SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat
Sanığın temyizi yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanığın hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı; o yer Cumhuriyet Savcısı'nın temyizi yönünden ise o yer Cumhuriyet Savcısı'nın 08.03.2016 tarihli hükmü, resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanmak suçları yönünden, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinde öngörülen 1 aylık temyiz süresi geçtikten sonra, 28.04.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/809 Esas, 2016/231 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesi delaleti ile 267 nci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık temyizinde özetle; mahkumiyet hükmünü temyiz etmek istediğini belirtmiştir.
1. İddianamede özetle; sanığın parada sahtecilik suçundan yakalandığında kolluk görevlilerine sanığın şikayetçi adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesini göstererek kendisini şikayetçi olarak tanıttığı, kolluğun bu sürücü belgesine istinaden parada sahtecilik suçundan şikayetçi adına adli işlem başlattığı, parmak izi araştırması ile durumun anlaşıldığı, sanığın sahte sürücü belgesini yırtıp yakıp attığını beyan ettiği ileri sürülmüştür.
2. Sanık özetle; firari olduğundan polislere sahte sürücü belgesi ibraz ettiğini, sonrasında bu sahte sürücü belgesini yakıp attığını savunmuştur.
3. Sahte sürücü belgesinin ele geçmediği dosya kapsamından anlaşılmıştuır.
4. UYAP üzerinden yapılan incelemede, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/254 Esas, 2015/47 Karar sayılı gerekçeli kararında; sanığın, şikayetçinin kimlik bilgilerini kullanması sonucu şikayetçi hakkında kamu davası açıldığı, yargılama sonunda beraatine karar verildiğinin belirtildiği görülmüştür.
5. Mahkemece yukarıda belirtildiği şekilde resmi belgecilik suçundan beraat, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
A. O Yer Cumhuriyet Savcısı'nın Temyizi Yönünden
O yer Cumhuriyet Savcısı'nın 08.03.2016 tarihli hükme karşı, resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanmak suçları yönünden, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinde öngörülen 1 aylık temyiz süresi geçtikten sonra, 28.04.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmıştır.
B. Sanığın Temyizi Yönünden
Sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin 11 inci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
A. O Yer Cumhuriyet Savcısı'nın Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Cumhuriyet Savcısının temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanığın Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/809 Esas, 2016/231 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2024 tarihinde karar verildi.