Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, Kars ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan152 ada 68 parsel sayılı 20.650,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle, "çayır" vasfında ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Kars ili ... ilçesi ... Mahallesi 152 ada 68 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının 6.760,00 metrekare yüzölçümlü olup, kayda dayalı olarak davalı tarafa 13.890,00 metrekare fazla taşınmaz tespit edildiğini ve tespit edilen bu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile kayıt miktar fazlasının Hazine adına tescilini istemiş ve yargılama sırasında müdahil ... vekili müdahale dilekçesi ile, çekişmeli taşınmazı 2003 yılında satın aldığını ileri sürerek davaya katılmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin önceki tarihli kararıyla; davacı Hazine'nin davasının reddine, müdahil davacı ...'ın davasının kabulüne, çekişmeli 152 ada 68 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile müdahil davacı ... adına tesciline, 08.08.2012 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 1.685,85 metrekare yüzölçümündeki bölümün "kanal"; (C) harfi ile gösterilen 553,58 metrekare yüzölçümündeki bölümün ise "yol" olarak haritasında gösterilmesine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili ile davalı ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine,
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.01.2016 tarihli ve 2015/19485 Esas, 2016/315 Karar sayılı ilamıyla; "... davacı Hazine'nin, çekişmeli taşınmaza uygulanan tapu kaydının miktar fazlasının Hazine adına tescili istemi ile dava açtığı ve yargılama aşamasında ise ...'ın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak müdahale isteğinde bulunduğu ve bu kişinin müdahilliğine karar verildiği, ne var ki müdahale dilekçesinin davacı Hazine ile tespit maliki olan ve 1989 yılında öldüğü anlaşılan davalı ... mirasçılarından ... dışındaki mirasçılarına tebliğ edilmediği, dolayısıyla bu surette 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 67/2. maddesinde belirtilen “müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir.” hükmüne uyulmadan müdahilin davasının kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı açıklanarak, müdahil ...’ın müdahale dilekçesinin davacı Hazine ile davalı ...’un tüm mirasçılarına usulüne uygun tebliğ edilmesi, bu yolla taraflara müdahale dilekçesine karşı savunma imkanı tanınması, buna göre bildirecekleri deliller toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... çekişmeli taşınmazın tespitine esas tapu kaydının hudutları itibari ile sabit sınırlı olup taşınmazı kapsadığı, dolayısı ile davacı Hazine'nin davasının sübut bulmadığı, müdahil davacı ...'ın iddiasının ise tespit gününden sonraki hakka dayalı olup bu nitelikteki davalarda genel mahkemenin görevli olduğu, müdahil davacı ... Genel Müdürlüğü'nün taşınmazın 840,00 metrekare yüzölçümündeki kısmını kamulaştırdığı ve kamulaştırma bedelinin de Ziraat Bankası'na tapu maliki ... adına şartlı olarak bloke edildiği, dolayısı ile müdahil davacının davasının kabulü gerektiği, ...'nün davada taraf sıfatı bulunmamakla beraber, yargılama aşamasında (1991 yılı) taşınmazın 554,00 metrekare kısmınının bu kurum tarafından kamulaştırıldığı, bedelinin tespit maliki ... adına bloke edildiği ve taşınmazın sözü edilen kısmının "yol" olarak terkin edildiği ..." gerekçeleri ile davacı Hazine'nin davasının reddine, müdahil davacı ... Genel Müdürlüğü'nün davasının kabulüne, müdahil davacı ... davasının 6100 sayılı Kanun'un 2., 114/1-c. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkeme'nin görevsizliğine, görevli mahkemenin Kars Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye tevzii için ilgili Hukuk İşleri Tevzi Bürosuna tevdiine, süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden veya kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği hususunun ihtarına, ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 22.01.2021 tarih ve 25.01.2021 havale tarihli fen bilirkişi kurulu ek raporunda 152 ada 68 parsel sayılı taşınmaz içerisinde (A) harfi ile gösterilen 1.706,82 metrekare yüz ölçümündeki kısmın hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları ... ve müştereklerine ait olduğunun tespitine, bu kısmın taşınmazdan ifrazı ile "kanal" vasfıyla DSİ Genel Müdürlüğü adına tapuya kayıt ve tesciline, (C) harfi ile gösterilen 110,72 metrekare ve (D) harfi ile gösterilen 14.502,68 metrekare yüz ölçümündeki kısımların hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları ... ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 554,00 metrekare yüz ölçümündeki kısmın ise hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları ... ve müştereklerine ait olduğunun tespitine ve bu kısmın paftasında "yol" olarak gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı Hazine vekili'nin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.