Esastan ret
Taraflar arasındaki paydaşlar arası ve mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı ... ve vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, 12223 ada 3 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduklarını, taşınmaz üzerinde yer alan üç dairenin davalılar tarafından hukuka aykırı şekilde kullanıldığını, bir dairenin ise kira bedeli tahsil edilerek tasarruf edildiğini, İstanbul ili, ... ilçesi, 790 ada 38 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 2 numaralı bağımsız bölümün muris Süleyman’ın öldüğü 02.11.1993 tarihinden hisselerin devir edildiği 21.04.2017 tarihine kadar davalılardan ... ve ... tarafından kiraya verilerek gelir elde edildiğini, ihtarnameye rağmen işgalin sona erdirilmediğini belirterek el atmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir.
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...’da bulunan daireyi kaba inşaat halinde iken diğer mirasçıların ortak rızası ile sıfırdan yaptırarak oturacak hale getirdiğini, tadilat masraflarının davalı tarafından ödendiğini, diğer mirasçıların kullanıma muvafakat ettiğini, davalının binanın diğer kısımları ile ...'deki dükkana yönelik herhangi bir tasarrufu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ...’a ait binanın zemin katındaki dükkanın Kur’an kursuna vakfedildiğini ve hiç bir şekilde kira bedeli alınmadığını, giriş katta bulunan 1 numaralı dairenin davacılardan ... tarafından dava dışı oğlu ...'a kiraya verildiğini, 2 numaralı dairenin kaba inşaat halinde iken davalılardan ... tarafından diğer mirasçıların muvafakati ile tamamlandığını, 3 numaralı dairenin 13.03.2016 tarihinde ölen anneleri ... tarafından kullanıldığını, ölüm tarihinden itibaren bu dairenin kullanılmadığını, 4 numaralı dairede kiracı Hasan Diş'in oturduğunu, kiranın ölene kadar ...’ye ödendiğini, annenin vefatından sonra ise müvekkili tarafından tahsil edildiğini, 5 numaralı dairede davalının bizzat oturduğunu, 6 numaralı dairede ise davalılardan ...'ın oturduğunu, üst katın vekil edeni tarafından yaptırıldığını, haksız el atmanın mümkün olmadığını, muris ...'ın 02.11.1993 tarihinde öldüğünü, davalı ...'nın 07.06.1979 doğumlu olup ölüm tarihinde 14 yaşında olduğunu, kiralama yapmasının söz konusu olmadığını, ...'deki dükkanın 02.11.1993 tarihinden 2014 tarihine kadar kira gelirleri ile davacılardan ...'ın ilgilendiğini, kira gelirinin Anne ...'a ödendiğini, davalının da 2014-2016 yılları arası almış olduğu kira ödemelerini ...’ye verdiğini, annenin ölümünden sonra davacıların ihtar çekerek kiracıyı tahliye ettirdiğini, tahliye tarihinden hisse devir tarihine kadar dükkanın boş kaldığını ve herhangi bir kira geliri elde edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın altı (6) numaralı dairesinde ikamet ettiğini ve dairenin mirasçıların yazılı ve sözlü muvafakati ile diğer davalı ... tarafından inşa edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davalı ... hakkındaki men’i müdahale talebinin kısmen kabulü ile dava konusu 12223 ada 9 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davacıların toplam payı olan 3/8 oranında davalının vaki müdahalesinin men’ine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılardan ... ve ...’ın dava konusu 12223 ada 9 parsel sayılı taşınmaza vaki müdahalelerinin men’ine, davalı ... hakkındaki ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 435,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak davacılara eşit olarak ödenmesine, fazlaya ilişkin ecrimisil talebinin reddine, davalı ... hakkındaki ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile toplam 7.775,61 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak davacılara eşit olarak ödenmesine, fazlaya ilişkin ecrimisil talebinin reddine, davalı ... hakkındaki ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile toplam 24.927,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak davacılara eşit olarak ödenmesine ve fazlaya ilişkin ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili ile davalı ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... hakkında kurulan el atmanın önlenmesi kararının hukuka aykırı olup hükmün infaza elverişli olmadığını, davacıların hatalı şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretine mahkum edildiğini, ecrimisile taleplerinin gerekçe gösterilmeden kısmen kabul edildiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, davalının oturduğu daireyi diğer mirasçıların onayı ile yaptığını, masrafın vekil edeni tarafından karşılandığını, tanıkların bu hususu doğruladığını, müvekkilinin niza konusu parselde 5/8 oranında pay sahip olmasına rağmen 3 numaralı daireyi tasarruf ettiğini, payından az yer kullandığını, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinin reddi gerektiğini, davalının kiralama işine karışmadığını, 2 numaralı dairenin davacılardan ... tarafından kiraya verildiğinin dikkate alınmadığını, müvekkili aleyhine hatalı şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, cevap dilekçesi ve dosya kapsamındaki beyanlara benzer iddialar belirtilerek davalıdan ecrimisil talep edilmeyeceğini, ... ilçesinde bulunan taşınmazın Eylül 2016'dan beri kira geliri elde edilmemesine rağmen aleyhlerine 11.250,00 TL ecrimisile hükmedildiğini, davacılara yapılan ödemelerin dikkate alınmaması halinde bile 3/8 paya denk gelen değerin 5.625,00 TL olduğunu, fazladan ecrimisile karar verildiğini, davalı Sebahatin mirasçı iken payını diğer davalı ...'a devrettiğini, aleyhine 7.775,61 TL ecrimisile hükmedilmesinin isabetli olmadığını, vekil edeni aleyhine karar verilen 9.454,50 TL ecrimisilin yasaya aykırı olup İlk Derece Mahkemesince olaylar ve kişilerin birbirine karıştırıldığını, 4 numaralı daire için 4.222,50 TL’yi ikrar ve kabul ettiklerini, ancak diğer miktarlar yönünden ecrimisile itiraz ettiklerini, 10 Haziran 2004 tarihli sözleşmenin hatalı değerlendirildiğini, muris ... sonra yapılan daireler için ecrimisil hesaplandığını, tanık beyanlarının davalı beyanlarını doğruladığını, davanın reddi gerektiğini, davacıların davalarını yöntemince kanıtlayamadığını, dublex olmayan daire haklarının devredildiğini, dublex daire haklarının devredilmediğini, imzayı kabul eden davacının davasının kabul edildiğini, ...'ın ölüm tarihinden itibaren ecrimisil takdir edilme gerekçesinin hatalı olduğunu, davacı ... yönünden harç hesaplamasının isabetli olmadığını, kısmen kabul edilen miktarlar yönünden davalı ... lehine nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
4. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ve dosya kapsamındaki beyanlara benzer gerekçeler ifade edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, davalı ...'nın kira aldığını inkar ettiğini, tanıkların bir kısmın beyanlarının soyut olduğunu, hükmün davacı ...'in açıklamalarına dayandığını, müvekkili aleyhine hükmedilen ecrimisile itiraz ettiklerini, davacıların davalarını ispatlayamadığını, ...'ın muhdesat sahibi görünmeyerek kendi mülkünden ecrimisile hükmedilmesinin doğru olmadığını, delillerin ve tanık beyanlarının doğru değerlendirilmediğini, davanın reddi gerektiğini ve kimi tanık beyanlarının birbiriyle çeliştiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;
1. Birinci normal kattaki 3 numaralı olarak gösterilen dairenin davalı ... tarafından konut olarak kullanıldığı, 4 numaralı dairenin davalı ... tarafından kiraya verildiği, 6 numaralı dairenin davalı ... tarafından konut olarak tasarruf edildiği ve 7 numaralı konutun ise davalı ... tarafından kullanıldığı,
2. Taşınmaz üzerinde bulunan zemin kattaki 1 numaralı dairenin muris tarafından kuran kursu olarak tahsis edildiği, zemindeki diğer dairenin boş olup birinci kattaki 5 numaralı dairenin muris ...'nin sağlığında onun tarafından kullanıldığı, halen murisin eşyalarının bulunduğu ve dairelerin davalılar tarafından kullanılmadığı,
3. Davalı ... yönünden durumun paylı mülkiyete göre diğer davalılar yönünden ise genel göre değerlendirme yapılması gerektiği,
4. Her ne kadar ...’daki taşınmaz arsa niteliği ile paylı mülkiyete tabi ise de fiiliyatta üzerinde bina bulunduğu, mirasçılar arasında herhangi bir paylaşım iddiası olmadığı, tanık beyanlarına göre taşınmaz üzerindeki binanın bir kısmının muris tarafından yapıldığı ve bir kısmının ise daha sonra mirasçıların muvafakati ile davalı ... tarafından inşa edildiği,
5. Bilirkişi raporuna göre bir daire boş olmasına rağmen üç davacının kullanabileceği boş alan bulunmadığı,
6. Davacıların (davalı ... yönünden) payları oranında el atmanın önlenmesini talep etme haklarının olduğu, ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten itibaren ecrimisil talep edilebileceği, ihtarnamenin tebliği ile intifadan men şartının gerçekleştiği, bu tarihten dava tarihine kadar hesaplama yapıldığı ve davalının sorumlu tutulduğu ecrimisil miktarının doğru tespit edildiği,
7. İlk Derece Mahkemesinin davacıların payı oranında müdahalenin men'ine karar vermesinin yasaya uygun olup bu davalı yönünden davacıların istinaf başvurusunun reddi gerektiği,
8. Davalı ...'ın paydaş olduğu, payı oranında davacıların el atmasının önlenmesini talep edebileceği, her ne kadar davalı davacı tarafın onayıyla daire yaptığını belirtmiş ise de; başlangıçta onay olsa dahi dava açılmakla onayın geri alındığı, payı oranında men’i müdahale kararının doğru olduğu, tebliğ tarihinden itibaren intifadan men şartının gerçekleştiği, ecrimisile hükmedilmesin de yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ... yönünden davacılar ve davalı ...'ın istinaf başvurusu sebeplerinin yerinde olmadığı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin doğru hesaplandığı,
9. Davalı ... ve ...'ın son tapu kaydına göre paydaş olmadıkları, tespite göre 4 numaralı dairenin davalı ... tarafından kiraya verildiği, 6 numaralı dairenin davalı ... tarafından kullanıldığı, 7 numaralı yerin ise yine davalı ... tarafından tasarruf edildiği, kullanımların haklı bir nedene dayanmadığı, dava tarihi itibarıyla malik olmamaları nedeniyle müdahalenin men'ine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup davacı tarafın bunlar yönünden men'i müdahale konusunda istinafta bulunmadığı,
10. Davalı ...'in kayıt maliki olmadığı, dava konusu 6 numaralı daireyi kullandığı, paydaş olmaması nedeni ile kendisinden ecrimisil talep edilebileceği, her ne kadar taşınmazın davacıların muvafakati ile diğer davalı ... tarafından yapıldığı belirtilmiş ise de gerek 6 numaralı gerekse 7 numaralı daireleri davalı ...'nın 10.06.2004 tarihinde muris ...'a bıraktığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin aidiyeti dikkate almamasının hatalı olmadığı, davacıların payları dikkate alınarak davalılar ... ve ... yönünden yapılan hesaplamaların doğru olduğu, ecrimisile hükmedilmesin de yasaya aykırılık teşkil etmediği, davalı ...'in istinaf başvurusunda bulunmadığı, davalı ...'nın onun adına istinaf nedeni yapamayacağı, davacıların bu davalılara yönelik ecrimisile ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde bulunmadığı, davalı ...'ın buna ilişkin istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı, davacıların ve davalı ...'nın istinaf başvurusunun reddi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir .
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalı ... vekili duruşma istemli temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi, dosya kapsamındaki beyanlar ve istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi, dosya kapsamındaki beyanlar ve istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, paydaşlar arası ve mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, 683 üncü ve 995 inci maddeleri,
3. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
4. Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706 ncı., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237 nci, Tapu Kanunu'nun 26 ncı maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "ahde vefa" kuralının yanında TMK'nın 2 nci maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
5. O halde, paydaşlar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK'nın müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
6. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibarıyla da, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
7. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
8. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı).
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Davalı ... vekilinin sair temyiz itirazları ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
a. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 12223 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan ve henüz kat mülkiyeti ya da kat irtifakına geçilmeyen binanın zemin kattaki 1 numaralı olarak gösterilen dairesinin muris tarafından Kur’an kursu olarak tahsis edildiği, zemindeki diğer dairenin boş olup birinci kattaki 5 numaralı dairede muris ...'nin sağlığında onun tarafından ikamet edildiği, halen murisin eşyalarının bulunduğu, dairelerin davalılar tarafından tasarruf edilmediği, birinci normal kattaki 3 numaralı dairenin davalı ... tarafından konut olarak kullanıldığı, 4 numaralı dairenin davalı ... tarafından kiraya verildiği, 6 numaralı dairenin davalı ... tarafından konut olarak tasarruf edildiği, 7 numaralı dairenin davalı ... tarafından kullanıldığı ve davalı ...’nın 06.10.2016 tarihine kadar niza konusu 12223 ada 9 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğu anlaşılmaktadır.
b. Dava konusu taşınmazda tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planı olmadığı gibi fiili kullanma biçiminin de oluşmadığı açıktır.
c. Ne var ki, davacıların dava konusu taşınmazda paylarına karşılık kullanabileceği başka daire ve/veya daireler olduğu gibi davalı ...’ın payından fazla yer kullandığı da iddia ve ispat edilememiştir.
d. Ayrıca, davalı ...’nın konut olarak tasarruf ettiği 7 numaralı daire yönünden paydaş olduğu dönem itibarıyla intifadan men edildiği de yöntemince ispatlanamamıştır.
e. Hâl böyle olunca; Mahkemece, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi, diğer davalı ... hakkında ise dava konusu 12223 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 7 numaralı daire yönünden 06.10.2016 tarihinden eldeki davanın dava tarihine kadar ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda V.C.3.2 nci paragrafında açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda V.C.3.(3.a.) ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin kısmen temyiz itirazları ve davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...'a verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi