Esastan ret

Taraflar arasındaki TÜRK PATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2007/37401 sayılı, ‘... ÖÇS+ŞEKİL’ ibaresini 06. ve 08. sınıflarda tescil edilmek üzere yaptığı marka başvurusunun 6. ve 8. sınıfta yer alan bir kısım mallar yönünden reddine karar verildiğini, bu nedenle açtıkları davanın lehlerine sonuçlanmasının ardından başvurunun reddine karar verilen 6. ve 8. sınıf mallar yönünden ilan edildiğini, başvurunun ilanına davalı Şirketin "..." ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek başvurunun 6. sınıf emtia yönünden reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da YİDK'in 2017-M-5967 sayılı kararı ile reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin dava konusu ibarenin gerçek hak sahibi olduğunu, markalar arasında 06. sınıf yönünden benzerlik bulunsa da, bu sınıfın içeriğine bakıldığında farklı olduklarının açıkça görüleceğini, redde mesnet markada 06. sınıf “hırdavatçı eşyası, metalden mamül çiviler, vidalar, civatalar, somonlar, pimler, pullar…” gibi malların bulunmadığını, taraf markalarının farklı mal ve hizmetler açısından kullanıldıklarını, iltibas ihtimali bulunmadığını ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptalini ve başvurunun reddedilen 6. sınıf mallar yönünden de tesciline karar verilmesini istemiştir.

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında uyuşmazlık konusu mallar yönünden iltibas bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; 1979 yılında soyadlarını koyarak kurmuş oldukları davalı Şirketin Türkiye’deki nalburiyeciler, hırdavatçılar ve inşaat yapan müteahhit firmaları, taşeron firmaları ve ustaları tarafından, “... ÇİVİ” olarak tanındığını, dava konusu ibare üzerinde kazanılmış hakları bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; gerek davalı itirazına mesnet teşkil eden ve markanın esaslı unsuru konumunda bulunan ... ibaresinin davaya konu marka başvurusunda birebir yer alması gerek davaya konu marka başvurusunun tescil edilmek istendiği sınıflar ile redde mesnet markanın tescil kapsamları arasındaki ayniyet/benzerlik ve gerekse bu sınıfların hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat ve algı seviyesi çerçevesinde bir değerlendirme yapıldığında, markalar arasında, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında halk nezdinde karıştırılmaya neden olacak derecede bir benzerliğin bulunduğu, davacının ... ibaresi üzerinde öncelikli hak sahibi olduğu ve bu anlamda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasının mevcut uyuşmazlıkta dinlenilmesi imkânı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporlarına karşı itirazlarını karşılar şekilde aralarında sektör bilirkişisinin de yer aldığı yeni bir heyetten rapor alınması talepleri karşılanmadan yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu ibareyi 1995 yılından beri aktif olarak kullandığını, redde mesnet markalar kapsamında yer alan mallar ile uyuşmazlık konusu malların farklı olduğunu, redde mesnet markada 06. sınıf “hırdavatçı eşyası, metalden mamül çiviler, vidalar, civatalar, somonlar, pimler, pullar…” gibi malların bulunmadığını, müvekkili Şirketin esas iştigal konusunun her tür çivi türleri olması nedeniyle dava konusu ibarenin tesciline engel bulunmadığını, sınıflandırma açısında da aralarında benzerlik olmayan taraf markalarının farklı sektörlerde farklı mal ve hizmetler için kullanılacağını, iltibas ihtimali bulunmadığını, işaretler bakımında da benzerlik olmadığını, müvekkilinin öncelik hakkı bulunduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilikişi heyetinde uyuşmazlık konusu mallar ile ile ilgili sektör bilirkişisi yer almadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... ÖÇS+şekil" ibareli başvuru ile 2007/34996 sayılı, "... DEMİR TİCARET ve SANAYİ A.Ş." ibareli redde mesnet marka arasında, uyuşmazlık konusu 6. sınıf mallar bakımından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olduğu, zira redde mesnet markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen yer aldığı, başvuruda yer alan diğer unsurların yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı gibi uyuşmazlık konusu 6. sınıf mallar ile redde mesnet marka kapsamında yer alan 6. sınıf malların aynı ve benzer bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça taraf markaları kapsamında yer alan malların farklı olduğu ileri sürülmüşse de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiği, Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında taraf markalarının emtia karşılaştırmasının açıklanan kriterler çerçevesinde ayrıntılı ve denetime elverişli şekilde yapıldığı, kök ve ek bilirkişi raporlarındaki emtia benzerliğine ilişkin tespitlerin Dairece de yerinde görüldüğü, açıklanan nedenlerle davacının bu yöne ilişen istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı, diğer taraftan davacının gerçek hak sahipliği iddiasının, marka başvurusunun kısmen reddine ilişkin Kurum kararının iptaline ilişkin işbu davada tartışılmasının mümkün bulunmadığı, diğer bir deyişle gerçek hak sahipliğinin ancak 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, marka tescil başvurusuna itiraz hakkı sağlayacağı, bunun dışında marka hukukunda tescilde teklik ilkesi söz konusu olduğundan, kendisinden önce tescilli bir marka mevcutken, öncelik hakkına dayanarak tescilsiz bir markanın tesciline imkan vermeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen dikkat edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava,YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.