B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN;
Sanıklar hakkında TCK'nın 314/2,3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 62,53,58/9,63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı mahkumiyet,
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
I-) Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Türk hukukunda, 20.07.2016 tarihinden itibaren istinaf kanun yolu fiilen uygulanmaya başlamıştır. Buna göre artık bu tarihten itibaren İlk Derece Mahkemeleri tarafından verilen kesin olmayan nihaî kararlara karşı önce istinaf kanun yoluna başvurulacaktır. İstinaf mahkemeleri hem hüküm mahkemesi hem de denetim mahkemesi olarak faaliyet gösterecektir.
İstinaf, İlk Derece Mahkemeleri tarafından verilen kararların hem olay yönünden hem de hukuki yönden üst dereceli mahkeme tarafından denetlenmesidir. İstinaf kanun yoluna başvurulduğunda ceza davası üst dereceli İstinaf Mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından ikinci kere incelenerek yerel mahkemenin kararı denetlenir.
İstinaf kanun yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolunun uygulanması durumunda, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulacak, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulabilecektir.
Temyiz ise, istinaf mahkemesi kararlarının hukuki denetim açısından incelenmesini amaçlayan bir kanun yoludur. Yeni kanun yolu sisteminin uygulanmaya başlaması halinde, adlî yargıda yargılamamız üç aşamalı olacaktır. Önce Mahkemede İlk Derece yargılaması yapılarak karar verilecek; ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi yapılacak; son olarak da Yargıtayda temyiz incelemesi gerçekleştirilecektir. Bu şekilde kanun koyucu; üç dereceli bir inceleme sistemi kurarak, ceza davası neticesinde verilen kararın yeterince denetlenmesi sağlanmak istenmiştir.
CMK'nın, İlk Derece yargılaması ile temyiz yargılaması arasına istinafı yerleştirerek, hem Yargıtayın içtihat mahkemesi konumunu güçlendirmeyi hem de mahkemelerin son kararlarının yalnızca hukuki sorun değil, maddi sorun açısından da sağlıklı bir şekilde denetlenmesinin yolunu açmayı öngörmüştür. Böylece istinaf kanun yolunun yürürlüğe girmesiyle, Yargıtayın gerçekten hukuki derece kanun yolunu teşkil etmesi ve maddi vakıa denetimi yapmaması amaçlanmaktadır.
Yargıtay üçüncü derece olarak yapacağı incelemede, ispat konusu olayın sübuta erdiği varsayımından hareket edecek, yerel mahkemenin vicdani kanaatine göre vardığı olay belirlemesine dokunamayacaktır. Ancak Yargıtay, mahkemenin belirlediği olayın hukuk normları karşısındaki durumu konusunda yaptığı hukuki değerlendirmeyi ve ondan çıkarttığı hukuki sonuçları denetleyecektir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanıklardan ... hakkında, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30.03.2017 tarihli 2017/236 Esas, 2017/134 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama neticesinde mahkumiyet kararı verildiği,
İlk Derece Mahkemesi kararının sanık ... müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 21.09.2017 tarihli, 2017/1232 Esas, 2017/1385 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,
Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16.Ceza Dairesinin 23.10.2018 tarihli, 2018/348 Esas, 2018/3566 Karar sayılı ilamı ile özetle; "Sanığın; soruşturma aşamasında ByLock tespit edilen hatlardan 0507 xxx xx xx numaralı hattı eşi ...'ın kullandığını bildirmesi, yine Karaman Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.2018 tarihli yazısı ve eklerinde ... adına kayıtlı 0507 xxx xx xx ve 0545 xxx xx xx numaralı hatlara ilişkin 202612 ID numaralı hesabın gerçek kullanıcısının sanığın eşi olan ... olduğunun belirtilmesi karşısında, sanığın eşi olan ... hakkındaki soruşturma dosyasının akıbeti araştırılarak, öncelikle dava açıldığının tespiti halinde her iki dosyanın birleştirilmek suretiyle birlikte görülmesi, şayet hüküm verilip kesinleşmiş ise iş bu durumda adı geçen dosyanın bu dosya içerisine getirtilip tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,...." gerekçeleriyle sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulduğu ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderildiği,
Bozma üzerine Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesince bozma ilamına uyularak sanıklar hakkındaki kovuşturma dosyalarının birleştirildiği ve birleştirme sonrası Karaman Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 12.10.2021 tarihli 2020/151 Esas, 2021/489 sayılı Karar ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verildiği,
Kararın her ik sanık ve müdafiileri tarafından istinaf edilmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 11.02.2022 tarihli, 2022/143 Esas, 2022/219 sayılı Kararı ile; "..somut dosyada istinaf kanun yoluna konu edilen ve birleşen dosya itibariyle Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/236 esas ve 2017/134 karar sayılı dosyasının Yargıtay 16. Ceza Dairesinin incelemesinden geçtiği ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı verilen mahkumiyet kararı ile ilgili olarak Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 23.10.2018 tarih, 2018/348 esas ve 2018/3566 sayılı ilamı ile bozmaya konu olduğu, bu şekilde esasa ilişkin incelemenin Yargıtay 16. Ceza Dairesince yapıldığı, istinaf kanun yoluna konu edilen dava dosyası ile ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 264.maddesi de gözetilerek istinaf başvuru talebinin temyiz mahiyetinde olduğunun kabulü" ile dosyanın temyiz incelemesinin yapılması için Yargıtay ilgili ceza dairesine gönderilmek üzere Karaman Ağır Ceza Mahkemesine tevdiine karar verildiği ve bu karara istinaden dosyanın dairemize gönderildiği,
Bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında;
20.07.2016 tarihi itibariyle, istinaf mahkemelerinin uygulamaya girmesiyle birlikte artık adlî yargıda, üç aşamalı yargılama sistemine geçilmesi, yeni kanun yolu sisteminde, öncelikle ceza davasında, İlk Derece Mahkemesinde bir yargılama yapılarak karar verilmesi, ardından kanun yollarına başvurma hakkına sahip olanların süresi içinde kanun yollarına başvuruda bulunmaları halinde, üst dereceli İstinaf Mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından ikinci kere inceleme yapılarak, kararın hem maddi hem de hukuki yönden denetiminin yapılması, son olarak da yine süresi içerisinde kanun yollarına başvurma hakkına sahip olanların temyiz sebeplerini gösterir dilekçe vermeleri halinde Yargıtayca temyiz incelemesinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu aşamalardan biri, usul hukukuna uygun bir şekilde sonlandırılmadan bir sonraki aşamalara geçilemeyeceği de hukuken şüpheye yol açmayacak şekilde açıktır.
Bu nedenlerle;
İlk Derece Mahkemesinin sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmünün istinaf kanun yolunun yürürlüğe girdiği tarih olan 20.07.2016 tarihinden sonra verilmesi ve bu hükmün daha önceden temyiz denetiminden geçmemesi nazara alındığında, sanık ... ve müdafiinin bozma istemli taleplerinin CMK'nın 260 ncı maddesi kapsamında Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilip bir karar verilmesi akabinde istemde bulunulması halinde temyiz isteminin değerlendirilmesi gerektiğinden dosyanın iadesi için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
II-) Yargıtay (Kapatılan) 16.Ceza Dairesinin 23.10.2018 tarihli, 2018/348 Esas, 2018/3566 Karar sayılı bozma kararı üzerine sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık ve müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Bozmaya uyularak, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Karaman Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.05.2024 tarihinde karar verildi.