Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf talebinin kısmen kabulüne, davalının istinaf talebinin ise reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracın 21.04.2015 tarihinde başka bir araç ile yaptığı kazada müvekkilinin %100 oranda engelli kaldığını, bundan sonraki yaşamında başkasının bakımına ihtiyaç duyduğunu, kazada davalının %100 oranında kusurlu bulunduğunu beyanla 23 yaşında başkasının bakımına muhtaç kalmış davacı yararına 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının kazada tam kusurlu olmadığını, taraf olmadıkları bir davada alınan kusur raporunun kullanıldığını, kazaya karışan aracın en azından tali kusurlu iken %100 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, davacının gelirini ispat edememesi nedeni ile maddi tazminat dosyasında asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, asgari ücret alan birinin 200.000,00 TL manevi tazminat isteminin ekonomik ve sosyal durum ile orantılı olmadığını, davacının yolcu olduğu ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen kararı ile; davacının yolcu olarak bulunduğu aracın 21.04.2015 tarihinde yaptığı çift taraflı kazada davacının %100 oranında malul kaldığı beyanı ile manevi tazminat isteminde bulunduğu, davacının maddi tazminat istemi nedeni ile sigorta şirketine karşı açtığı davada 290.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 290.000,00 TL bakıcı giderine hükmedildiği, söz konusu dosyada alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı 23.10.2015 tarihli maluliyet raporu ile özetle; "... ...'nın 21.04.2015 tarihli yaralanması neticesinde vücut genel çalışma gücünden %100 oranında kaybettiği, sürekli olarak iş göremezlik halinde kaldığı, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12. maddesine (03.08.2013-28727 sayılı resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğu...", Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporu ile davalının kazada %100 oranında kusuru bulunduğu gerekçesiyle, sosyal ve ekonomik durum araştırma tutunağında davacının işsiz olduğu ailesinin yanında oturduğu, %93 oranında raporlu olduğunun belirtildiği, davacının maluliyet oranı, kazada kusuru olmaması, ödenen maddi tazminat tutarı, davalının ekonomik ve sosyal durumunun iyi olmaması bakmakla yükümlü olduğu dört çocuğunun olması nedenleri ile davanın kısmen kabulüne, 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; takdir edilen manevi tazminat tutarlarının dava dilekçesinde talep edilen miktarın son derece altında olduğunu, genç yaşta engelli kalan müvekkilinin acısını hafifletmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili; delillerin toplanmadan dosyanın kusur yönünden Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek rapor aldırıldığını, davalının yokluğunda daha önce verilen kararın gerekçesine ve rapora atıf yapıldığını, müvekkiline %100 kusur atfedilmesi suretiyle düzenlenen rapora itibar edilmesinin hatalı olduğunu, yine davacının hatır için taşınmasına rağmen gerek bu hususun gerekse kusur durumunun kararda nazara alınmayarak hiçbir geliri olmayan davalının yüksek miktarda manevi tazminata çarptırılmasının doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ve Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinden alınan raporun uyumlu olduğu ve davalının kazada %100 oranında kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı, manevi tazminata yönelik istinaf gerekçelerinin incelenmesinde, davacının kaza nedeni ile %100 oranında malul kaldığı, kaza tarihinde 23 yaşında olan davacının olay sonrasında tekerlekli sandalyeye bağımlı ... geldiği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur oranları, davacının yaşı, paranın satın alma gücü değerlendirildiğinde davalının istinaf taleplerinin reddi, davacının istinaf taleplerinin ise kısmen kabulü ile daha yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.11.2020 tarih ve 2018/642 Esas, 2020/214 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler ile kararı temyiz etmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler ile kararı temyiz etmiştir.

Uyuşmazlık, davalının sürücü olduğu aracın karıştığı 21.04.2015 tarihli trafik kazası sonucunda malul kalan davacının manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesi,

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davalıya 21.03.2022 tarihinde tebliğ edilmiş; yine aynı adrese gönderilen temyiz dilekçesi ise adreste kimse olmaması nedeni ile Tebligat Kanunu'nun 21/2 nci maddesi uyarınca muhtara 29.03.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 30.04.2022 tarihinde verilmiştir.

2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
6098 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacı %100 oranında malul kalmış olması nedeni ile davalıdan 200.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş İlk Derece Mahkemesi 35.000,00 TL manevi tazminata karar verirken Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminata karar vermiştir. Ancak, davacı henüz 23 yaşında iken 21.04.2015 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile %100 malul kalmak suretiyle tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştur. Davacının kazada kusurunun olmaması, sürücünün kazada tam kusurlu olması, davacının maluliyet oranı gibi tüm unsurların bir arada değerlendirilmesi sonucu takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,

Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya ve davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.