Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Hopa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 20015/105 Esas, 2016/106 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 inci maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; suça konu fiilin Kabahatler Kanunu'nun 40 ıncı veya Türk Ceza Kanunu'nun 206 ncı maddesini ihlâl olup olmadığının karar yerinde tartışılması gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; verilen cezanın haksız olduğuna ilişkindir.

B1 ve B2 yetki belgesinde kayıtlı otobüslerin yurt dışına çıkış yapabilmeleri için doluluk oranının %25 olması gerektiği, suç tarihinde Sarp sınır kapısından çıkış yapmak üzere idaresindeki otobüsle gelen sanığın, yolcu listesini araçta 8 yolcu varmış gibi düzenlediği halde örnekleme yoluyla seçilen yolcu listelerinin sonradan kontrol edilmesi neticesinde, sanığın düzenlediği yolcu listesinde yer alan 8 kişiden 6'sının suç tarihinde yurt dışına çıkış yapmadığı tespit edildiğinden bahisle özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; sanığın soruşturma aşamasındaki beyanı, savunması, ilgili cevabi müzekkereler ve tüm dosya kapsamı itibarıyla yüklenen suçun sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

A. Tebliğname Yönünden
Suça konu belgenin özel belge niteliğinde olması, sanığın kendi kimliğine ilişkin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna dair bir iddia bulunmaması karşısında; yüklenen eylemde, 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı belirlenmekle, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

B. Sanığın Temyizi Yönünden
Suça konu belgenin özel belge niteliğinde olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunda gerçeğe aykırı belge düzenleme olarak tanımlanan içerik (fikri) sahteciliğine yer verilmediği, yalnızca, "belgeyi sahte düzenleme" hareketine yer verildiği, içerik sahteciliğinde belgeyi düzenleyen olarak görülen kişi gerçek olduğu halde, belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olduğu ve maddede sadece taklit suretiyle sahte belge düzenleme veya gerçek bir belgede ekleme veya çıkarma suretiyle sahtecilik, başka bir deyişle maddi sahtecilik eylemlerine yer verildiği, belge üzerindeki imzaların sahte olduğuna dair bir iddia da bulunmadığından sanığın eyleminin “fikri sahtecilik” olarak kabul edilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'da özel belgede sahtecilik suçunda fikri sahteciliğin cezalandırıldığına dair düzenleme bulunmaması nedeniyle yüklenen suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Hopa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 20015/105 Esas, 2016/106 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, değişik gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ...'ın eyleminin 213 sayılı VUK. 359/b maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı belge düzenlemek suçunu oluşturduğuna dair değişik gerekçesi ile oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2024 tarihinde karar verildi.

Üye (D.G.) | Yazı İşl.Md.Y. ÖK. | DEĞİŞİK GEREKÇE | (2021/8210) | Somut olay ve değerlendirmemiz;

Sayın çoğunluk ile aramızda ki görüş ayrılığı...Tur firmasının sahibi ve şoförü olan ve bu anlamda yolcu listesi düzenleme yetkisi bulunan sanıkların "gerçeğe aykırı yolcu listesi düzenleme" eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nin 207/1 maddesinde düzenlenen "özel belgede sahtecilik" suçu kapsamında mı yoksa 213 sayılı VUK'nin 359/b maddesinde düzenlenen "sahte belge düzenleme" suçu kapsamında mı değerlendirileceğine ilişkindir.
Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan belgeleri sahte olarak düzenleme suçu 213 sayılı V.U.K 359/b maddesinde " Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde tanımlanmış olup maddenin son cümlesinde ise "Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgelerin" sahte belge olduğu belirtilmiştir.
Aynı madde ve fıkrada düzenlenen sahte belge kullanmak suçu ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgelerin vergisel işlemlerde kullanılması olarak tanımlanabilir. Sahte belge kullanma suçu adeta bir özgü suç niteliğinde ve yalnızca vergi mükellefi (yada mükellefin eylemine iştirak edenlerce) tarafından işlenebilir iken sahte belge düzenleme suçunun faili herkes olabilir.
Sahte belge kullanma suçunun faili vergi matrahını düşük göstererek vergi kaçırmayı amaçladığı için sahte belge kullanma suçu yönünden sahte belgenin vergisel işlemlerde kullanılması suçun unsurudur.
Sahte belge düzenleme suçunda ise vergi kanunları uyarınca düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan belgelerin, gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlenip yazılıp imzalanarak hukuki sonuç doğuracak şekilde vücuda getirilmesi, maddi varlık kazandırılması ile suç oluşur. Burada düzenlenen belgenin vergisel işlem amacı ile düzenlenmesi yada kullanılması suçun unsuru olarak aranmamıştır.
213 sayılı VUK kapsamında düzenleme suçunun konusu olabilecek belgeler ise: fatura (229-232), sevk irsaliyesi (230), perakende satış fişi, makineli kasaların kayıt ruloları, giriş ve yolcu taşıma biletleri (233), gider pusulası (234), müstahsil makbuzu (238-239), serbest meslek makbuzu (236-237), ücret bordrosu (238-239), taşıma irsaliyesi, yolcu listesi ve günlük müşteri listesi (240) dir.
VUK 240 maddesi kapsamında düzenlenen yolcu listeleri de maliye bakanlığınca anlaşmalı matbaalardan temin edilen, vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan belgelerden olup şehirler arasında yapılan yolcu taşımalarında 233 ncü madde gereğince yolcu taşıma bileti kesmeye mecbur olan mükelleflerin taşıtların her seferi için yolcu isimleri ve ödedikleri ücretleri gösterir listelerdir.
213 sayılı VUK'nun da düzenlenen bu belgeler esasen niteliği itibarı ile TCK'nın 207. maddesi kapsamında özel belge niteliğinde ise de 213 sayılı VUK ceza hükmü içeren özel bir kanun olduğu için öncelikle 213 sayılı VUK da düzenlenen bir suçu oluşturup oluşturmadığına bakılır, suça konu belgeler 213 sayılı VUK'nun 359 maddesi kapsamında kalıyorsa TCK da düzenlenen sahtecilik hükümleri değil özel kanun niteliğinden dolayı 213 sayılı VUK hükümleri uygulanmalıdır.
Nitekim Dairemizin yerleşmiş uygulamalarında olduğu gibi 11.10.2023 tarihli kararında katılan şirketin İzmir bölge müdürlüğünde satış ve dağıtım elemanı olarak çalışan sanığın A.A., M.S., Ş.E.K. isimli şahıslara irsaliyeliyeli faturayla mal satışı göründüğü halde belirtilen malların teslim edilmediği, ayrıca mağdurlar adına imzalar atıldığı tespit edilen olayda "Sanığın şikâyetçiler A.A, M.S. ve Ş.E.K. adına imza atılarak irsaliyeli fatura düzenleyerek özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunan somut olayda, sahtecilik suçuna konu belgelerin fatura niteliğinde olması karşısında eylemin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin b fıkrasında düzenlenen sahte belge düzenlemek suçunu oluşturduğu, bu kapsamda mahkeme tarafından öncelikle 213 sayılı Kanun'un 367 nci maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceğinin Vergi Dairesi Başkanlığından sorularak verilmesi halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, verilmeyeceğinin anlaşılması durumunda dava şartı yokluğu nedeni ile davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken özel belgede sahtecilik suçundan sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesi" gerekçesi ile özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (11.CD-11.10.2023-2021/21830-2023/7048)
Hopa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.03.2015 tarihli iddianamede " Şüpheli ...' nun ...Tur firmasında şoför olarak çalıştığı, diğer şüpheli ...' nın da firma sahibi olduğu, suç tarihinde Sarp sınır kapısından çıkış yapmak üzere gelen bu firmaya ait...plakalı araca ait yolcu listesinin içeriğinin şüphelilerden ... tarafından düzenlendiği ve belgeyi gümrük görevlilerine ibraz ettiği, suça konu belge altındaki kaşe ile imzanın ise diğer şüpheli ...' ya ait olduğu, listede bulunan 8 yolcudan 6 tanesinin suç tarihinde yurt dışı çıkışının bulunmadığı, bu şekilde gerçekte yolcu olmadıkları halde aracın yurt dışı çıkışını sağlayabilmek için yolcu kaydı yaparak sahte belge düzenlemek suretiyle atılı suçu işledikleri, şüpheli ...' nun savunmasında olayı bu haliyle kabul ettiği, diğer şüpheli ...' nın ise durumdan haberdar olmadığını ancak suça konu belgenin altındaki imza ve kaşenin kendisine ait olduğunu kabul ettiği," iddia olunan ve mahkemece " olay tarihlerinde yürürlükte olan düzenlenemeye göre sınır kapılarından çıkış yapacak B1 ve B2 yetki belgesine sahip araçlar için %25 oranında doluluk şartını sağlaması arandığından bu doluluk oranını tutturmak amacıyla araçta aslında bulunmayan şahısların yolculuk etmiş gibi listelere yazılması " şeklinde kabul edilen somut olaya konu yolcu listeleri de Maliye Bakanlığınca anlaşmalı matbaalardan temin edilen, vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan belgelerdendir.
Yolcu listelerinin 213 sayılı VUK nun 240 maddesinde düzenlenen belgelerden olduğu, aynı kanunun 359. Maddesinde yaptırıma bağlanan sahte belge düzenleme fiilinin oluşumu için vergi kanunlarına göre düzenlenmesi gereken belgelerin sahte olarak düzenlenmesinin yeterli olacağı, bu belgelerin vergisel işlemde veya başka bir şekilde kullanılması ve vergi ziyaının gerçekleşmesinin suçun unsuru olmaktan çıkartıldığı nazara alındığında sanıkların gerçek bir satış/hizmet/taşıma işlemini yansıtmayan (içerik itibariyle) sahte belge mahiyetinde sahte yolcu listesi düzenleme eylemlerinin özel bir kanun olan 213 sayılı VUK'nun 359/b. maddesinde düzenlenen sahte belge düzenlemek suçunu oluşturacağı, mahkeme tarafından öncelikle durma kararı verilerek 213 sayılı Kanun'un 367 nci maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceğinin vergi dairesi başkanlığından sorularak verilmesi halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, verilmeyeceğinin anlaşılması durumunda dava şartı yokluğu nedeni ile davaların düşmesine karar verilmesi gerektiği,
Sayın çoğunluğun 5237 sayılı TCK' nun 207. Maddesinde özel belgede sahtecilik suçunda fikri sahteciliğin cezalandırıldığına dair düzenleme bulunmaması nedeniyle özel belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkin düşüncesine katılmakla birlikte bu bozma gerekçesinin kabule göre bozma olarak yazılması gerektiği düşüncesi ile sanıklar hakkında "özel belgede sahtecilik" suçundan verilen mahkumiyet kararlarının bozulmasına karar verilmelidir. 21.02.2024