Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Yerel Mahkemenin 06.06.2012 tarihli kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265 inci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

2.Kararın 18.06.2012 tarihinde kesinleşmesinden sonra sanığın 08.10.2015 tarihinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlemesi nedeniyle yapılan bildirim üzerine Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararla, açıklanması geri bırakılan hüküm aynen açıklanmıştır.

Sanık müdafiinin temyiz istemi, hükmün açıklanması için gerekli koşulun gerçekleşmemesi nedeniyle kararı temyiz etmek istediğine ilişkindir.

Okul müdürü olan şikayetçi ile karşılaşan fırıncılık yapan sanığın, katılanın müdürü olduğu okulda yapılan ihaleyi alamaması nedeniyle şikayetçiyi korkutmak amacıyla onu öldürülmekten korkup korkmadığını sorması, aracına alıp şikayetçiyi gideceği yere bırakmadan önce onu korkutmaya yönelik bir takım davranışlarda bulunması nedeniyle görevini yaptırmamak için direnme suçundan açılan davada Mahkeme, sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına yönelik önceki hükme atıf yaparak hükmün aynen açıklanmasına karar vermiştir.

Temyiz kanun yoluna tabi olup kesinleşmesi halinde infaza verilecek olan ilamın, açıklanacak yeni hüküm olduğu, bu nedenle yargılama sonucunda ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, önceki karara yollama yapılmak suretiyle Anayasanın 141,5271 sayılı Kanun'un 34,223 ve 230 uncu maddelerine aykırı davranılması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2024 tarihinde karar verildi.