İNCELENEN KARARIN;
İlk derece mahkemesince CMK'nun 223/2-e maddesi gereği verilen beraat kararının kaldırılarak sanığın mahkumiyetine dair karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik olarak sanık müdafii tarafından yasal süre içerisinde gerekçe içermeyen temyiz dilekçesi verildiği, gerekçeli kararın sanık müdafiine tebliğ edildiği 30.10.2019 tarihinden sonra, CMK'nın 295. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde ayrıntılı temyiz dilekçesi verilmediği anlaşılmış ise de; Bölge Adliye Mahkemesi
gerekçeli kararının hüküm fıkrasında ve sanık müdafiine gerekçeli kararı tebliğ eden tebligat zarfında CMK'nın 295. maddesinde düzenlenen 7 günlük süreye ilişkin bir ihtaratın bulunmadığı anlaşıldığından temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanık ve müdafiinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.05.2018 tarihli ve 2018/81 Esas, 2018/225 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; 5271 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin 2 inci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine dair karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2019/1094 Esas, 2019/1467 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.12.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafi temyiz dilekçelerinde özetle;
-Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna,
-Yerel mahkeme kararının tartışılmadığına,
-Mahkumiyetin 230 uncu maddeye uygun gerekçe içermediğine,
-Hukuka aykırı elde edilen delillerin yargılamada kullanılmasının mümkün olmadığına,
-Kararın bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın ByLock vb. programları kullanmadığı, örgütün en önemli finans kaynaklarından biri olan Bank Asyada hesabı bulunmadığı, benzer suç şüpheli/ sanıklarıyla içeriği ve aidiyeti belli olmayan iletişim bilgisi bulunan, örgütle ilgi, iltisak ve aidiyeti mevcut dernek, sendika, vakıf vb. Kurumlara üyelik kaydı olmadığı, ülke gündemini oluşturması ve olağan kabul edilmesi gereken FETÖ/PDY soruşturmalarına ilişkin haber takibine ilişkin kayıtlar dışında ele geçen dijital materyallerde sanığın örgütle ilgi ve irtibatlı olduğu değerlendirmesine imkan tanıyacak herhangi bir veri/ olgu tespit edilemediği, tanığın, sanık ile ilgili beyanına ilişkin tarih nazara alındığında, somut delillerle desteklenmeyen veri inceleme raporları dışında sanık savunmalarının aksine, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içeren davranış ve eylemleri bulunduğunu doğrulayan, bu sanığın üzerilerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğine dair, mahkumiyetine yeter derece ve nitelikte, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı belirtilerek beraatine dair karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın Emniyet Müdürlüğü içerisinde komiser olarak görev yaptığı, dosyada yer alan veri inceleme raporuna göre sanığın FETÖ/PDY terör örgütü tarafından "B4" olarak kodlandığı, B4'ün "Fetö mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan ya da zaafı olan kişileri" ifade ettiği ayrıca sanık hakkında tanık sıfatıyla beyanı alınan R. Ç.'in "sanıklardan ... ile 2010 veya 2011 yılında Şırnak ilinde tayinen geldiğinde tanıştım. Onu da sohbete davet etmişler, benim sohbet grubuma katıldığında gördüm. Şırnak'tan önce sohbete gidip gitmediğini bilmiyorum. 2012 yılında benim tayinim çıkana kadar ...'ın sohbetlere devam ettiğini biliyorum ancak tayinim çıktıktan sonra kendisinin sohbetlere gidip gitmediğini bilmiyorum, sanık Himmet verirdi, benim sanık hakkındaki bilgim ve görgüm bundan ibarettir" şeklindeki beyanı da dikkate alınarak, sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararının kaldırılarak sanığın mahkumiyetine dair karar verilmiştir.
A. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan, kovuşturma aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesi uyarınca da resen müdafi görevlendirilmeyen sanığa, Anayasanın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesinin zorunlu sonucu olarak 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca müdafi görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanmasına netice verecek biçimde müdafi hazır bulundurulmaksızın mahkûmiyet hükmü kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 188 inci maddesinin birinci fıkrası, 197 nci maddesinin birinci fıkrası ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bentlerine muhalefet edilmesi,
B.Sanığın kullanmış olduğu farklı bir hat bulunup bulunmadığına ilişkin kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili bankalara yazı yazılarak sanığın bildirmiş olduğu hatların tespitinin sağlanması, bylock tespit edilemeyen hat dışında başka bir hat kullandığının anlaşılması halinde ilgili birimlerden söz konusu hatlarda bylock kullanımına ilişkin gerekli inceleme yapılarak, bylock kullandığının tespiti halinde bylock tespit ve değerlendirme tutanağının ilgili birimlerden talep edilmesi, ayrıca Uyap'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık ile ilgili araştırma yapılarak herhangi bir şüpheli beyanı bulunup bulunmadığı, var ise dosya içerisine getirtilmesi, gerekirse ilgili şahısların tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması, tüm bu delillerin CMK'nun 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nederle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2019/1094 Esas, 2019/1467 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2024 tarihinde karar verildi.