Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2019 tarihli ve 2018/939 Esas, 2019/72 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 13.02.2020 tarihli ve 2019/2325 Esas, 2020/769 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret suçundan 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun’un birinci maddesinin birinci fıkrası, ikinci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62,51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi, suçun unsurlarının oluşmadığına, eleştirilerinin yanlış yorumlandığına, beraat kararı verilmesine, ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın suç tarihinde Facebook adlı sosyal medya hesabı üzerinden Atatürk'e yönelik olarak; 50 Türk Lirasının üzerinde "Tağut nedir" yazılı görseli paylaşarak, başka bir kullanıcının "Tağut odur işte üztüne yazmışsın" şeklindeki paylaşımına; "O belli zaten bir de belli olmayanlar var.)))" şeklinde yorumda bulunarak Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, Mahkemece sanığın savunmasının aksine delil elde edilemediğinden bahisle beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, "arapça bir kelime olan tağut'un Türkçe anlamının insanları allaha isyan etmeye çağıran bir tür şeytan olduğu, bu kelimenin ne anlama geldiğini bilerek ve isteyerek paylaşımda bulunarak düşünce ve eleştiri sınırlarını aşarak Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret ettiği" gerekçesi ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
1. 5271 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun ile değişik 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. İncelenen dosyaya göre, sanığa yüklenen Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret suçunun T.C. Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar arasında yer almadığı gözetilmeden 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 14 üncü fıkrası gerekçe gösterilerek yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2. Kabule göre de;
5816 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun gerçekleşmesi için hakaret eyleminin alenen işlenmesi gerektiği, aleniyetin suçun unsuru olduğu nazara alınmadan, sanığın eylemini basın yoluyla işlediği gerekçesi ile 5816 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılması gerekirken suçun alenen işlendiğinden bahisle yasal olamayan gerekçe ile artırım yapılması,
Nedenleriyle, hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 13.02.2020 tarihli ve 2019/2325 Esas, 2020/769 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2024 tarihinde karar verildi.