Mahkûmiyet
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, sanığın mahkumiyetine dair hükmün, sanığın yüzüne tefhim edildiği 09.03.2016 tarihinde sanığın başka suçtan ...Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğunun, sanığın yüzüne tefhim edilen hükümde temyiz dilekçesini cezaevi aracılığı ile de gönderebileceğine dair açıklama bulunmadığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 34/2 ve 232/6. maddelerinde belirtilen şekilde kanun yoluna başvuru şekli, mercii ve sürenin başlama tarihi, şüpheye yol açmayacak surette açık biçimde gösterilmesi zorunluluğuna bu şekilde aykırı davranıldığının anlaşılması nedeniyle, sanığın mahkumiyet hükmüne yönelik 17.03.2016 tarihli temyiz istemi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2016/127 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1. Sanık temyiz dilekçelerinde özetle; duruşma tutanağı ve gerekçeli kararın tarafına ulaşmadığı, kararı temyiz ettiğini belirtmiştir. Sanığa 25.03.2016 tarihinde gerekçeli karar tebliğ edilmiş, sanık 18.08.2023 tarihli dilekçesinde, anti sosyal kişilik bozukluğu teşhisi nedeni ile askerliğe elverişli olmadığına dair raporu bulunduğu, bu nedenle 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin değerlendirilmesi için kararın bozulmasını istemiştir.
2. Sanık müdafii temyizinde özetle; sanığın ifadelerinden anlaşılacağı üzere tamamen masum olduğu, beraatinin gerektiği, hiçbir somut delil bulunmadığı, şüpheden sanığın yararlanacağını savunmuştur.
1. Sanığın kolluk görevlilerine sahte nüfus cüzdanı ibraz ettiği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık özetle; suçu ikrar etmiştir.
3. Ekspertiz raporunda özetle; sahte nüfus cüzdanının külliyet sahte ve aldatıcılık niteliğini haiz olduğu belirtilmiştir.
1. Mahkemece duruşmada suça konu nüfus cüzdanı üzerinde gözlem yapıldığı, özelliklerinin duruşma tutanağına dercedildiği anlaşılmakla, Mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Ancak;
Tekerrüre esas alınan Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2009/879 Esas, 2011/88 Karar sayılı kararına yönelik olarak aynı Mahkeme'nin 10.05.2019 tarihli ek kararı ile hükümdeki "mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına" dair bölümün hükümden çıkartılmasına" şeklinde karar verildiği, bu nedenle eldeki temyiz incelemesine konu Mahkeme hükmünde sanığa mükerrirlere özgü infaz rejiminin "ikinci kez" uygulanmasına karar verilemeyeceği, ayrıca, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesi gerekliliği nedenleri ile karar hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2016/127 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan tekerrüre ilişkin ilişkin paragraftan “ikinci kez mükerrirlere” ifadesinin çıkartılması ve hak yoksunluklarına ilişkin paragrafa "5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2024 tarihinde karar verildi.