Ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında yaklaşık 3 yıl süren bir ticari ilişki olduğunu, davacının davalının ürettiği yatak, baza ve başlıklardan sipariş ederek bedellerini ekte sunulan 131.995,09 TL tutarındaki dekontlarla ödediğini, ödemelerin bir kısmının davalının Finansbank A.Ş. nezdindeki hesabına, bir kısmının Kuveyttürk A.Ş. nezdindeki hesabına, avans ödemesi, ön ödeme ve cari hesaba istinaden biçimindeki açıklamalarla yaptığını, davacının bu ödemeleri Kuveyttürk A.Ş. Organize Sanayi Şubesi nezdindeki hesapları üzerinden yaptığını, davalı 127.295,23 TL tutarındaki ürünleri göndermediğinden davalı hakkında Kayseri 6. İcra Dairesinin 2019/4816 E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali, takibin devamı ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının bahsettiği ödeme dekontları incelendiğinde, davalıya gönderilen paraların bir kısmının Türk Lirası olup, bu tutarların toplamının 68.770,00 TL ve 63.225,09 Euro olduğunu, bu tutarın dava dilekçesinde bahsedilen tutardan fazla olduğunu, taraflar arasında 3 yıla yayılmış ticari satış sözleşmeleri olduğunu, yapılan tüm ödemelerin söz konusu satış sözleşmelerine konu ürünlerin bedeline istinaden yapıldığını, davalının söz konusu tutarın karşılığındaki malı davacıya teslim ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının hesabından davalı şirketin hesabına 68.770,00 TL ve 63.225,09 Euro para transferi yapıldığı, davacının 2017-2018-2019 yılları ticari defterlerinin usulüne göre tutulduğu, davalının 2017-2018 yılı ticari defterlerine göre davacının 182.397,91 TL borcu olduğu, davacı firma kayıtları ile birebir örtüştüğü, ancak davacı tarafından yapılan Euro ödemelerin muavin ve defter kayıtlarında olmadığı, bu ödemelerle alakalı alınan sipariş avansları hesaplarının kullanılması gerektiği ancak kayıtlarında avans hesabının olmadığı, Kuveyt Türk Katılım Bankası'nın cevabi yazısı ekinde sunduğu CD içeriğinin incelemesi sonucunda davacı hesabından davalı hesabına 68.770,00 TL ve 63.225,09 Euro para transferi yapıldığının banka ekstresi ve dosyadaki banka dekontlarından anlaşıldığı, davacının bu ödemelerinin usulüne uygun olarak davacının ticari defterlerine kayıt edildiği, davacı ve davalı tarafların ticari defterlerinin incelemesi sonucu banka ekstresi ve dekontlarında tespit edilen 63.225,09 Euro tutarındaki ödemenin taraflar arasında mahsuplaştırılması halinde davalı şirketin 127.295,13 TL borcu olduğunun tespit edildiği, davalı tarafca, taraflar arasında ayrıca alım satım anlaşmaları olduğu, 63.225,09 Euro'nun bu anlaşmalara göre yurt dışına satılan malların kendilerine yapılan ödemeleri olduğu iddia edilmiş ise de banka dekontlarında ve gönderim belgelerinde ödemelerin avans ödemeleri olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Kayseri Kapatılan 6. İcra Dairesi'nin 2019/4816 E. sayılı dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 127.295,13 TL asıl alacak üzerinden devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın, davacı tarafça müvekkiline “ön ödeme” açıklaması ile gönderilen toplamda 63.225,09 Euro’nun hangi sebeple gönderildiği olmasına karşın, Mahkemece bu uyuşmazlığı çözmeye elverişli hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadığını, uyuşmazlık konusunun “ön ödeme” açıklamalı Euro gönderimlerin taraflar arasındaki 17.01.2018 tarihli sözleşme çerçevesinde yapılan ihracatlar kapsamında elde edilen müvekkiline ait paraların müvekkiline iletilmesi olduğunun açık olmasına rağmen Mahkemenin kabulü mümkün olmayan gerekçelerle hüküm kurduğunu, savunmaları, sundukları bütün deliller ve taleplerin görmezden gelindiğini, hukuka ve maddi gerçeğe aykırı bir biçimde davacının alacaklı olduğu kanaatine varan Mahkemenin, cevap dilekçelerinde terditli olarak öne sürdükleri takas def’i hakkında en ufak bir değerlendirme, araştırma yapmadığını, gerekçeli kararda takas def’inden bahsetme gereği dahi duymadığını, somut uyuşmazlıktan tamamen kopuk bir biçimde yürütülen yargılama sonucunda verilen kararın müvekkilini hukuka ve hakkaniyete aykırı bir biçimde mağdur ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan 03.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafından yapılan ödemelerin taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında yapılan ödemeler ile avans mahiyetinde ödemeler olduğunun tespit edildiği, davalının bu durumunun aksi yönünde dosyaya yazılı kesin delil sunamadığı, ayrıca yemin deliline dayanmayacağını beyan etmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulü yönündeki Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalıya avans olarak yapılan ödemelerin istirdadı amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 incı maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 67 inci maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.