Davanın kabulü

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan bulunan 2153 ve 2154 parsel sayılı sıra ile 107.100 ve 52.900 metre kare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kayıtlarına, miras yolu ile intikale, tapu dışı paylaşma, zilyetlik ve bağışa dayanılarak ... çocukları ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir.
Hazinenin tapu kaydı yüzölçümü fazlalığı bulunduğunu ileri sürüp itirazı sebebi ile komisyonca 2153 parsel sayılı taşınmaz ile 2154 parsel sayılı taşınmazın komisyon haritasında (A) ile işaretli 45465 metre karelik bölümün Hazine adına tespitine, 2154 parselin kalan 7436 metre kare bölümün tespit gibi ... ve paydaşları adına tespitine karar verilmiştir.
... ve paydaşları komisyon kararına karşı tapu kaydı ve zaman aşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır.
Mahkemece, 16.10.1986 tarihli ve 1983/178 Esas, 1986/8 Karar sayılı karar ile, taşınmazların veraset ilamına göre adları ve payları belirtilerek Çukur oğlu ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.02.1991 tarihli ve 1987/479 Esas, 1991/2428 Karar sayılı ilamı ile, eksik araştırma ve inceleme nedeni ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, davacıların dayanağı olan Mart 1335 tarih 71 ve 72 numaralı tapu kayıtları ile Mart 1931 tarih ve 48 nolu tapu kaydının yapılan keşfindeki uygulama sonunda dava konusu parseller ile birlikte aynı tapu kaydından revizyon gördüğünü, diğer parselleri de kapsadığı, ayrıca uygulama olanağı bulunan komşu parsellerin dayanak tapu kayıtları ve vergi kayıtları da sınır olarak dava konusu parselleri gösterdiği, zilyetlik konusunda ise mahalli ve tespit bilirkişileri dava konusu taşınmazların fiili olarak ...'un mirasçılarının kullandığını, ...'a taşınmazların babası ...'dan kaldığını, davacılar ve murislerinin taşınmazları uzun yıllardır kullandığını, taşınmazlarda çok uzun yıllardır arpa buğday çavdar ekildiğini, yerin mera ile ilgisinin olmadığını, dayanak tapu kayıtlarının dava konusu parselleri kapsadığını, taşınmazın olduğu mahallede örf adet gereği 1 dönümün 2000 metrekare olarak geçtiğini beyan ettikleri, dosyada mevcut Bayındır Tapulama Mahkemesinde görülmüş olan benzer bir davada tapu kaydı zemine uygulanarak 1 dönüm 2025 m2 üzerinden hesaplanarak 1979/1 Esas, 1983/25 Karar sayılı ilamı ile karara bağlandığı, ilgili kararın temyiz edildiği ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.05.1984 tarihli ve 4469/6889 sayılı ilamı ile onandığı, yine dosyada mevcut Bayındır Fen İşleri Müdürlüğünün 14.03.1885 tarihli cevap yazısında Bayındır ve havalesinde 1 dönüm mahalli örf ve adete göre (sinan dönümün) 2025 m2 olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği, mahalli ve tespit kişilerinin beyanları, dosyada mevcut örnek Tapulama Mahkemesinin 1979/1 Esas, 1983/25 Karar sayılı ilamı, dosyada mevcut Bayındır Fen İşleri müdürlüğünün 14.03.1885 tarihli cevap yazısı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu parsellerin bulunduğu bölgede tapunun tesis tarihinde dönümün 2.025,00 m² sinan dönümü olarak kullanıldığının anlaşıldığı, kadastro tespit dayanağı tapu kayıtlarından Mart 1931 tarihli ve 48 nolu tapu kaydı 100 dönüm, Mart 1335 tarih ve 71 nolu tapu kaydı 18 dönüm, Mart 1335 tarihli ve 72 nolu tapu kaydı 13 dönüm olup, toplam üç tapu kaydın miktarı 131 dönüm yaptığı, bu miktarın sinan dönüme çevrildiğinde 265.275,00 m²'ye tekabül ettiği, oysa itirazlı parseller ile birlikte aynı tapu kaydından revizyon gören diğer parsellerin yüzölçümleri toplamı ise komisyon raporunda da belirtildiği gibi 257.100,00 m² olduğu, diğer bir ifadeyle davacıların ellerinde tapu miktarından daha az yer bulunduğu, bu suretle dava konusu parsellerin davacıların dayandığı tapu kayıt kapsamında kaldığı ve bu tapu kayıtlarının sinan dönüme tahvili suretiyle elde edilen miktardan fazla bir yer bulunmadığı anlaşıldığından, davanın kabulü ile; davaya konu taşınmaz olan İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi, 2153 ve 2154 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin ayrı ayrı iptali ile taşınmazların ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 24.02.2022 tarihli ve 2022/284 Esas, 2022/260 Karar sayılı muris ...'un veraset ilamındaki yasal miras payları oranında mirasçıları adına tarla niteliği ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerek...cek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.