Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Eskişehir (Kapatılan) 10. Asliye Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2016/33 Esas, 2016/536 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği;kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, savunmasında bahsettiği ... adlı şahıs dinlenilmeden eksik araştırma ile karar verildiğine, suç kastının bulunmadığına, gerekçe gösterilmeden erteleme kararı verilmediğine cezasında indirim yapılması gerektiğine ilişkindir.
1. Sanığın, 24.09.2014 tarihinde sevk ve idaresindeki aracı ile seyir halinde iken Eskişehir-Yeşilhan yol kenarı denetim istasyonunda yapılan denetim sırasında ibraz ettiği SRC4 mesleki yeterlilik belgesinin sahte olduğunun anlaşıldığı, bu surette resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık ..., 19.02.2015 tarihinde Mahmudiye İlçe Jandarma Komutanlığında alınan savunmasında, suça konu SRC belgesini almak amacıyla 2013 yılında İstanbul Haberleşme ve Ulaştırma Genel Müdürlüğüne gittiğini, orda çalışan ... adlı şahıs ile muhatap olduğunu, evrakı aldığını, 15 gün sonra da SRC belgesini gönderdiğini, masraf olarak 350,00 TL masraf istediğini, kendisinin gönderdiğini, 13.07.2015 tarihinde Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan savunmasında, SRC belgesi almak için Bakanlığa gittiğinde kendisini kapıda bekleyen şahısların ne için geldiğini sormaları üzerine durumu anlattığını, kendilerinin yardım edeceğini, hatta sınava bile girmesine gerek olmadığını söyleyip belgelerini ... adlı şahsa verdiğini,... adına 200,00 TL para yatırdığını, belgenin sahte olduğunu bilmediği şeklinde savunmada bulunduğu, kovuşturma aşamasında alınan savunmasında da benzer şekilde savunma yapmış olduğu belirlenmiştir.
3. Soruşturma aşamasında polis memuru bilirkişisinden alınan 25.06.2015 ve 27.10.2015 tarihli bilirkişi raporlarına göre; suça konu SRC4 belgesinin sahte olduğunun ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğunun rapor edildiği belirlenmiştir.
4. Mahkeme tarafından suça konu belgenin duruşmaya getirtilip, incelenmek suretiyle özellikleri tutanağa geçirilmiş, belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirlenmiştir.
5. Mahkeme kabul ve uygulamasına göre, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit görülmekle, anılan suçtan cezalandırılmasına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
1.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulamasında, hükümden önce 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.Sanığın aşamalarda birbiri ile çelişen savunmada bulunmuş olması, sınava dahi girmeden belgeyi aldığına yönelik ikrarda bulunmuş olması, savunmasında bahsettiği şahsın dinlenilmemiş olmasının sonuca etkili görülmediği, sanık hakkında yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile erteleme hükmünün uygulanmadığı ve takdiri indirim maddesi uygulanarak cezada indirim yapıldığı anlaşılmakla, sanığın eksik araştırma ile karar verildiğine, suç kastının bulunmadığına, gerekçe gösterilmeden erteleme kararı verilmediğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Eskişehir (Kapatılan) 10. Asliye Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2016/33 Esas, 2016/536 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2024 tarihinde karar verildi.