Davanın kısmen kabulüne Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili, davacı ..., davalı Hazine vekili

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiriz davasından dolayı davaların birleştirilmesinden önce yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından dava konusu bir kısım taşınmazlar hakkında verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak ve davalar birleştirilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda; temyize konu davacı ... Köyü Tüzel Kişiliğinin (6360 sayılı Kanun gereğince ... ve ... Büyükşehir Belediye Başkanılığının) davasının kısmen kabulüne, davacı ...'in davasının reddine, müdahil ...'ın 269 ada 10 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının kabulüne, müdahil ...'nın 281 ada 333 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının kabulüne, müdahil ...'un davasının kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili ve davacı ... ile davalı Hazine vekili tarafından ve dava konusu 269 ada 10,271 ada 69 ve 281 ada 333 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, ... ili Tomarza ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 101 ada 70,179 ada 19,182 ada 7,8,9,10,11,208 ada 6,209 ada 3,214 ada 70,72,216 ada 20,24,221 ada 1,4,223 ada 7,231 ada 35,238 ada 12,239 ada 1,245 ada 25,248 ada 3,253 ada 30,255 ada 3,260 ada 53,69,88,95,261 ada 10,268 ada 17,34,36,40,48,53,54,57,58,60,269 ada 2,3,10,14,270 ada 10,271 ada 17,28,36,49,62,69,81,89,275 ada 6,279 ada 22,24,280 ada 4,10,19,20,21,24,25,27,28,32,34,36,37,41,44,50,53,58,62,66,93,116,117,123,130,131,132,201,207,281 ada 23,31,53,118,119,120,121,124,125,126,134,135,137,140,141,145,146,153,154,155,156,167,169,171,172,173,175,176,185,193,196,201,202,221,222,224,226,233,240,250,253,254,258,267,269,294,297,299,300,307,308,314,315,333,336,343 parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlardan, 209 ada 3 parsel irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına; 281 ada 53 parsel devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek hali arazi vasfıyla, 182 ada 7,8,9,10 ve 11 parseller tapu kaydı nedeniyle, diğer taşınmazlar ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi gereğince zilyetlikle edinme koşulları oluşmadığından bahisle, işgalcileri tutanakların beyanlar hanesinde belirtilmek suretiyle tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.

Davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği dava dilekçesinde; ... ili Tomarza ilçesi ... Köyü 281 ada 153 parsel dışındaki tüm taşınmazlar hakkında, mera oldukları iddiasına dayanarak, mera olarak sınırlandırılmalarına talep etmiştir.

Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili Tomarza ilçesi ... Köyü 260 ada 95,271 ada 28,36,281 ada 153,221,222 ve 224 parsel sayılı taşınmazlar hakkında, irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tescilini talep etmiştir.

Yargılama sırasında müdahil ..., 269 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden, irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine; müdahil ..., 271 ada 69 parsel sayılı taşınmaz yönünden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine; müdahil ..., 281 ada 333 parsel sayılı taşınmaz yönünden, tapu kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, davaya katılmıştır.

Davacı ...'in davası hakkında İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Hukuk Dairesinin 29.11.2012 tarihli ve 2012/1495 Esas, 2012/10077 Karar sayılı ilamıyla; müdahil ...'ın davası hakkında İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Hukuk Dairesinin 04.06.2013 tarihli ve 2013/5524 Esas, 2013/6146 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup, bozma ilamlarında özetle; " Dava konusu taşınmazlar hakkında ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan ve halen derdest olan bir başka dava dosyası daha bulunduğu açıklanarak, doğru sicil oluşturulabilmesi bakımından aynı taşınmazlar hakkında açılan davaların birlikte görülmesi " gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamlarına uyularak ve davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; temyize konu, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliğinin (6360 sayılı Kanun gereğince ... ve ... Büyükşehir Belediye Başkanılığının) davasının kısmen kabulüne, davacı ...'in davasının reddine, müdahil ...'ın 269 ada 10 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının kabulüne, müdahil ...'nın 281 ada 333 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının kabulüne, müdahil ...'un davasının kabulüne, çekişmeli 101 ada 70,179 ada 19,182 ada 11,208 ada 6,214 ada 70,72,216 ada 24,248 ada 3,268 ada 36,40,48,53,54,57,60,269 ada 2,3,270 ada 10,271 ada 49,62,89,280 ada 4,10,32,34,37,41,44,50,53,58,62,66,93,116,117,123,130,131,132,281 ada 23,31,53,118,119,120,121,124,125,126,134,135,137,145,146,154,155,156,167,169,171,172,173,175,176,185,193,196,201,202,221,222,224,226,250,253,254,258,267,269,294,307,308,336 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına, 269 ada 10 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... adına tesciline, 271 ada 69 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... adına tesciline, 281 ada 333 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... adına tesciline, 182 ada 7,8,9,10,209 ada 3,216 ada 20,221 ada 1,4,223 ada 7,231 ada 35,238 ada 12,239 ada 1,245 ada 25,253 ada 30,255 ada 3,260 ada 53,69,88,95,261 ada 10,268 ada 34,58,269 ada 14,271 ada 17,28,36,81,275 ada 6,279 ada 22,24,280 ada 19,20,21,24,25,27,28,36,201,207,281 ada 140,141,233,240,297,299,300,314,315,343 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline, 209 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının olağan usule göre kesinleştirilmek üzere Tomarza Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili ve davacı ... ile davalı Hazine vekili tarafından ve dava konusu 269 ada 10,271 ada 69 ve 281 ada 333 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Dava konusu 101 ada 70,179 ada 19,208 ada 6,214 ada 70,72,216 ada 20,24,221 ada 1,4,223 ada 7,231 ada 35,238 ada 12,239 ada 1,245 ada 25,248 ada 3,253 ada 30,255 ada 3,260 ada 53,69,88,95,261 ada 10,268 ada 36,40,48,53,54,57,60,269 ada 2,3,14,270 ada 10,271 ada 17,36,49,62,89,275 ada 6,279 ada 22,24,280 ada 4,10,32,34,37,41,44,50,53,58,62,66,93,116,117,123,130,131,132,281 ada 23,31,53,118,119,120,121,124,125,126,134,135,137,145,146,154,155,156,167,169,171,172,173,175,176,185,193,196,201,202,221,222,224,226,233,250,253,254,258,267,269,294,299,300,307,308,314,336,343 parsel sayılı taşınmazlar yönünden; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı ... vekilinin çekişmeli 216 ada 20,221 ada 1,4,223 ada 7,231 ada 35,238 ada 12,239 ada 1,245 ada 25,253 ada 30,255 ada 3,260 ada 53,69,88,261 ada 10,269 ada 14,271 ada 17,275 ada 6,279 ada 22,24,281 ada 233,299,300,314,343 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik; davacı ... vekili ve davacı ...'in çekişmeli 260 ada 95 ve 271 ada 36 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik; davacı ... ve davalı Hazine vekilinin çekişmeli 281 ada 221,222 ve 224 parsel sayılı taşınmazlar hakkında; davalı Hazine vekilinin 101 ada 70,179 ada 19,208 ada 6,214 ada 70,72,216 ada 24,248 ada 3,268 ada 36,40,48,53,54,57,60,269 ada 2,3,270 ada 10,271 ada 49,62,89,280 ada 4,10,32,34,37,41,44,50,53,58,62,66,93,116,117,123,130,131,132,281 ada 23,31,53,118,119,120,121,124,125,126,134,135,137,145,146,154,155,156,167,169,171,172,173,175,176,185,193,196,201,202,226,250,253,254,258,267,269,294,307,308,336 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik olarak temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Dava konusu 209 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: 3402 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi gereğince, kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Ne var ki; davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği'nin, dava dilekçesinde mera olduğu iddiasıyla dava açtığı 209 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında İlk Derece Mahkemesince, kararın gerekçe kısmında, bu taşınmazın dava konusu edilmediği ve bu nedenle taşınmaza ait kadastro tespit tutanağının olağan usule göre kesinleştirilmesi için Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar vermek gerektiği belirtilerek, hüküm fıkrasının 138 numaralı bendinde taşınmazın kadastro tutanağının olağan usule göre kesinleştirilmek üzere Tomarza Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş olmasına rağmen, hüküm fıkrasının 64 nolu bendinde bu kez aynı taşınmaz hakkında tespit gibi tescil hükmü kurulduğu ve böylelikle gerekçe ile hüküm arasında ve ayrıca hüküm fıkralarının kendi arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 209 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında hem davanın reddiyle taşınmazın tespit gibi tesciline, hem de dava konusu olmadığından bahisle tutanağının olağan usule göre kesinleştirilmek üzere Tomarza Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün bu parsel yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3. Dava konusu 268 ada 17 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: Davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından, dava konusu 268 ada 17 parsel sayılı taşınmazın mera olduğu iddiasıyla dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, Tomarza Kadastro Mahkemesi'nin 2007/61 Esas, 2007/122 Karar sayılı kararı ile 268 ada 17 parsel sayılı taşınmazın Hatice Üstünsoy adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, verilen kararın kesinleştirilerek tapuya tescil edildiği, bu nedenle taşınmaz hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığı gerekçesiyle, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından bu taşınmaza yönelik açılan dava hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Dosya içerisinde bulunan Tomarza Kadastro Mahkemesi'nin 2007/61 Esas, 2007/122 Karar sayılı kararının incelenmesinde, Hatice Üstünsoy tarafından Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine dava açıldığı ve yargılama neticesinde Köy Tüzel Kişiliğine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, Hazine'ye karşı açılan davanın kabulü ile 268 ada 17 parsel sayılı taşınmazın Hatice Üstünsoy adına tesciline karar verildiği ve tapuya kaydedildiği görülmüştür.
Ne var ki; ... Köyü Tüzel Kişiliği, söz konusu dosyada davalı sıfatıyla davaya taraf edilmiş olmakla birlikte, taşınmaz Hazine adına tespit edildiğinden, Köy Tüzel Kişiliği yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmiş olup, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği'nin dava konusu 268 ada 17 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki mera iddiası o dosyada değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca; davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği'nin mera iddiası yönünden, anılan dosyada kesin hüküm oluşmadığı ve taşınmazın bu dosyada da dava konusu olması nedeniyle tutanağının da kesinleşmediği dikkate alınmak suretiyle, 268 ada 17 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslı dosya içerisine alınarak davalı hale getirilmesi, Tomarza Kadastro Mahkemesi'nin 2007/61 Esas, 2007/122 Karar sayılı dava dosyasının iş bu dosya ile birleştirilmesi, söz konusu dosyada lehine tescil kararı verilen Hatice Üstünsoy' un davaya dahil edilmesi suretiyle taraf teşkili sağlanması ve bundan sonra, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği' nin mera iddiası yönünden inceleme ve araştırma yapılarak hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme ile 268 ada 17 parsel sayılı taşınmaz hakkında kesinleşmiş hüküm bulunduğundan bahisle davacı ... Tüzel Kişiliğinin mera iddiası yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetsiz olduğundan, davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

4. Dava konusu 281 ada 153 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: Davacı ... tarafından, 281 ada 153 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava açıldığı ve İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Hukuk Dairesi'nin 29.11.2012 tarihli ve 2012/1495 Esas, 2012/10077 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda, davacı tarafından dava konusu edilen diğer taşınmazlarla birlikte 281 ada 153 parsel sayılı taşınmaz yönünden de 23.08.2013 tarihinde birleştirme kararı verildiği ve bu taşınmazın sonradan dosyadan tefrik edildiğine dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi de yer almadığı halde, bu taşınmaz hakkında olumlu yada olumsuz bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun 29/2. maddesinin " Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. " hükmü uyarınca, her bir talep hakkında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm tesis etme yükümlülüğünün bulunduğu gözetilerek, davacı ... tarafından davaya konu edilen 281 ada 153 parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, davacı ...'in temyiz itirazının kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

5. Dava konusu 268 ada 34 ve 281 ada 315 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: İlk Derece Mahkemesince, 16.10.2019 havale tarihli ziraat bilirkişi kurulu raporunda, taşınmazların tarla / kuru tarım arazisi olduğunun belirtildiği gerekçesiyle, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan davanın reddiyle taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de, hükme esas alınan söz konusu ziraat bilirkişi kurulu raporunda 268 ada 34 ve 281 ada 315 parsel sayılı taşınmazlar hakkında her hangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazların niteliğini bildiren, çekişmeli taşınmazların öncesini ve komşu taşınmazlar ile karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, bitki deseni ve toprak yapısı itibariyle mera ile arasındaki farklılık ve benzerlikleri gösteren, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra taşınmazların konumu ve keşif beyanları birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan ziraatçi bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazlar hakkında değerlendirme yapılmadığı halde, bu rapora atıf yapılarak hüküm kurulmuş olması isabetsiz olduğundan, davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

6. Dava konusu 271 ada 28 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
a) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı ...'in temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

b) Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın 1959 tarihli hava fotoğrafında tarla, 1992 tarihli hava fotoğrafında hali arazi olarak göründüğü, ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun 16.10.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın tarla vasfında olduğunun belirtildiği, mahalli bilirkişiler ile tutanak bilirkişilerinin dava konusu taşınmazın tarla olarak tasarrufa konu edildiğini beyan ettikleri, dava konusu taşınmazın konumu, mahalli bilirkişi beyanları ile taşınmazın evveliyattaki kullanım durumu dikkate alındığında taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına ve ayrıca usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava konusu 271 ada 28 parsel sayılı taşınmaz, kesinleşen 271 ada 14 sayılı mera parseline komşu olup, mahkemece hükme esas alınan 16.10.2019 havale tarihli ziraat bilirkişi kurulu raporunda, mahkeme gerekçesinde belirtilenin aksine taşınmaz üzerinde kabak ekili olmakla birlikte yer yer mera bitki türlerinin tespit edildiği, taşınmazın komşu mera arazisi ile toprak yapısı ve eğim yönünden bütünlük arz ettiği, mera parseli ile benzer bir yapıya sahip olduğu, aralarında kot farkı bulunmadığı, taşınmazın evveliyatında mera olarak kullanıldığı ve halen yapısal ve bitki florası bakımından merayla aynı yapıda olduğu ve bu haliyle taşınmazın mera vasfında olduğu belirtilmiştir.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, bilimsel ve teknik veri niteliğindeki ziraat bilirkişi kurulu raporu esas alınarak, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan davanın kabulü ile taşınmazın mera olarak sınırlandırılması suretiyle özel siciline kaydına karar verilmesi gerekirken, takdiri deliller esas alınarak ret kararı verilmiş olması isabetsiz olduğundan, davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

7. Dava konusu 269 ada 10 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazların incelenmesinde;
a) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, dava konusu 269 ada 10 parsel sayılı taşınmaza komşu mera parseli bulunmamasına, hükme esas alınan üçlü ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın kuru tarım arazisi vasfında olduğunun belirtilmiş olmasına, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerince taşınmazın mera olmadığının beyan edilmiş olmasına göre İlk Derece Mahkemesi'nin, taşınmazın mera olmadığı yönündeki gerekçesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı ... vekili ve ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

b) Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, müdahil ...'ın, lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğunu bilirkişi beyanları ile ispat ettiği gerekçesiyle açtığı davanın kabulü ile çekişmeli 269 ada 10 parsel sayılı taşınmazın ... adına tesciline karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına ve ayrıca usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dosyaya sunulan kadastro teknikeri bilirkişi ... ... ve harita mühendisi bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporda, dava konusu 269 ada 10 parsel sayılı taşınmazın, 1959 yılı hava fotoğrafında kısmen tarla, 1992 yılı hava fotoğrafında ise hali arazi vasfında göründüğü belirtilmiş ve taşınmazın konumu hava fotoğrafları üzerine işlenmiştir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespiti 2005 yılında yapıldığına göre, hava fotoğrafı incelemesi sonucu sunulan raporda 1992 yılı hava fotoğrafında hali arazi vasfında olduğu belirtilen taşınmazda kesintisiz zilyetlikten ve müdahil ... lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğundan söz etmek mümkün değildir.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, bilimsel verilere dayanan hava fotoğrafı dikkate alınarak, müdahil ...'ın davasının reddi ile çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, soyut nitelikteki beyanlara itibar edilerek kabul kararı verilmiş olması isabetsiz olduğundan, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

8. Dava konusu 271 ada 69 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 271 ada 69 parsel sayılı taşınmazın 1959 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında tarla olarak göründüğü, ziraat mühendisleri bilirkişi kurulunun 16.10.2019 havale tarihli raporunda dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğunun belirtildiği, mahalli bilirkişiler ile tutanak bilirkişilerinin dava konusu taşınmazın tarla olarak tasarrufa konu edildiğini beyan ettiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu konum, mahalli bilirkişi beyanları ile taşınmazın evveliyattaki kullanım durumu dikkate alınarak tarım arazisi niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, ayrıca müdahil ... lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan davanın reddine, müdahil ... tarafından açılan davanın kabulü ile taşınmazın kadastro tespitinin iptaline ve ... adına tesciline karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına ve ayrıca usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağının incelenmesinde, müdahil ...' un, kadastro tespiti sırasında bilirkişi olarak yer aldığı ve dava konusu taşınmazın Hazine adına tespitine ilişkin kadastro tutanağını imzaladığı anlaşılmaktadır. Artık müdahilin, taşınmazın başına gitmediği ve tutanağı okumadan imzaladığı yönündeki beyanına itibar edilmesi mümkün değildir.
Öte yandan; dava konusu 271 ada 69 parsel sayılı taşınmaz, kesinleşen 271 ada 14 sayılı mera parseline komşu olup, mahkemece hükme esas alınan 16.10.2019 havale tarihli ziraat bilirkişi kurulu raporunda, taşınmaz üzerinde kabak ekili olmakla birlikte yer yer mera bitki türleri tespit edildiği, taşınmazın komşu mera arazisi ile toprak yapısı ve eğim yönünden bütünlük arz ettiği, mera parseli ile benzer bir yapıya sahip olduğu, aralarında kot farkı bulunmadığı, taşınmazın evveliyatında mera olarak kullanıldığı ve halen yapısal ve bitki florası bakımından merayla aynı yapıda olduğu ve bu haliyle taşınmazın mera vasfında olduğu belirtilmiştir.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, bilimsel ve teknik veri niteliğindeki ziraat bilirkişi kurulu raporu esas alınarak, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan davanın kabulü ile taşınmazın mera olarak sınırlandırılması suretiyle özel siciline kaydına karar verilmesi gerekirken, takdiri deliller esas alınarak ret kararı verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi; meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukuken değer taşımayacağı dikkate alınmaksızın, bilirkişi sıfatıyla Hazine adına tespite ilişkin kadastro tutanağını imzalayan müdahil ...'un davasının kabulüne karar verilmiş olması da isabetsiz olduğundan, davacı ... vekili ile ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

9. Dava konusu 281 ada 333 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın 1959 tarihli hava fotoğrafında tarla, 1992 tarihli hava fotoğrafında ise hali arazi olarak göründüğü, ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun 16.10.2019 havale tarihli raporunda dava konusu taşınmazın tarla vasfında olduğunun belirtildiği, mahalli bilirkişiler ile tutanak bilirkişilerinin dava konusu taşınmazın tarla olarak eskilerde babasının zilyetliğinde iken hali hazırda malların paylaşılması neticesinde ... tarafından tasarrufa konu edildiğini beyan ettikleri, ayrıca ...'nın ibraz etmiş olduğu tapu kaydının dava konusu taşınmaza aynen uyduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu konum, mahalli bilirkişi beyanları ile dava konusu taşınmazın evveliyattaki kullanım durumu dikkate alınarak dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, taşınmazda ...'nın tapu kaydına dayanarak zilyet olduğu gerekçesiyle, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan davanın reddine, müdahil ... tarafından açılan davanın kabulü ile çekişmeli 281 ada 333 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline ve ... adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; müdahil ..., 25.04.1995 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmaza uyduğu kabul edilen müdahilin dayandığı tapu kaydı tesisinden itibaren tedavülleriyle birlikte getirtilmemiş, revizyon durumu araştırılmamış, tapu maliki ile müdahil arasında ırsi ilişki bulunup bulunmadığı ve varsa ne olduğu üzerinde durulmamış, tapu hudutları keşfen sorulmuş ise de, mahalli bilirkişi tarafından kuzey hududunun bilinemediği, diğer üç hududunun ise soyut şekilde aynen uyduğu beyan edilmekle birlikte uyduğu belirtilen hudutlar fen bilirkişi raporunda gösterilmemiştir. Bu denli eksik bir uygulama ile tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğunun kabulü mümkün değildir.
Öte yandan; müdahil lehine zilyetlikle edinme koşullarının da oluştuğu kabul edilmiş ise de, dosyaya sunulan kadastro teknikeri bilirkişi ... ... ve harita mühendisi bilirkişi ... tarafından hazırlanan raporda, dava konusu 281 ada 333 parsel sayılı taşınmazın, 1959 yılı hava fotoğrafında tarla, 1992 yılı hava fotoğrafında ise hali arazi vasfında göründüğü belirtilmiş ve taşınmazın konumu hava fotoğrafları üzerine işlenmiştir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespiti 2005 yılında yapıldığına göre, hava fotoğrafı incelemesi sonucu sunulan raporda 1992 yılı hava fotoğrafında hali arazi vasfında olduğu belirtilen taşınmazda kesintisiz zilyetlikten ve müdahil ... lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğundan söz etmek mümkün değildir.
Ayrıca; keşif mahallinde mahkeme hakimi tarafından yapılan gözlemde, dava konusu taşınmaz üzerinde yonca ekili olduğu, mera ile arasında kot farkı bulunduğu belirtildiği halde, hükme esas alınan ziraat bilirkişi kurulu raporunda taşınmaz üzerinde kabak ekili olduğu belirtilmiş ancak taşınmazın bitişiğinde yer alan ve kadastro tespiti kesinleşen 281 ada 341 sayılı mera parselinden ne şekilde ayrıldığı detaylı olarak açıklanmamış olup, bu haliyle mahkeme gözlemi ile ziraat raporu arasındaki çelişki meydana geldiği halde, bu çelişki giderilmeksizin karar verilmesi cihetine gidilmiştir.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, müdahilin dayandığı tapu kaydı tesisinden itibaren tedavülleriyle birlikte getirtilmeli ve revizyon durumu yerel Tapu ve Kadasto Müdürlüklerinden sorulmalı, dava konusu taşınmaz dışında revizyon gördüğü başka taşınmazlar bulunduğu takdirde bu taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tapu kayıtları, varsa mahkeme kararları getirtilmeli, ardından çekişmeli taşınmazı iyi bilen, davada yararı bulunmayan, komşu köyden seçilecek elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılarak müdahilin dayandığı tapu kaydı, mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, fen bilirkişisine tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, tapu kaydının uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmeli, ayrıca yerel bilirkişi ve tanıklardan şayet tapu kayıtları uyuyorsa tapu malikleri ile müdahil arasında ırsi ilişki bulunup bulunmadığı ve duruma göre taksim yapılıp yapılmadığı da sorularak maddi olaylara dayalı, somut beyanlar alınmalı; tapu kaydının uymadığının anlaşılması halinde ise, yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın evveliyatının mera olup olmadığı, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı hususları sorularak somut verilere dayalı beyanları alınmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, refakate alınacak üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın niteliğini bildiren, komşu taşınmazlar ile karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, çekişmeli taşınmazın, aynı ada 341 parsel sayılı bitişik mera parselinden nasıl ayrıldığını, arada ayırıcı unsur niteliğinde doğal ya da yapay sınır bulunup bulunmadığını, bitki deseni ve toprak yapısı itibariyle her iki taşınmaz arasındaki farklılık ve benzerlikleri gösteren, çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parselini değişik yerlerinden ve yönlerinden gösterir şekilde çekilecek fotoğraflarla desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince; belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, davacı ... vekili, ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

10. Dava konusu 182 ada 7,8,9,10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 182 ada 7,8,9 ve 10 parsel sayılı taşınmazların ziraat mühendisleri bilirkişi kurulunun 16.10.2019 havale tarihli raporunda kuru tarım arazisi olarak nitelendirildikleri, bilirkişi raporunun keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarını doğrular nitelikte olduğu gerekçesiyle, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan davanın reddi ile taşınmazların tespit gibi tesciline; dava konusu 182 ada 11 parsel sayılı taşınmazın ise, 182 ada 52 sayılı mera parseli ile çevrili olduğu, ziraat mühendisleri bilirkişi kurulunun 16.10.2019 havale tarihli raporunda dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğunun belirtildiği gerekçesiyle, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan davanın kabulüne, taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılmasına karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava konusu 182 ada 7,8,9,10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar, dava dışı 182 ada 55 parsel sayılı taşınmazla birlikte Hazine'ye ait 22.08.1966 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından bahisle Hazine adına tespit edilmiştir. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların tespitine esas Hazine tapusu üzerinde durulmamış, bu tapu kaydı keşfen sorulup uygulanmamıştır.
Ayrıca, bu tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı 182 ada 55 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava dışı üçüncü kişi tarafından Hazine aleyhine, Kadastro Mahkemesinde dava açıldığı ve verilen kararın kesinleştiği anlaşılmasına rağmen, söz konusu dosyanın da delil olarak değerlendirilmek üzere getirtilip dosya arasına alınması gerektiği de düşünülmemiştir.
Öte yandan; dava konusu taşınmazların birbirine ve kesinleşen 182 ada 52 sayılı mera parseline komşu oldukları anlaşılmasına rağmen, bu husus taşınmazların vasfının değerlendirilmesinde dikkate alınmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazlarla birlikte aynı tapu kaydına dayalı olarak Hazine adına tespit edilen 182 ada 55 parsel sayılı taşınmaza ilişkin Develi Kadastro Mahkemesinin 2013/52 Esas sayılı dava dosyası getirtilerek delil olarak değerlendirilmek üzere dosya içerisine alınmalı, bundan sonra, çekişmeli taşınmazları iyi bilen, davada yararı bulunmayan, komşu köylerden seçilecek elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılarak; tespite esas tapu kaydı mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, fen bilirkişisine tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, tapu kaydının uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmeli, tapu kayıt uygulamasında 182 ada 55 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava dosyası da değerlendirilerek dava konusu taşınmazların tespite esas alınan Hazine tapusu kapsamında kalıp kalmadığı tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmeli; taşınmazların Hazine tapusu kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde, yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların evveliyatlarının mera olup olmadığı, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldıkları sorulup, olaylara dayalı beyanları alınmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; refakate alınacak üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların niteliğini bildiren, birbirleriyle ve diğer komşu taşınmazlar ile karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, çekişmeli taşınmazların, komşu 182 ada 52 sayılı bitişik mera parselinden nasıl ayrıldığını, arada ayırıcı unsur niteliğinde doğal ya da yapay sınır bulunup bulunmadığını, bitki deseni ve toprak yapısı itibariyle taşınmazlar arasındaki farklılık ve benzerlikleri gösteren, çekişmeli taşınmazlar ile komşu mera parselini değişik yerlerinden ve yönlerinden gösterecek şekilde çekilecek fotoğraflarla desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince; belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan, davacı ... vekilinin 182 ada 7,8,9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlar, davalı Hazine vekilinin ise 182 ada 11 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

11. Dava konusu 268 ada 58,271 ada 81,280 ada 19,20,21,24,25,27,28,36,201,207,281 ada 140,141,240,297 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: İlk Derece Mahkemesince, ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun 16.10.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu 268 ada 58,271 ada 81,280 ada 19,20,21,24,25,27,28,36,201,207,281 ada 140,141,240 parsel sayılı taşınmazların mera vasfında olduklarının, 281 ada 297 parsel sayılı taşınmazın ise kuru tarım arazisi vasfında olduğunun belirtildiği, mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazların evveliyatta tarla olarak tasarrufa konu edildiğini beyan ettikleri, dava konusu taşınmazların bulunduğu konum, mahalli bilirkişi beyanları ile evveliyattaki kullanım durumları dikkate alındığında taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına ve ayrıca usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Şöyle ki; dava konusu 268 ada 58 parsel sayılı taşınmaz, 268 ada 49 sayılı; 271 ada 81 parsel sayılı taşınmaz, 271 ada 14 sayılı; 280 ada 19,20,21,24,25,27,28,36,201,207 parsel sayılı taşınmazlar, 280 ada 204 ve 210 sayılı ve 281 ada 140,141,240 ve 297 parsel sayılı taşınmazlar ise, 281 ada 341 ve 344 sayılı mera parsellerine komşu olup, mahkemece hükme esas alınan 16.10.2019 havale tarihli ziraat bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazlarda yer yer mera bitki türleri tespit edildiği, taşınmazların komşu mera arazisi ile toprak yapısı ve eğim yönünden bütünlük arz ettikleri, mera parseli ile benzer bir yapıya sahip oldukları, aralarında kot farkı bulunmadığı, taşınmazların evveliyatında mera olarak kullanıldıkları ve halen yapısal ve bitki florası bakımından merayla aynı yapıda oldukları ve bu haliyle taşınmazların mera vasfında oldukları belirtilmiştir.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, bilimsel ve teknik veri niteliğindeki ziraat bilirkişi kurulu raporu esas alınarak, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından açılan davanın kabulü ile taşınmazların mera olarak sınırlandırılması suretiyle özel siciline kaydına karar verilmesi gerekirken, takdiri deliller esas alınarak ret kararı verilmiş olması isabetsiz olduğundan, davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... vekilinin, çekişmeli 216 ada 20,221 ada 1,4,223 ada 7,231 ada 35,238 ada 12,239 ada 1,245 ada 25,253 ada 30,255 ada 3,260 ada 53,69,88,261 ada 10,269 ada 14,271 ada 17,275 ada 6,279 ada 22,24,281 ada 233,299,300,314,343 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik; davacı ... vekili ve davacı ...'in çekişmeli 260 ada 95 ve 271 ada 36 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik; davacı ... ve davalı Hazine vekilinin, çekişmeli 281 ada 221,222 ve 224 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik; davalı Hazine vekilinin 101 ada 70,179 ada 19,208 ada 6,214 ada 70,72,216 ada 24,248 ada 3,268 ada 36,40,48,53,54,57,60,269 ada 2,3,270 ada 10,271 ada 49,62,89,280 ada 4,10,32,34,37,41,44,50,53,58,62,66,93,116,117,123,130,131,132,281 ada 23,31,53,118,119,120,121,124,125,126,134,135,137,145,146,154,155,156,167,169,171,172,173,175,176,185,193,196,201,202,226,250,253,254,258,267,269,294,307,308,336 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu taşınmazlar yönünden ONANMASINA,

Davacı ... vekilinin, dava konusu 209 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı ... vekilinin, dava konusu 268 ada 17 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı ...'in, dava konusu 281 ada 153 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (4) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı ... vekilinin, dava konusu 268 ada 34 ve 281 ada 315 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (5) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı ...'in, dava konusu 271 ada 28 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (6.a) numaralı bentte açıklanan sebeplerle REDDİNE;

Davacı ... vekilinin, dava konusu 271 ada 28 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (6.b) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı ... vekili ve ... vekilinin, dava konusu 269 ada 10 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine, yukarıda (7.a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE;

Davalı Hazine vekilinin, dava konusu 269 ada 10 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (7.b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı ... vekili ve ... vekilinin, dava konusu 271 ada 69 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (8) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı ... vekili, ... vekili ve davalı Hazine vekilinin, dava konusu 281 ada 333 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (9) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı ... vekilinin, dava konusu 182 ada 7,8,9,10 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, davalı Hazine vekilinin ise dava konusu 182 ada 11 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (10) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacı ... vekilinin, dava konusu 268 ada 58,271 ada 81,280 ada 19,20,21,24,25,27,28,36,201,207,281 ada 140,141,240,297 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (11) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ayrı ayrı ilgililere iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.