Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.07.2010 gün ve 2009/70-2010/679 sayılı kararı onayan Daire’nin 24.04.2012 gün ve 2010/14963-2012/6665 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının yetkilisi olduğu limited şirkete karşı müvekkili tarafından kira akdinden doğan alacak nedeniyle açılan davanın kabulüne karar verildiğini, ilama konu alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, haciz işlemi için borçlu şirketin adresine gidildiğinde 1.250 TL değerindeki iki adet bilgisayar dışında haczi kabil mal bulunmadığının tespit edildiğini, davalının yasaların kendisine yüklediği özen yükümüne aykırı hareket ettiğini, basiretsiz davrandığını ve yetkilisi olduğu şirketi borç ödeyemeyecek hale getirdiğini, bu nedenle müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini ve zarara uğradığını, davalının sorumluluğunun TTK'nun 336. maddesinden kaynaklandığını ileri sürerek, 44.676 TL'nun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kötüniyetli olduğunu, yaşanan kriz nedeniyle müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketin zor durumda kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının, davalının ortağı ve müdürü olduğu şirket ile arasındaki kira sözleşmesi nedeni ile 8.544,20 TL alacağının bulunduğu, takip aşamasında borçlu şirketin haczi kabil malının bulunmaması nedeniyle tahsilatın yapılamadığı, dava konusu tazminat borcunun, ihbar şartının yerine getirilmemesi nedeniyle kira akdinin yenilenmesi ve taşınmazın yeniden kiralanması için geçecek makul süreye ilişkin kira alacağından kaynaklandığı, davalı müdürün üç yıl içinde dava dışı şirketi üç kez daha ucuz kiralı yerlere naklettiği, bu adresleri tescil ve ilan ettirerek basiretli bir tacir gibi davrandığı, sadece bir yıl şirketin zarar etmesinin davalı müdürün görevini kasten veya ihmal sonucu yerine getirmediğini göstermediği, davacı ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin doğumundan önce ve sonra şirketin idaresi, borcun doğuş ve ödenmeme sebepleri dikkate alındığında davalı müdürün şahsen sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 24.04.2012 tarihli kararı ile onanmıştır.

Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 06.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.