SUÇLAR: Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, yaralama
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yaralama suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Kemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
3. İlgili kararın katılan kurum vekili tarafından istinafı üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 17.02.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 8 ay hapis, yaralama suçundan ise 2 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
A.Sanığın temyiz isteği, kararın mağduriyetine yol açacağına ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan kurum vekilinin temyiz isteği, atılı suçlardan üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre, dava konusu olay; sanığın mağdurenin kardeşi olduğu, sanığın Ağrı'ya gitmesi üzerine mağdurenin eve arkadaşı olan Y.G.I'yı evine çağırdığı, geceyi evde birlikte geçirdikleri, memleketinden erken dönen sanığın, yatak odasında Y.G.I'yı gördüğü ve darp ettiği,Y.G.I'nın evden kaçtığı, sanığın mağdureyi de darp etmesi üzerine mağdurenin de evden kaçtığı ancak sanığın zorla mağdureyi eve getirerek üzerine kapıyı kilitlediği, sanığın evden çıkması üzerine mağdurenin polise haber verdiği iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında mağdurenin mahkemedeki beyanlarına itibar edilerek 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak sanığın evde yabancı birini görmesi üzerine, ablası mağdureyi kasten yaraladığı, evden kaçması üzerine peşinden gidip onu yakalayarak, kolundan tutup zorla eve getirdiği ve kapıyı üzerinden kilitleyip dışarıya çıktığı anlaşıldığından sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 8 ay hapis, yaralama suçundan ise 2 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
A.Tebliğname Yönünden
Sanık ...'nin evde yabancı bir erkek görmesi üzerine ablası mağdure Oya' yı darp ettiği, mağdurenin evden kaçması üzerine peşinden gidip onu yakalayarak, zorla eve getirdiği ve kapıyı üzerinden kilitlediği olayda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
B.Sanık ... katılan kurum vekilinin temyizi yönünden
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir.
Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ... Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 06.03.2015 tarihli tutanak, mağdure ve sanığın olayın sıcağı sıcağına verdiği kolluk ifadeleri, bu beyanlar ile uyumlu adli rapor ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiş, sanığın lehe hükümlerin uygulanmadığına, katılan kurum vekilinin cezanın üst sınırdan tayin edilmesi gerektiğine, haksız bir fiilin söz konusu olmadığına ilişkin temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 17.02.2021 tarihli ve 2018/890 Esas, 2021/252 Karar sayılı kararında sanık ... katılan kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2024 tarihinde karar verildi.