Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2016 tarihli ve 2016/67 Esas, 2016/534 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi gerektiğine ilişkindir.

Başka suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyetlerinin bulunması nedeniyle çıkartılan yakalama emrine istinaden yapılan araştırma kapsamında yakalanan ve kendisinden kimlik isteyen polis memurlarına, üzerinde kendisine ait fotoğraflar bulunan ancak şikâyetçinin kimlik bilgilerini ihtiva eden nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini ibraz eden sanık hakkında açılan kamu davasında; sanığın ikrarı, suça konu belgelerin tamamen sahte ve aldatma niteliğine haiz olduklarına dair uzmanlık raporu, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca toplanan delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamış; gerekçeli karar başlığında "13.01.2015" olarak yanlış gösterilen suç tarihinin, Mahkemece "13.01.2016" olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca indirim yapılırken sonuç cezanın 2 yıl 1 ay yerine 1 yıl 13 ay hapis olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından; mükerrir olan sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamda birden çok mahkûmiyet hükmünün bulunduğu gözetilmeden, hangi mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas alındığının gösterilmemesi isabetsizliği, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı kararında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması hâlinde bunlardan en ağırının infaz aşamasında gözetileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen tüm temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.06.2016 tarihli ve 2016/67 Esas, 2016/534 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2024 tarihinde karar verildi.