Mağdurlar ... ve Turhan'ın ifadelerinde şikayetçi olmadıklarını beyan etmesi nedeniyle mağdurlar vekilinin eziyet suçundan kurulan hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk hakkında kasten yaralama suçundan hükmolunan netice cezaların türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükümlerin kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, katılanlar vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemlerinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği reddine karar vermek gerekmiştir.
Suça sürüklenen çocuk hakkında eziyet suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden suça sürüklenen çocuk müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.11.2015 tarihli iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında eziyet ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 96 ncı maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca iki kez, 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca üç kez cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır.
2. Hatay 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında ..., ..., ... Molla'ya yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca üç kez 1.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; ... ve .....'a yönelik eziyet suçundan 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin birinci fıkrası delaletiyle ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
A. Katılanlar vekilinin temyiz isteği;
Cezanın artırılarak tayin edilmesi gerektiğine,
B. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği;
Basit yaralama ve eziyet suçundan kurulan hükümlere yönelik mahkumiyeti gerektiren somut delil olmadığına ilişkindir.
1. Dava konusu olay, suça sürüklenen çocuğun kendisi ile birlikte aynı koğuşta kalan mağdurların eziyet çekmesine yol açacak nitelikte davranışlarda bulunduğu iddiasına ilişkindir.
2. Mağdurlar ... ve Rıdvan beyanlarında, kendileri ile aynı koğuşta kalmakta olan suça sürüklenen çocuğun olay günü kendilerini yatakhane kısmına çağırarak poşet yakıp ellerine ve cinsel organlarına damlattığını, darp edip üzerlerine idrarını yaptığını, birbirlerine dövdürttüğünü, tükürüp zorla yalattığını ve koğuştakilerden üzerlerine atlamalarını istediğini beyan ederek müracaatta bulundukları belirlenmiştir.
3. a. Mağdur ... hakkında Cezaevi Aile Sağlığı Merkezinin 19.10.2015 tarihli raporu ile sol kolda yaklaşık 2 günlük 2 adet 3 er cm'lik 2 adet, sağ dirsekte yaklaşık 2x3 cm'lik hematom mevcut olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilir nitelikte olduğu, ayrıca 23.10.2015 tarihli raporda, penis dorsal (sırt) bölgesinde orta hatta yaklaşık 1 cm çapında 2-3 mm derinliğinde lezyon mevcut olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu,
b) Mağdur ... hakkında Antakya Devlet Hastanesinin 18.10.2015 tarihli raporu ile sağ göz altında 3x2 cm'lik şişlik ve ekimoz, sırtta her iki tarafta çok sayıda yaygın ekimotik lezyonlar, sağ yanakta 3x2 cm ekimoz, sol yanakta 2x1 cm ekimoz, sağ gözde 0.5x0.5 cm kızarıklık, sol el avuç içinde 4 adet 0.5x0.5 cm yanıklar, sağ el lateralde 5x3 cm ekimoz ve şişlik mevcut, basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu, Hatay Antakya Devlet Hastanesinin 16.11.2015 tarihli raporu ile yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilir nitelikte olduğu, ayrıca Cezaevi Aile Sağlığı Merkezinin bila tarihli raporunda, penis dorsal bölgesinde distal kısımda ve penis başı superiorunda olmak üzere 2 adet 0,5 cm çapında yaklaşık 2-3 mm derinliğinde lezyon mevcut olduğu ve basit tıbbi müdahale ile giderilir nitelikte olduğu belirlenmiştir.
4. Mağdurlar tarafından anlatılan olayın aynı koğuşta bulunan bir kısım hükümlüler tarafından da doğrulandığı, yine aynı koğuşta kalan mağdurlar ..., ..., ... tarafından da doğrulanarak kendilerinin de suça sürüklenen çocuk tarafından darp edildiklerini beyan ederek şikayetçi oldukları belirlenmiştir.
1. Şahıslar aleyhindeki suçlarda teselsül hükümlerinin uygulanamayacağına ilişkin 04.12.1929 gün 26/20 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile suça sürüklenen çocuğa yüklenen suçun niteliği gözetilerek, suçun mağdur sayısınca oluşacağı nazara alınmadan 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. 5237 sayılı Kanun'un "Eziyet" başlıklı 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında eziyet suçunun maddi unsuru, “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştirmek” şeklinde belirtilmiş, ancak bu davranışların ne olduğu somut olarak ortaya konulmamıştır. Ancak maddenin gerekçesinde; eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerektiği belirtilmiştir. Böylece kanun koyucu işkence suçuna ilişkin 94 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki tanıma, eziyet suçunu düzenleyen 96 ncı maddenin metninde değil, gerekçesinde yer vererek eziyet suçunda fiilin arz ettiği özellikleri belirlemiştir. Bu durumda eziyet suçu ile işkence suçu, maddi unsuru bakımından benzerlik göstermektedir. Ancak eziyet suçu bakımından maddenin gerekçesinde, işkence suçunda öngörülen “algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine” yol açacak hareketten söz edilmemektedir.
Eziyet serbest hareketli bir suçtur. Mağdurun gerek bedensel gerek ise ruhsal yönden acı çekmesine neden olacak, mağdurda utanma, korku, acizlik ve değersizlik duygusu uyandırıp onurunu zedeleyecek hareketler eziyet kapsamındadır. Bu suç tipinde mağdur, objektif olarak aşağılayıcı ve eza verici hareketler aracılığıyla, insan olma niteliğinin gerekli kıldığı düzeyin objektif olarak altında kalan ve kişiliğinin derhal ya da ileride gelişebilmesi için gerekli olan dengeye olarak etki edebilecek muamelelere tabi kılınmaktadır.
Eziyet teşkil eden fiiller, kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedir. Eziyetten söz edebilmek için, maddenin gerekçesine göre eziyet oluşturan fiillerin sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sistematik olmaktan kastedilen, mağdura karşı yapılan birden fazla saldırının, genel bir tutum çerçevesinde gerçekleştirilen davranışların bir parçası olması ya da önceden kararlaştırılmış, organize ve düzenli bir seyir izlemesidir. Sistematik olma hali, hareketlerin eziyet suçunu oluşturup oluşturmadığını tespite yarayan kriterlerden biridir. Hareketlerin sistematik biçimde uygulanması, mağdura yönelik davranışların belli bir süreç içinde düzenli ve bir bütünlük arz eder biçimde yapılmasını gerektirir. Bu sebeple mağdura yönelik hareketler, fail tarafından bilerek ve istenerek belirli bir süreçte genel bir tutum çerçevesinde bir bütünün parçası olarak veya belirli bir plan dahilinde işlenirlerse eziyet suçu oluşur. Burada çeşitli nitelikteki hareketler objektif olarak belirli bir şiddeti içermekte, asgari düzeyde bir ağırlığa ulaşmaktadır. Hareketler bir bütün halinde objektif olarak eziyet teşkil edecek boyuta ulaştığında, başka bir deyişle asgari bir düzeyde şiddete ulaştığında suç tamamlanmış olacaktır. Dava konusu olayda, suça sürüklenen çocuğun kendisiyle aynı koğuşta bulunan mağdurlara yönelik poşet yakıp ellerine ve cinsel organlarına damlatma, darp edip üzerlerine idrarını yapma, tükürüp zorla yalatma ve birbirlerine dövdürtme şeklinde sistematik bir şekilde gerçekleştirdiği eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi kapsamında eziyet suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
4. Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde;
a) Suça sürüklenen çocuğun eylemini, çocuklara karşı işlediği kabul edilmesine rağmen hüküm kurulurken önce 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin birinci fıkrası ve devamında aynı Kanun hükmünün ikinci fıkrasının (a) bendinin uygulanması suretiyle kademeli uygulama yapılması,
b) Gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında eziyet suçuna ilişkin suç tarihinin "16.10.2015" yerine "18.10.2015" olarak yazılması,
c) 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası uyarınca belirlenen 5 yıl hapis cezasından aynı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1/3 oranında indirim yapılırken sonuç cezanın "3 yıl 4 ay" yerine "4 yıl 2 ay" hapis cezası olarak tayin edilmesi, dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
A. Katılanlar ..., ..., ... Molla vekilinin ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin kasten yaralama suçundan kurulan hükümlere ilişkin temyizleri yönünden;
Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan netice cezaların türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükümlerin kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, katılanlar vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemlerinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Mağdurlar ... ve Rıdvan vekilinin eziyet suçundan kurulan hükme ilişkin temyizi yönünden;
Mağdurlar ... ve Rıdvan'ın 17.03.2016 tarihli duruşmada suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmadıklarını beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatlarının bulunmadığı, vekilinin de bu mağdurlar yönünden katılan vekili sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, mağdurlar vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin eziyet suçuna ilişkin temyizi yönünden;
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Hatay 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında eziyet suçuna ilişkin suç tarihi olarak yazılı bulunan "18.10.2015" ibarelerinin çıkartılarak yerlerine "16.10.2015" yazılması, hükmün (A) bölümünün birinci fıkrasında yer alan "TCK.nın 96.maddesinin 1.fıkrası delaleti ile" ibaresinin çıkartılması, aynı bölümün üçüncü fıkrasında yer alan "4 YIL 2 AY" ibaresinin çıkartılarak yerine "3 YIL 4 AY" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2024 tarihinde karar verildi.