Davanın reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Çerkeş ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 126 ada 1 parsel sayılı 4.553,89 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına; 126 ada 80 parsel sayılı 4.834,92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına ve 126 ada 81 parsel sayılı 9.529,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ...adına tespit edilmiştir.
Davacılar ... ve ... dava dilekçelerinde; Çerkeş ilçesi ... köyü sınırları içinde ...Mahallesi Köy Önü mevkiinde 126 Ada 1,80 ve 81 nolu parsellerin tamamının murisleri ... Gökner adına yazılması gerekirken davalılar ..., ... ve ...adına yazıldıklarını, bu gayrimenkullerde davalıların hiç bir hakkının bulunmadığını ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların dilekçe ekinde sunmuş oldukları vergi kaydına göre muris ... Gökner adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmişler; yargılama sırasında müdahil ... Uyanık 27.06.2007 hakim havale tarihli dilekçesi ile, dava konusu taşınmazların iddia edildiği gibi davacılara ait olmadığını, yine taşınmazlardan 126 ada 81 parselin sadece annesine ait olmayıp babası Sapri Uyanık'a ait olduğunu ileri sürerek, davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " Davanın, kadastro tespitine itiraz ve tescil davası olduğu, dava konusu parsellerin kadastro tutanakları, krokileri, komşu parsel tutanaklarının dosya içerisine alındığı, mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerden ... Kuyupınar' ın beyanında, taşınmazları davacıların babası ... ve katılanın babası Sabri'nin ektiğini, ancak tam olarak nereleri ektiklerini söyleyemeyeceğini, uzun yıllardır kimin ektiğini görmediğini; ...' beyanında, dava konusu taşınmazları ... ve Sabrinin onların ölümünden sonra ise çocuklarının ekip biçtiğini; ... Sekü ise beyanında, taşınmazların öteden beri ... ve Sabri tarafından ekilip biçildiğini beyan etmiş oldukları, esasen dosyada mevcut tüm belgelerin, davacıların, keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin ve katılan ... Uyanık'ın beyanlarının değerlendirilmesi neticesinde, dava konusu taşınmazların ... Gökner ve ... tarafından, onların ölümünden sonra ise mirasçıları tarafından ekilip biçildiği, bu nedenle kadastro tespitinin ... Gökner ve ... adına yapılması gerektiği kanaatine varıldığı, taşınmazların üçününde dosyada mevcut krokiden anlaşıldığı üzere yanyana olup mahkemece çözülmesi gerekenin bu 3 taşınmazın herbirinin ne şekilde kimin adına tespit edileceğini açıklığa kavuşturmak olduğu, bu noktada keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları ve müdahil ... Uyanık'ın beyanlarının önem arz ettiği ve taşınmazlardan Çerkeş ilçesi ...köyü Köyönü mevkiinde kain 126 ada 80 ve 1 nolu parsellerin davacıların babası ... Gökner tarafından, Çerkeş ilçesi ....Köyü Köyönü mevkiinde kain 126 ada 81 parselin ise ... tarafından kullanıldığının ve tespitlerinde mirasçıları adına yapılması gerektiğinin anlaşıldığı " gerekçesiyle verilen davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 126 ada 80 ve 1 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile İsmal Gökner mirasçıları adına elbirliği halinde mülkiyet hükümleri uyarınca tapuya tesciline, çekişmeli 126 ada 81 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... mirasçıları adına elbirliği halinde mülkiyet hükümleri uyarınca tapuya tesciline dair ilk karar, davalılar ... ve ...' ın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2014/10839 Esas ve 2014/16268 Karar sayılı ilamıyla; " eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine " işaret edilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde; " tarafların dayandıkları tüm deliller, yapılan keşifler, mahalli ve tutanak bilirkişileri beyanları ile uzman bilirkişi raporları, tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın dava konusu taşınmazların öncesinde kime ait olduğu, kimler tarafından zilyet olunduğu ve tarafların dayandıkları vergi ve tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı noktalarında toplanmakta olduğunun anlaşıldığı, keşif sırasında tarafların sunmuş olduğu kayıtların usulüne uygun olarak uygulandığı ve her iki tarafından da dayandığı 1937 tarih 68 ve 73 tahrir nolu vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlarla alakalı olmadığının mahalli ve tutanak bilirkişilerinin beyanlarından anlaşılmış olduğu, yine keşif sırasında uygulanan davacı tarafın dayandığı olan Şubat 295 D. Sıra: 205 nolu tapu kaydının ise mevki itibarıyla uyduğu, hudutlarından üçünün bilirkişilerce tek tek gösterildiği, Celepoğlu hududunun ise bilinemediği, hudutlarından dere ve yolun kadimden beri değişmediği, her ne kadar yargısal içtihatlara göre dere ve yol gibi hudutların gayrisabit olduğu kural ise de, bunun mutlak bir kural olmadığı, dolayısıyla somut olayda dere ve yol hudutlarının genişlemeye elverişli olmaması ve kadimden beri değişmemesi nedeniyle sabit olduğu, çayır hududunun ise gayrisabit olduğu kanaatine varıldığı, Yargıtay içtihatlarında iki ya da üç sınırıyla mevkisinin uyması bu kaydın nizalı yere ait olma olasılığını fazlalaştıracağının kabul edildiği, bu çerçevede tapu kaydının çayır sınırı gayrisabit olsa da diğer iki sabit sınırla birlikte değerlendirildiğinde tapunun kapsadığı alanın dava konusu taşınmazlardan (126 ada 1 ve 80 parsel) daha geniş bir alanı kapsamakta olduğu, diğer bir anlatımla dava konusu taşınmazların tapu kaydının kapsamında kalmakta oldukları, ayrıca taşınmazların genişlemeye elverişli huduttan uzakta ve sabit sınırlara komşu oldukları, dolayısıyla davacının sunduğu tapu kaydının dava konusu parsellere uyduğunun kabul edilmesi gerektiği, her ne kadar keşifte dinlenen tanıklardan ... dışındakiler, dava konusu parsellere davalı tarafın zilyet olduklarını beyan etmiş iseler de, tapulu taşınmazların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, bunun istisnasının Kadastro Kanunun 13/B maddesine göre taşınmazın tapu dışı bir yolla iktisap edildiğinin ispatlanması olduğu ve bu hususun davalı taraflarca da ispatlanamadığı, bir an davacıların murisler ... ve ...'in dava konusu taşınmazlara hiç zilyet olmadığı düşünülse dahi tapu kayıtlarının maliki ve onların mirasçıları hukuki zilyet olup, kaldı ki tüm tanıkların beyanında geçen ... Asarkaya'nın nüfus kayıtlarına göre davacıların kök murisinin damadı olduğu ve bir dönem dava konusu yerleri ektiğinin ve bu şekilde zilyetliği sürdürdüğünün bilirkişi beyanlarından sabit olduğu, netice olarak davacı tarafın dayandığı Şubat 295 D. Sıra: 205 nolu tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uyduğunun ve davacıların tapuda ismi geçen Molla Osmanoğuları ile ırsi ilişkilerinin de kanıtlandığı ..." gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne ve çekişmeli 126 ada 1 ve 126 ada 80 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile ... Gökner mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline ilişkin ikinci karar, davalılar ... ve ...' ın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2019/1551 Esas ve 2021/5422 Karar sayılı ilamıyla; " Tapu kaydının taşınmaza aidiyetinin kabulü için en az 3 sınırın ayırdedici ve sabit nitelikleriyle taşınmazı kapsamasının ve bu sınırların taşınmaz çevresinde bulunmasının zorunlu olduğu, davacı tarafın dayandığı Şubat 1295 tarih, 205 numaralı tapu kaydının sınırlarının, “dere”, “yol”, “Celepoğlu” ve “çayır” olup tapu kaydında yer alan “dere” ve “yol” sınırı çekişmeli taşınmazın çevresinde bulunmakta ise de isimsiz dere ve yol olup her yerde bulunabilecek nitelikteki sınırlardan olduğu, yine “çayır” sınırının da niteliği itibariyle her yerde bulunabilecek sınır olduğu, tapu kaydında yer alan “Celepoğlu” sınırı ise keşifte yerel bilirkişi ve tanıklarca bilinemediği, keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıkların soyut nitelikteki beyanlarıyla “çayır” sınırını çekişmeli taşınmaza yakın yerde bulunan 126 ada 103,105,105,106,107,108,113,114,115 parsel sayılı taşınmazlar olduğunu belirtmelerinin de bu yeri belirli bir sınır haline getirmeyeceği, bu haliyle davacının dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmaza aidiyetinden söz edilemeyeceği, davacı taraf, aynı zamanda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine de dayanmış olup dayanılan tapu kaydının taşınmaza uymadığı anlaşıldığına göre, uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesinin zorunlu olduğu, ancak keşifte çekişmeli taşınmazın kimin zilyetliğinde olduğuna ilişkin alınan beyanlar arasında çelişki mevcut olup mahkemece bu çelişki giderilmediği açıklanarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verilmesinin isabetsizliğine " değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; " dava konusu taşınmazların (126 ada 1,80 ve 81 parseller) uzun süredir birlikte kullanıldığı husunun tanık beyanları, mahkemece keşifte yapılan gözlem, bozma öncesi ve sonrasında alınan bilirkişi raporları ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün resmi parsel sorgu sayfası üzerinde yapılan araştırmada sabit olduğu, her ne kadar 126 ada 81 parsele yönelik verilen hüküm taraflar arasından kesin hüküm teşkil etmese de her 3 taşınmazın da öncesinde ve halen davalı tespit malikleri, murisleri ve mirasçıları tarafından kullanılmasının ekonomik amaca uygun bir zilyetliğin davalı taraflarda olduğunu gösterdiği, bu durumun eldeki davada güçlü delil teşkil ettiği, davacı tarafların dayanmış oldukları zilyetlik belgesi olan vergi kaydına zilyetlikle birleşmemesi nedeniyle değer verilemeyeceği, dayanılan tapu kaydının Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere dava konusu taşınmazlara uymadığı, bozma ilamına uyulmakla davalı taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu, davacı taraf her ne kadar davalılar arasında geçerli bir taksim sözleşmesinin bulunmadığını iddia etmiş ise de taksimin geçerliliği için her bir paydaşa verilen yerlerin miktar ya da değer itibariyle eşitlik arz etmesinin gerekmediği, her ne kadar bir kısım tanıklar keşifte davacıların kök murisi ... Gökner mirasçılarından birisinin taşınmazları bir sefer kullandığını beyan etmişler ise de davacı taraflar ve murisleri lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmemiş olduğu, ekonomik amaca uygun bir zilyetliğin de davacı taraflar lehine bulunmadığı, davacı tarafların dava konusu taşınmazlara yönelik açmış oldukları davayı ispat edemedikleri, taşınmazların kendi kök murisleri olan dedelerine (... Gökner) ait olduğu hususunu ispat edemedikleri, kaldı ki adına tescil talep ettikleri müteveffa kök murisleri olan ... Gökner'in 16.07.1951 tarihinde vefat ettiği, dedesinin vefatı ile tespit tarihi (2006 yılı) arasında yaklaşık 55 yıllık bir sürenin geçtiği, bu sürenin Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere malik olma iradesini terk etme şeklinde değerlendirildiği, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin iyiniyetli olmasının 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yasal koşul olarak aranmadığı, kadastro tespit tarihi olan 2006 yılından itibaren 20 yıl geriye doğru taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin davalıların murisi bayi ... ve mirasçıları yoluyla eklemeli zilyetlik şeklinde devam ettiği, dosya kapsamında 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesindeki resen araştırma hallerinden hiçbirinin bulunmadığı, kadastro tespitleri malik hanesinin dolu olduğu, ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve davacı tarafların bu iddiasını ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 126 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile 126 ada 80 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü ve vasfı değişmeksizin kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tescillerine, dava konusu 126 ada 81 parsel sayılı taşınmaz hakkında 29.05.2013 karar tarihli ve 2006/183 Esas, 2013/6 Karar sayılı karar ile kadastro tespitinin iptali ile Sapri Uyanık mirasçıları adına tespit ve tesciline karar verildiğinden anılan parsel hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş ve hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, ilk derece mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İlk Derece Mahkeme kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.