Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Andırın Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2016 tarihli ve 2015/194 Esas, 2016/117 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62,50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın 12 eşit taksitte tahsiline, karar verilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri, hukuka aykırı karar verildiğine, davaya konu eylemi gerçekleştirmediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, tanığın, katılan ile aynı iş yerinde çalışması nedeniyle tarafsız olmadığına ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir.
Sanığın, aracıyla ilgili icra işlemi yapılmasını engellemek için icra müdürü olan katılana yönelik tehdit niteliğinde sözler söyleyerek görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği, sanık savunması, katılan beyanı, tanık H.K.'nın anlatımı, 26.01.2015 tarihli olay tutanağı ve tüm dosya kapsamıyla, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
Sanık savunması, katılan beyanı, tanık H.K.'nın anlatımı, 26.01.2015 tarihli tutanak içeriği ve tüm dosya kapsamıyla, sanığa atılı suçun unsurları itibarıyla oluştuğuna dair Yerel Mahkemenin takdir ve gerekçesinde isabetsizlik bulunmayıp, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Adli para cezasının hesaplanması ve taksitlendirilmesi sırasında uygulama maddeleri olarak 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları belirtilmemiş ise de, bu eksikliğin mahallinde tamamlanabileceği,
Anlaşıldığından, sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2024 tarihinde karar verildi.