... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Eşme Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 06.12.2011 gün ve 155/419 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında müvekkilinin babası muris ... ... ... adına tespit ve tescil edilen 111 ada 6 parselin bitişiğindeki 111 ada 63 parsel ... taşınmazın Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, dedesinden babasına, o’ndan da müvekkiline eklemeli olarak 80 yıldan beri ve halen tarla olarak kullanıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan davalı Hazine vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.

Dava konusu 13.700 metrekare miktarlı 111 ada 63 parsel ... taşınmazın, aynı ada 6 no.lu parsele uygulanan 1936 tarih 285 no.lu vergi kaydının güney sınırını Hazine okuduğu, bu gibi yerlerin zilyetlikle ve zamanaşımı yoluyla iktisabının mümkün olmadığı açıklanarak 20.07.1998 tarihinde Hazine adına tespit ve itirazsız tescil edildiği, tutanağın 28.01.1999 tarihinde kesinleştiği, nüfus kayıt örneğine göre davacının babası muris ... ... ...’in kadastro öncesi 14.10.1975 tarihinde vefat ettiği, davacı dışında kardeşi ...’nin de mirasçı olarak kaldığı, 111 ada 6 parsel ... taşınmazın davacı ile kardeşi ... adlarına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1,996 ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Davalı Hazine vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine,
Ancak, dosya kapsamı ile dava dilekçesindeki bilgilere göre, davacının babası ... ... ...’in ölü olduğu anlaşıldığına göre, murisin terekesi TMK. nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir.
Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK. nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup, kural olarak üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerekir.
Davacı dava dilekçesinde, sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu nedenle terekeye dâhil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır.
Öyle ise, yeniden yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, muris ... ... ...’ten gelen taşınmazın mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşılıp paylaşılmadığının araştırılması, paylaşım, satış veya bağış yoluyla taşınmaz davacıya intikal etmiş ise, dosyanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi düşünülmelidir.
Şayet, murisin terekesi mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşıma tabi tutulmamış, taşınmaz paylaşım, satış veya bağış yoluyla davacıya intikal etmemiş ise, davacının terekeye dâhil taşınmaz için tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve ehliyeti bulunmadığından ve tek başına kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğundan, TMK. nun 702. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu husus aktif dava açma ehliyetine (dava şartına) ve kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulur.
Açıklanan nedenle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 ... HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 ... HUMK. 428. maddesine uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK. nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK. nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 06.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.