İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2019 tarihli ve 2014/148 Esas, 2019/178 sayılı Kararı ile sanık hakkında devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102 nci maddesinin birinci fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2019/1119 Esas, 2021/256 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.06.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanık hakkında 765 sayılı TCK'nın 125 inci maddesi gereğince kamu davası açıldığına, sanığın yakalanamamış olması nedeniyle 05.05.1993 tarihinde gıyabi tevkif müzekkeresi düzenlendiğine, bugüne kadar gıyabi tevkif müzekkeresinin infaz edilemeyerek sanığın savunmasının alınamadığına, sanık hakkındaki gıyabi tutuklama kararı ve 5320 sayılı yasa uyarınca çıkarılan yakalama emrinin zamanaşımı sürelerini kestiğine, bu haliyle usul ve esasa aykırı kararın sanık aleyhine bozulması gerektiğine, temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepler ve diğer hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin birinci fıkrası, 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince asli zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemekle, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir.

Sanık hakkında 05.05.1993 tarihinde gıyabi tevkif müzekkeresinin düzenlendiği ve bugüne kadar infaz edilemediği, dava zamanaşımını kesen ya da durduran nedenler de bulunmadığı ve asli zamanaşımı süresinin dolduğu nazara alındığında, sanık hakkında kamu davasının düşmesine yönelik mahkemenin kararında isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2019/1119 Esas, 2021/256 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2024 tarihinde karar verildi.