BOZMA ÜZERİNE
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎSÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.04.2014 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında parada sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.07.2015 tarihli kararı ile sanığın parada sahtecilik suçundan, 2 yıl 1 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Bu karara karşı sanık müdafiinin temyiz istemi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 14.12.2020 tarihli ilamı ile "Parada sahtecilik suçunun süreklilik arz eden bir suç olup teselsülü bünyesinde barındırdığı, aynı gün içerisinde değişik zamanlarda aynı kişiye sahte para verilerek piyasaya sürülmesinin suçun temadi unsurunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığın suçu zincirleme olarak işlediğinden bahisle koşulları oluşmadığı halde TCK.nın 43. maddesi uyarınca artırım yapılmasının yasaya aykırı" olduğu belirtilerek kararın bozulmasına hükmedilmiştir.
4.Bozma üzerine ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli kararı ile sanığın parada sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz istemi, sanığın %46 engelli olduğu, atılı suçu işleme kapasitesinin ve suç kastının bulunmadığı, parayı aldığını beyan ettiği şahsın araştırılmadığı gerekçesi ile yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
1.Olay, sanık ...'in sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olan 6 adet sahte 100,00 TL ile aynı gün içinde ayrı zamanlarda müştekinin işlettiği lokantadan yiyecek almak sureti ile sahte paraları tedavüle sürdüğü iddiasına ilişkindir.
2.Sanık aşamalardaki beyanında tevil yollu ikrarda bulunmuştur.
3.Müşteki, işletmekte olduğu dükkandan sanığın aynı gün içinde değişik zamanlarda yiyecek aldığını, son gelişinde durumu anlayıp kolluk güçlerine haber verdiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
4.Sanığın, sınırlı zeka ve antisosyal kişilik bozukluğu tanısı ile % 46 oranında engelinin bulunduğuna ve ağır işlerde çalışamayacağı dair 04.07.2012 tarihli Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden alınmış özürlü sağlık kurulu raporu suretinin dosyada bulunduğu görülmüştür.
5.Kovuşturma aşamasında mahkemece Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden aldırılan 08.04.2015 tarihli sağlık kurulu raporunda, sanığın üzerine atılı parada sahtecilik suçu bakımından ceza sorumluluğunu etkileyecek herhangi bir akıl hastalığı ya da zayıflığının saptanmadığı, suç tarihinde öne sürülen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama, davranışlarını yönlendirme yeteneği ile fiil ehliyetinin tam olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
6.Dosyada bulunan ... tarafından düzenlenmiş 22.05.2014 tarihli raporda, ele geçirilen 6 aden 100 TL'lik banknotun sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
1.Davaya konu olayın oluş şekli, ... raporu, dosyada bulunan ve sanığın atılı suç bakımından suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini haiz olduğuna ilişkin sağlık kurulu raporu ile sanığın tevil yollu ikrara dair savunması birlikte değerlendirildiğinde; sahte olduğunu bildiği parayı tedavüle sürmek amacıyla hareket ettiği anlaşılan sanık hakkında Mahkemenin kabul ve uygulaması usul ve kanuna uygun bulunmuştur.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2024 tarihinde karar verildi.