B O Z M A Ü Z E R İ N E

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan katılanlar ... ve ...'e yönelik eylemlerinden dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52,53,58 maddeleri gereğince 2 kez 3 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.... 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay(Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 01.11.2017 tarihli ve 2017/20893 Esas, 2017/22099 Karar sayılı kararı ile uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.... 44. Ceza Mahkemesinin, 12.11.2020 tarihli ve 2018/612 Esas, 2020/1186 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan katılan ... ve ...'e yönelik eylemlerinden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52,53,58 maddeleri gereğince 2 kez 3 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz isteği; temyiz talebinde bulunduğuna, kararın bozulmasına ilişkindir.

Katılan ...'ın davalarını takip etmek için bir avukat aradığı, bir arkadaşı aracılığı ile kendisini avukat olduğunu söyleyen ve iş yeri tabelasında da avukat olarak geçen sanık ... ile görüştüğü ve avukat olarak çalışan ... adına noterden vekâlet çıkarttığı ve peyderpey sanığa 70.000,00 TL parayı verdiği, ancak sonradan davalarında bir sonuç alınamadığı ve şüphelenmesi üzerine araştırdığında sanığın avukat olmadığını anlayarak şikâyetçi olduğu, katılan ......in de benzer şekilde avukat olarak sanıkla anlaştığı, ona davasını takip etmesi için 117.000,00 TL ödeme yaptığı ancak daha sonra avukat olmadığını öğrendiği ve sanığın kendisini avukat olarak tanıtıp şikâyetçilerden menfaat temin ettiği, bu şekilde sanığın atılı suçu işlediği iddia olunan somut olayda; sanık kendisinin avukat olmadığını sadece hukuk danışmanlık şirketi bulunduğunu belirtmiş ise de olayın bu şekilde gerçekleşmediği, her iki şikâyetçiye kendisini avukat olarak tanıtarak şikâyetçilerin davalarının takibi hususunda onlardan yüklü miktarda paralar aldığı ve apartman girişinde ki tabelada dahi avukat ... şeklinde gözüktüğü, dinlenen tanık beyanları ile de bu hususun doğrulandığı ve dolayısıyla sanığın kendisini avukat olmadığı halde avukat olarak tanıtıp buna ilişkin bir avukatlık bürosu tanzim edip sekreter ve çalışanlar ve ücretli avukatta çalıştırmak sureti ile buranın bir avukatlık bürosu olarak hizmet verdiği konusunda inandırıcı görüntü sağlayarak katılanlardan menfaat temin etmek sureti ile her iki katılana yönelik dolandırıcılık suçlarını işlediği gerekçesiyle temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerlee ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2024 tarihinde karar verildi.