İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ceyhan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.02.2022 tarihli ve 2021/92 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.

2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 24.06.2022 tarihli ve 2022/1361 Esas, 2022/1492 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin, katılan ... vekilinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

1. Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine yetersiz gerekçeye ilişkindir.

2. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; eylemin tasarlanarak gerçekleştirildiğine eksik incelemeye ilişkindir.

1.Sanık ...'ın kollukta alınan beyanında olaydan iki üç hafta önce aldığı tüfeği olay günü evden alarak boş bir araziye gömdüğünü, daha sonra sanığın yanına gittiğini, maktul ve tanık Yakup ile yarım saat kadar sohbet ettikten sonra oradan ayrıldığını, tüfeği gömdüğü yere gidip çıkardıktan sonra paltosunun iç tarafına tüfeğine sakladığını, olayyerine dönerek maktulü göğsünden vurduğunu söylediği, sanığın üzerine atılı suçlamayı ikrar mahiyetindeki savunması, görgü tanığının beyanı dikkate alındığında, sanığın maktülü doğrudan hedef gözeterek kasten öldürdüğü anlaşıldığından sanık hakkında olası kasıt hükümleri ile taksirle ölüme sebebiyet verme hükümlerinin uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı, sanığın ilk savunmasında ileri sürdüğü husus olan maktülde annesine dair fotoğrafların bulunması nedeni ile maktülün annesine şantaj yapacağını düşündüğü için maktülü haksız tahrik altında öldürdüğünün kabulünün mümkün olmadığı, zira kolluk güçlerince maktülün telefonunda yapılan incelemede maktülün telefonunda sanığın annesine dair fotoğrafların bulunmadığının telefon inceleme tutanağı ile tespit edildiği ve sanığın devam eden aşama savunmalarında maktulün annesine ve bacısına küfrettiği için haksız tahrik altında işlediğinin de kabulünün mümkün olmadığı, zira olay anında maktulün yanında bulunan tanık ...'un olay anında maktulün sanığa hakaret ya da tehdit içerikli sözler söylemediğini beyan ettiği, bu itibarla sanığın annesine dair fotoların maktulün cep telefonunda bulunmaması ve yine sanığın ateş etmeden önce maktulün sanığa küfrederek tahrik edici sözler söylediğinin belirlenememesi karşısında sanığın eylemini haksız tahrik altında işlediğinin kabulünün de mümkün olmadığı anlaşılmıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, maktulden kaynaklanan haksız bir söz ya da eylem bulunmadığından

sanık lehine haksız tahrik indiriminin uygulanma koşullarının oluşmadığı, somut olayda sanık lehine meşru savunma ve sınırın aşılması hükümlerinin yasal koşullarının oluşmadığı, yine sanığın yargılama konusu suç yönünden ceza sorumluluğunun tam olduğuna dair sağlık kurulu raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin, katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır. Sanık ...'ın kollukta alınan beyanında olaydan iki üç hafta önce aldığı tüfeği olay günü evden alarak boş bir araziye gömdüğünü, daha sonra sanığın yanına gittiğini, maktul ve tanık Yakup ile yarım saat kadar sohbet ettikten sonra oradan ayrıldığını, tüfeği gömdüğü yere gidip çıkardıktan sonra paltosunun iç tarafına tüfeğini sakladığını, olay yerine dönerek maktulü göğsünden vurduğunu söylediği dikkate alındığında sanığın maktulü öldürme kararını önceden verdiğinin anlaşıldığı, bu kararı verdikten sonra aradan soğukkanlılığa kavuşacak kadar makul bir süre geçtiği ve öldürme kararında sebat ettiği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen tasarlama hükümlerinin uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur.

4.Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanmasının Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında olduğu, ancak bu takdirin sınırsız ve denetime kapalı bir yetkiyi barındırmadığı, Yargıtay tarafından yapılacak değerlendirmenin, Mahkemenin takdirinin dava dosyasında mevcut veriler ile uyumlu şekilde şekillenip şekillenmediği ve yerinde ve yeterli gerekçeye dayanıp dayanmadığı ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; "olayın oluş şekli, sanığın olay sırasındaki davranışları, kastının yoğunluğu" şeklindeki eksik ve yasal olmayan gerekçe ile takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde yer alan (3) numaralı bentte suç niteliğine, (4) numaralı bentte takdiri indirim hükümlerine yönelik açıklanan nedenlerle sanık ve müdafinin, katılan ... vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 24.06.2022 tarihli ve 2022/1361 Esas, 2022/1492 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ceyhan 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.05.2024 tarihinde karar verildi.