Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla ... 6. Tüketici Mahkemesince 2015/900 esas 2017/8 karar sayılı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi'nin 2017/442-2018/508 karar sayılı kararının süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı; ... ili, Demirtaş beldesinde 699 ada, 8 parsel sayılı taşınmazda bulunan 5 numaralı daireyi 70.000,00 TL bedel karşılığında davalıdan satın aldığını, satış bedelinin tamamını ödediğini, 14.04.2014 tarihinde daireyi tapudan devraldığını, 09.08.2014 tarihinden sonra yağan yağmurlar nedeniyle dairenin tabandan su aldığını, bunun neticesinde evde rutubet oluştuğunu, duvarlarda dökülmeler meydana geldiğini, bunun üzerine ... 14. Noterliği’nin 11.08.2014 tarih, 9993 yevmiye numaralı ihtarnameyi davalıya gönderdiğini, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılan tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda bağımsız bölümün ayıplı olduğunun belirlendiğini, taşınmazdaki ayıpların tamir suretiyle giderilemeyecek derecede olduğunu, bu nedenle bedel iadesi koşullarının oluştuğunu ileri sürerek bağımsız bölümün bedeli olan 70.000,00 TL'nin satış tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; bağımısz bölümün davacıya teslim edildiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunun kendilerine tebliği üzerine yalıtım ve izolasyon çalışmaları yaptıklarını, ayıpların ve maddi hasarın giderildiğini, bu hususu cevabi ihtarname ile davacıya bildirdiklerini, dolayısıyla ayıp iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile Borçlar Kanunu'nun 246. Maddesinin göndermesi ile 227/4 maddesi uyarınca 10.000,00 TL'nin 13/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek (ihtarnamenin tebliği) yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine, karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesince, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davacı ayıptan doğan haklardan sözleşmeden dönme ve bedel iadesini talep etmişse de, dosya kapsamına göre bu talebin hakkaniyete uygun olamayacağı kanaati ile TKHK m. 11/3 hükmü ile Genel Hükümlere yollama yapan 83/1.maddesi uyarınca TBK m. 227/3 hükmü gereği davanın kısmen kabulü ile bedel farkından ibaret 10.000,00 TL tazminatın ihtarnamenin tebliğ edildiği 20/08/2015 tarihinden itibaren verilen 7 günlük ödeme süresinin dolması ile temerrütün oluştuğu 28/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin ve diğer taleplerin reddine, karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

1-Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, davalının yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Davacı eldeki dava ile davalıdan satın aldığı konutun ayıplı olduğunu ileri sürerek sözleşmeden dönme hakkını kullanarak ödediği bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararına karşı davacının istinaf başvurusu üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesince ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı ayıptan doğan haklardan sözleşmeden dönme ve bedel iadesini talep etmişse de, dosya kapsamına göre bu talebin hakkaniyete uygun olamayacağı kanaati ile TKHK m. 11/3 hükmü ile Genel Hükümlere yollama yapan 83/1.maddesi uyarınca TBK m. 227/3 hükmü gereği davanın kısmen kabulü ile bedel farkından ibaret 10.000,00 TL tazminatın ihtarnamenin tebliğ edildiği 20/08/2015 tarihinden itibaren verilen 7 günlük ödeme süresinin dolması ile temerrütün oluştuğu 28/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin ve diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
6502 sayılı yasa 11/3. maddesi hükmü ile “Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.” düzenlemesi yapıldığı gibi yine Türk Borçlar Kanunu’nun 227/4. maddesi hükmü ile de “Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.” düzenlemesi kanun koyucu tarafından öngörülmüş olup, birbirini tamamlayan bu iki hüküm ile yasa koyucu temel hukuk prensibi olarak iyiniyet kurallarının hayata geçirilmesini hedeflemekte ve her ne kadar seçimlik hakları yasa ile sayılmış ve bu seçimlik hakların içerisinde herhangi birini tercih etme bakımından tüketici serbest bırakılmış ise de, bunun sınırı olarak iyiniyet kuralları ve tarafların hak ve menfaatler dengesi nazara alınmak suretiyle sözleşmenin ayakta tutulması sağlanırken varlığı tespit ve kabul edilen ayıp nedeniyle tüketicinin bir kayıp veya zarara uğramasının da önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu konutun ayıplı olduğu kabulü yapılmış ve ancak sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceği değerlendirilmesi yapılmak suretiyle 10.000,00 TL değer kaybı şeklinde oluşan maddi zararın tazmini hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece; hakimin takdiri ile davacının talebi hakkaniyet gereği değiştirilmek suretiyle kabul edilmiş olması halinde davacı tarafın aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi mümkün değildir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince davacının bu talebine ilişkin olarak takdir hakkı kullanılmak suretiyle ulaşılan sonuç nedeniyle davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; anılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3. bendinin hükümden tamamen çıkarılmasına, hüküm fıkrasının 4. bendindeki “Davacının yapmış olduğu yargılama gideri olan 1.940,00 TL bilirkişi ücreti, 206,30+221,80 TL keşif harcı, 150,00 keşif yol gideri, 535,90 tebligat, müzekkere ve diğer posta giderleri olmak üzere ki toplam 3.054,00 TL'nin kabul ve red oranına göre hesaplanan 436,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,” hükümden çıkarılarak yerine “Davacının yapmış olduğu yargılama gideri olan 1.940,00 TL bilirkişi ücreti, 206,30+221,80 TL keşif harcı, 150,00 keşif yol gideri, 535,90 tebligat, müzekkere ve diğer posta giderleri olmak üzere ki toplam 3.054,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin yazılmasına, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 512,33 TL. kalan harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 29/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.