Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2014 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 197 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.

2. Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2016 tarihli kararı ile sanıklar hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4 yıl hapis ve 45.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

A. Sanık ...'un temyiz isteği;

1. Atılı suçu işlemediği halde tek bir mağdurun beyanına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulduğuna,

2. Sabıkasının olmaması ve sahte para miktarının azlığı gözetilerek alt sınırdan hüküm kurulması gerekirken teşdiden hüküm kurulduğuna,

3. Takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığına ilişkindir.

B. Sanık ...'in temyiz isteği;

1. Teşhis tanıklarının beyanlarının hatalı değerlendirildiğine,

2. Teşdiden ceza tayininin hatalı olduğuna ilişkindir.

C. Sanık ...'ın temyiz isteği;
Atılı suçu işlemediği halde hakkında teşdiden mahkumiyet hükmü kurulduğuna ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanıkların sahte para tedavüle koydukları iddiasına ilişkindir.

2. a) Suçtan zarar gören ...'in, 18.10.2010 tarihinde çalıştığı petrole 03 ** *** plakalı bir araçla gelen sanık ...'ın kendisine sahte 100,00 TL vererek 20,00 TL'lik LPG aldığını beyan ederek müracaatta bulunduğu,
b) Araç plakasından yapılan araştırma neticesinde tespit edilen sanık ... savunmasında, verdiği paranın sahte olmadığını, verdiği paranın nereden eline geçtiğini bilmediğini ifade ettiği,
c) Kovuşturma aşamasında beyanına başvurulan suçtan zarar görenin, sanık ...'ın sanık ... ile birlikte toplamda dört kişi gelip gaz aldıklarını, sahte parayı verenin sanık ... olduğunu beyan ettiği belirlenmiştir.

3. a) Suçtan zarar gören ...'ın, 20.10.2010 tarihinde 5-6 kişinin yanına gelerek kendisinden 1 adet büyükbaş, 4 adet küçükbaş hayvan alıp 6.600,00 TL para verdiklerini, 03 ** *** plakalı bir kamyonete yükleyip götürdüklerini, hatta hayvan satım sırasında yanında aynı köyde ikamet eden ...'ın da bulunduğunu beyan ederek müracaatta bulunduğu,
b) 22.10.2010 tarihli tutanak ile yapılan araştırmada, bahse konu köye gelen şahsın sanık ... olduğu, hatta diğer şahısları da bu şahsın getirdiğine dair tespit yapıldığı belirlenmiştir.
c) 27.10.2010 tarihli yüzleştirme tutanağı ile suçtan zarar gören ...'ın, sanık ...'ı eliyle göstererek "Bu şahıs bana para veren şahıs değildir. Fakat o gün hayvanlarıma müşteri getiren şahıstır." şeklinde beyanda bulunduğu, sanık ...'u eliyle göstermek suretiyle "Ben bu şahsı tanımıyorum. Bu olay günü bana sahte para veren şahıslardan değildir." şeklinde beyanda bulunduğu,
d) 27.10.2010 tarihli teşhis tutanağı ile tanık ...'ın ise, sanıklar ... ve ...'un fotoğrafları gösterildiğinde (1) ve (2) numaralı fotoğrafta bulunan sanık ...'un satış esnasında gelen alıcılardan birisi olduğunu, hayvanları bizzat yükleyen şahıs olduğunu, pazarlık yapanların arasında bulunduğunu beyan ederek teşhiste bulunduğu belirlenmiştir.
e) Suçtan zarar gören ...'ın gelen şahıslar arasında sanık ...'i teşhise elverişli fotoğrafları üzerinden teşhiste bulunarak olay günü hayvanları almaya gelen şahıslar arasında olduğunu, suçtan zarar görenin yeğeni olan ...'nin ise sanıklar ..., ... ve ...'i fotoğraf üzerinden teşhis ederek üç şahsın da hayvanları almaya gelen şahıslar arasında olduğunu beyan ettiği belirlenmiştir.

4. T.C. ... 01.10.2013 tarihli Sahte Banknot / Efektif / Değerli Kağıt İnceleme ve Değerlendirme raporu ile 5 adet A333 232 547 seri numaralı olmak üzere 20,00 TL'lik, 2 adet A 003 269 413,2 adet A072 299 331,2 adet A091 436 435 seri numaralı olmak üzere toplamda 6 adet 200,00 TL, 27 adet A177 831 285,17 adet A177 831 282,8 adet A177 831 284 seri numaralı olmak üzere 100,00 TL, 3 adet A 343 249 781,2 adet 333 232 547,1 adet A370 163 442 seri numaralı olmak üzere 20,00 TL'lik banknotların sahte olduğu, aldatma kabiliyetinin olduğu, yapılışındaki özen ve ustalık derecesi nedeniyle sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılamayacağı, para destesi veya paketi içinde yer alması durumunda sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılmasının mümkün olmadığı, uzmanlarca veya veznedarlar gibi para işinin bir parçası olan insanlarca sahte olduğunun anlaşılacağı, taranan orjinal banknot görüntüsünün inkjet yazıcıdan çıktı alınması suretiyle taklit edildiği belirlenmiştir.

A. Cezanın Teşdiden Tayin Edilmesi Yönünden
5237 sayılı Kanun'un "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" başlıklı 3 üncü maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası;
"(1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
.."
Aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci
fıkrası;
"(1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında
temel cezayı belirler.
.."
Yukarıda yazılı madde metinleri, cezanın belirlenmesinde, temel kurallar olup suçun hangi şekilde işlendiği, kullanılan araçların neler olduğu, zarar ve tehlikenin ağırlığı ile kusurun oranı tespit edilerek hâkim cezayı belirler. Hukuka aykırı olan fiilin ortaya çıkardığı haksızlık durumu derecelendirmeye tabi tutulabilir. 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında belirtilen tüm unsurlar bir bütün olarak değerlendirilerek, işlenen suç ile orantılı olacak şekilde bir ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunur. Hâkime tanınan yetki, alt ve üst sınırlar dahilinde cezayı belirlemektir. Ölçülülük ilkesi gereğince değerlendirmeyi bu sınırlar dahilinde yapacak olup, dosyadaki delilleri değerlendirerek, kişiye en uygun yaptırıma karar verirken, amaç sanığı cezasızlaştırmak, yalnızca lehine olan hükümleri uygulamak değildir. Mağdurun da mevcut durumda suçtan hangi oranda zarar gördüğü önemlidir. Dosya bir bütün olarak ele alınır ise o aşamada ceza bireyselleştirilebilir. Aksi halde her durumda aynı ceza ve güvenlik tedbirine başvurulur.
Hâkime kanun ile verilen takdir yetkisi sınırsız değildir. Hâkime cezanın bireyselleştirilmesinde takdir yetkisinin tanınmasının sebebi, suça ilişkin en uygun cezanın verilebilmesini sağlamaktır. İşlenen suçun oranı ile verilen cezanın oranının eşit olması halinde mağdurun daha fazla mağdur edilmesinin önüne geçilecektir. Dava konusu olayda, "piyasaya sürülen sahte paranın miktarı, sanıkların suç işleme bilincindeki yükseklik karşısında kasta dayalı kusurlarının ağırlığı, eylemin planlı ve organize şekilde birden fazla sanık tarafından gerçekleştirilmesi, suçun işlenmesindeki özellikler" göz önünde bulundurularak sanıklar hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmaması Yönünden
Türk ceza hukukunda benimsenen serbest takdir sisteminde cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin varlığını kabul ve değerlendirme yetkisinin tamamen hakime ait olduğu, Mahkemece "sanıkların olay sonrası katılan ...'ın zararını gidermemiş olmaları, eylemin öncesinde ve eylem sırasında planlı ve organize şekilde hareket etmelerine göre suç işleme bilincindeki yükseklik, katılanın şikayetinin devam etmesi nedeniyle sanıkların kişiliklerinin değerlendirilmesinde aleyhe kanaat edinildiği" belirtilerek sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Teşhis İşlemine Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Her ne kadar sanık ..., 27.07.2021 tarihli dilekçesi ile sanık ...'u değil ...'ı teşhis ettiğini beyan etmiş ise de, tanık ...'nin hayvanları almaya gelen şahıslar arasında sanık ...'un da olduğuna ve suçtan zarar gören ...'in sanık ...'ın ... ile birlikte toplamda dört kişi gelip gaz aldıklarına dair beyanlarına göre tanık ...'ın temyiz aşamasında sunduğu dilekçesinin, sanık ...'u suçtan kurtarmaya yönelik olduğunun anlaşılması karşısında, teşhis işlemine dair yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

D. Diğer Yönlerden

1. Sanık ...'ın, 18.10.2010 tarihli petrol alımında bir adet sahte 100,00 TL tedavüle koyması eyleminden sonra tespiti yapılıp ifadesine başvurulduğu, yakalanma ile fiili kesintinin oluştuğu gözetilerek 20.10.2010 tarihli eylemine ilişkin ayrıca cezalandırılması gerekirken eylemlerin tek suç kabul edilerek tek bir mahkumiyet hükmü kurulması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Suçtan zarar görenlerin anlatımları, sanık savunmaları, ... raporları, teşhis tutanakları ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek sahte yüklü miktarda sahte paraları tedavüle koyduklarının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2016 tarihli kararında sanıklar tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2024 tarihinde karar verildi.