Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı aleyhine Hopa İcra Müdürlüğü'nün 2017/265 esas sayılı takip dosyası ile başlattığı takibin davalının, borca konu takip ile ilgili olan davanın halen istinafta olduğu ve borcun muaccel olmadığını belirterek takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, müvekkil şirketin, davalı ...ın sahibi ve ...'nun sürücüsü bulunduğu ... plakalı aracın Sahil Caddesinde Sarp istikametinde giderken Hopa Çay Fabrikası önünde kusurlu olarak yaya ...e çarptığını, çarpma sonucunda yayanın vefat ettiğini, kazada ölenin hak sahiplerine 62.978,00 TL ödendiğini, bu ödemeye ilişkin müvekkil sigorta şirketinin Hopa İcra Müdürlüğünün 2015/513 sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından bu takibe itiraz edilmesi üzerine Hopa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/222 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, 2015/222 sayılı itirazın iptali davasında ise belgesiz sürücü ...'nun % 90 asli kusurlu olduğunu kanatini bildirir rapor düzenlendiğini, ayrıca dava konusu tutarın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi kapsamında dava dışı zarar gören üçüncü kişilerce açılan ve sonuçlanan Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/136 sayılı ilamıyla ikinci kez ödenen tazminat tutarı olup, müvekkil şirketin bu zarara ilişkin kanuni sorumluluğunu sigorta limiti dahilinde yerine getirdiğini, müvekkil şirketin kazada zarar görenlere ikinci kez tazminat bedelini ödediğini ve bu tutar sorumlulardan tahsil etmek zorunda olduklarını Hopa İcra Müdürlüğü'nün 2017/265 E. dosyasına yapılan itirazın kaldırılarak takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin aracın sahibi görünmesine rağmen işleteni olmadığını, aracın zilyetliğinin devri ile aracı devralan Kerim Yalçın'ın araç işleteni sıfatı kazandığını dolayısıyla kazada sorumluluğun bulunması halinde sorumlu kişinin Kerim olduğunu, müvekkilinin kazadan önce de aracın gerekli bakımını ve muayenesini yaptırdığını bu durumda araç sahibine herhangi bir kusurun izafe edilemeyeceğini, Artvin Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 2014/110 Esas sayılı dosyasında da müvekkilinin yargılamasının yapılmadığını, araç işleteni ve sürücü hakkında hüküm tesis edildiğini, ayrıca Hopa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/222 esas sayılı dosyasının halen istinaf incelemesinde olduğunu ve bu dosyanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu olaya sebebiyet veren kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığından ötürü davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Trafik Sigortası Genel Şartları’nın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı” başlıklı B.4- b maddesine göre davacı ... şirketinin sigortalısına rücu hakkı bulunduğu mahkemenin 2015/222 E. ve 2017/50 K. sayılı kararında da buna yönelik olarak davalının araç işleten olarak sorumlu olduğunun kabul edildiği, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/136 E. sayılı dosyası ile aldırılan aktüer bilirkişi raporunun usule ve esasa uygun olarak hazırlanmış olduğu, dosyaya sunulan delillerin incelenmesi sonucunda yapılan hesap gereği davacı ... şirketince Hopa İcra Dairesinde 2017/265 E. sayılı takibin merhumun yakınlarına ödenen toplam bedelin, diğer yargılama giderlerinin ve faiz tarihlerine göre doğru miktar ve faiz talebinde bulunulduğu görüldüğünden davanın reddine gerekçesiyle davanın kabulüne; Hopa İcra Müdürlüğü'nün 2017/265 esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İstinaf talebinde bulunan davalı vekili istinaf dilekçesinde; hususi olan aracının kayıt maliki görünmesine rağmen işleteni olmadığını, aracın kayden kendi adına göründüğünü, vekaletname ile aracın tüm tasarrufunun Kerim Yalçın'a devredildiğini, müvekkile atfı kabil kusur bulunmadığından rücu ve alacak talebinin haksız olduğunu, müvekkilinin araç üzerinde tasarrufu ve hakimiyeti bulunmadığını, araç işleteni olmadığını, araç sahibi ile araç işleteni kavramının birbirinden farklı olduğunu, mevcut davaya konu kazanın meydana gelmesinde müvekkilin ve aracının herhangi bir faktörünün bulunmadığını, kusurun araç sürücüsünün eyleminden kaynaklandığını, kazanın meydana gelmesinde aracın mekanik aksamından kaynaklı bir illiyet bulunmadığı gibi davalı müvekkilin araç işleteni sıfatı da bulunmadığından müvekkili hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, Hopa Noterliği'nin 04.04.2014 tarih ve 2567 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile kazaya karışan ''... plakalı aracını ticari kiralama yolu ile sair nedenlerle yurt dışına çıkış ve dönüş işlemleri ile ilgili tüm işlemleri yapmak üzere'' dava dışı Kerim Yalçın, Şeref Yıldız, Abdullah Ustabaş ve Mehmet Altuntaş isimli kişilere vekaletname verildiği ancak bu vekaletname tek başına kiralama sözleşmesi anlamına gelmeyeceği, ortada bir araç kiralama sözleşmesi de bulunmadığı, kaza tarihinde davalı kaza yapan aracın işleteni ve davacı ... şirketinin akidi (sigortalayan) olduğundan davalının işleten sıfatının olduğu, dosya kapsamında kiralama sözleşmesi bulunmamasına, davalının kaza tarihinde aracın maliki ve aynı zamanda işleteni olduğunun anlaşılmasına; dava dışı sürücü ...'nun ehliyetsiz ve asli kusurlu olduğu Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 2017/30 E.- 2018/588 K sayılı dosyasında mirasçılar lehine maddi tazminata hükmedilmesi ve yapılan takip uyarınca davacı ... şirketinin ödediği rakamı davalı işletenden rücuen tahsilini istemekte haklı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle başvurunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

davacı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu destekten yoksun kalma nedeniyle ödenen tazminatın rücuan tazmini talebine ilişkindir.

6100 sayılı HMK'nın 369,370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2 nci maddesi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B-4.b maddesi,

1. HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği, sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde, infazı kabil olarak kurulması ve en önemlisi; sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup HMK'nın 297 nci maddesinin 2 nci fıkrası ve 298 inci maddesinin 2 nci fıkrasında, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da imkansız kılmaktadır.

Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe bölümünde "davacı ... şirketince Hopa İcra Dairesinde 2017/265 E. Sayılı takibin merhumun yakınlarına ödenen toplam bedelin, diğer yargılama giderlerinin ve faiz tarihlerine göre doğru miktar ve faiz talebinde bulunulduğu görüldüğünden davanın reddine" karar verildiği belirtilmişse de hükümde "davanın kabulüne; Hopa İcra Müdürlüğü'nün 2017/265 esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine" karar verilerek gerekçe ile hüküm kısmı çelişki oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.

2. Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.