeksizin hükümde "Şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK 103/2 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" denmesi suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması, çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümde zincirleme suç hükümleri uygulandığı halde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan uygulanmaması, hak yoksunlukları hususunda Anayasa Mahkemesi iptal kararının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunduğundan bozulmasına karar verilmiştir.

3. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2018 tarihli ve 2017/423 Esas, 2018/294 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde aynı hükümler kurulmuş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 19.09.2019 tarihli ve 2018/2621 Esas, 2019/1768 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüyle duruşmalı yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanığın atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.10.2021 tarihli ve 8-2019/113853 sayılı, mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden de onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurenin istikrarlı beyanları doğrultusunda sanığın atılı suçlardan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

1. Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin kanuni temsilcileri olan annesi ...ile babası ...'ın tüm aşamalarda, mağdurenin de on beş yaşını doldurduğu 19.09.2019 tarihli duruşmada sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Ret sebebine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

1. Mağdurenin beyanları, savunma, tanık ifadeleri, raporlar, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından sanık hakkında kurulan beraat hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının niteliğine göre; çocuğun nitelikli cinsel istismarı olması gereken suç isminin karar başlığında çocuğun cinsel istismarı olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 19.09.2019 tarihli ve 2018/2621 Esas, 2019/1768 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mersin 4. Ağır

Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.02.2024 tarihinde karar verildi.