HÜKÜMLER: Mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 15.12.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme, satma vb. ve sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçlarından cezalandırılması talep olunmuştur.

2.Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13.06.2019 tarih, 2016/536 Esas, 2019/265 Karar sayılı kararı ile sanığın, atılı suçlardan beraatine karar verilmiştir.

3.Verilen karar ile ilgili katılan banka vekili tarafından, istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.12.2021 tarihli, 2021/1050 Esas, 2021/1574 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kabulü ile sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan beraat hükümlerinin kaldırılarak, sanığın, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme,satma vb. suçundan, 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan ise, 4 yıl 2 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri

Atılı suçların yasal unsurları oluşmamasına rağmen sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

1.Dava konusu olay, sanığın, vefat eden ağabeyi...ye ait sürücü belgesi ile Yapı Kredi Bankasına kredi kartı başvurusunda bulunduğu, akabinde tahsis edilen kartı teslim alarak kart ile harcama yaptığı iddiasına ilişkindir.

2.Yapı Kredi Bankasına yapılan başvuru üzerine, ...adına **** **** nolu kredi kartının tahsis edildiğine ve 21.01.2008 tarihinde teslim alınan kart ile 02.05.2016 tarihine kadar bir çok harcama yapıldığına, 03.08.2017 tarihi itibarıyla borç kapama bilgisinin 1071,67 TL olduğuna dair banka yazıları dosyada mevcuttur.

3.Başvuru aşamasında, ...'nin sürücü belgesinin üzerinde tahrifat yapılmaksızın ibraz edildiği tespit edilmiştir.
4....isimli şahsın 10.05.1999 tarihinde vefat etmiş olduğu nüfus kayıt örneği ile sabittir.

5.Sanık savunmasında eylemini ikrar etmiştir.

A.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden

Dava dosyasındaki olgular itibari ile; sanığın, 10.05.1999 tarihinde vefat etmiş olan ağabeyi ...'ye ait sürücü belgesi ile Yapı Kredi Bankasına kredi kartı başvurusunda bulunduğu ve akabinde tahsis edilen **** **** nolu kredi kartı ile 21.01.2008 tarihinden, 02.05.2016 tarihine kadar birçok harcama yaptığı sabittir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, başkasına ait kimlik bilgileri kullanılarak sahte banka veya kredi kartı üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi eylemlerinde, suçun mağduru, kartı üreten banka ya da finans kuruluşu olup, suçun maddi konusu, gerçek bir kişiye ait banka hesabı ile ilişkilendirilerek oluşturulan sahte banka veya kredi kartıdır.
5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçun oluşması için, suça konu sahte kartın "başkalarına ait" banka hesabı ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Burada zikredilen "başkası" sözcüğünün bir kişiyi belirtmek için kullanıldığında da kuşku bulunmaktadır. "Başkası" sözcüğü; "diğer bir kişi, herhangi bir kimse, bir başkası, bir diğeri, ötekisi" anlamlarına gelmektedir. Bu bağlamda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28 inci maddesinde ise "Kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayarak, ölümle sona ereceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Başvuru tarihinden yaklaşık 10 yıl önce ölmüş bir kişiye ait kimlik bilgileri kullanılarak kredi kartı başvurusunda bulunulması durumunda, gerçek bir kişinin varlığından bahsedilemeyeceği gibi; kart çıkaran bankanın basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunması karşısında, kullanılan bilgilerin aldatma kabiliyetinden ve dolayısıyla kart çıkaran kuruluş olarak bankanın mağduriyetinden de bahsedilemeyeceği, nitekim bankanın çok basit bir araştırma ile kimlik bilgilerinin gerçek ya da ölmüş bir kişiye ait olup olmadığını belirleyebileceği, dolayısıyla ölmüş bir kişi adına sahte kart çıkartılması şeklindeki eyleminde atılı suçun unsurlarının oluşmayacağı anlaşılmakla, istinaf mahkemesince sanığın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.12.2021 tarihli, 2021/1050 Esas, 2021/1574 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2024 tarihinde karar verildi.