İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.06.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın, başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan cezalandırılması talep olunmuştur.

2. Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2016 tarihli ve 2016/547 Esas, 2016/763 Karar sayılı kararı ile sanığın, atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.

3.Verilen karar ile ilgili, Cumhuriyet savcısı tarafından, istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 20.11.2019 tarihli ve 2017/109 Esas, 2019/2800 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile, sanığın, başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan, etkin pişmanlık hükümleri de uygulanmak suretiyle, 1 yıl 3 ay hapis ve 20 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri

1.Atılı suçun sanık savunmasında belirtilen kişiler tarafından işlendiği sabit olmasına rağmen, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna,

2.Aksi kanaat halinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.

1.Dava konusu olay, 850 *** ** 21 numaralı hattan aranan katılana “Kredi kartından kaza sigortası yapıldığı, sigorta işleminin ondan habersiz yapıldığı, iptalini istiyorsa kredi kartı bilgilerini ve cep telefonuna gelen şifreyi söylemesi gerektiği" söylenerek, kart bilgilerinin alındığı ve akabinde kartından 250,00 TL tutarında harcama yapıldığı iddiasına ilişkindir.

2.Katılana ait ... 4998 **** ***** 4059 numaralı kredi kartından, olay tarihinde, Mikro Ödeme (Winecard ödeme ve Elektronik Paz. Hiz. A.Ş.) isimli iş yerinden, mail order yöntemi ile 250,00 TL harcama yapıldığına dair hesap özeti dökümü ve banka yazıları dosyada mevcuttur.

3.Katılanı arayan 850 *** ** 21 numaralı hattın sanık adına kayıtlı olduğu belirlenmiştir.

4.İlgili hatta dair yapılan araştırma neticesinde, aboneliğin 12.01.2015 tarihinde açıldığı, 11.01.2016 tarihinde kapatıldığı belirlenmiştir.

5.Mikro Ödeme (Winecard ödeme ve Elektronik Paz. Hiz. A.Ş.) ile yapılan yazışma neticesinde, işlem için erişim sağlayan IP numarasının 176.219.162.62 olduğu, tutarın aktarıldığı üye iş yerinin A.K isimli firma olduğu tespit edilmiştir.

6.Benzer eylem nedeni ile Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2015/401 Esas, 2016/483 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında yapılan yargılamada, IP numarasının yine aynı olduğu ve A.K'nin tanık olarak alınan ifadesinde "www.lebelci.com adlı internet sitesinin iş yerine ait internet sitesi olduğunu, burada online internet oyunları ile ilgili ek özellik sağlayan e.pin kodlarını sattığı, internet sitesinden otomatik olarak işlemlerin yapıldığı, POS cihazının bulunmadığını, anlaşmalı micro ödeme sistemlerine ait sanal POS cihazı ile internet sitesinden alışverişlerin yapıldığını, kendisinde sitesine giriş yapan kullanıcı bilgilerinin tutulduğunu, kullanıcılara ait mail adresi ve IP numaralarının, telefon numaralarının kayıtlı olduğunu, log kayıtlarının incelenmesinde 178.***.**.84 nolu IP adresinden suç tarihinde saat 12.08 ile 12.33 saatleri arasında 161 kez erişim sağlandığını " beyan etmiştir.

A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden;

1. Sübuta İlişkin,
Dosyadaki olgular itibari ile, sanık adına kayıtlı olan 0850 *** ** 21 numaralı hattan aranan katılana “Kredi kartından kaza sigortası yapıldığı, sigorta işleminin ondan habersiz yapıldığı, iptalini istiyorsa kredi kartı bilgilerini ve cep telefonuna gelen şifreyi söylemesi gerektiği" söylenerek, ... 4998 **** ***** 4059 numaralı kredi kartı bilgilerinin alındığı ve akabinde kartından, Mikro Ödeme (Winecard ödeme ve Elektronik Paz. Hiz. A.Ş.) isimli iş yerinden, mail order yöntemi ile 250,00 TL harcama yapıldığı sabittir.
Sanık her ne kadar "850 *** ** 21 nolu hattın kendi adına olduğunun doğru olduğunu, bu hattı yaklaşık 2 yıl önce İstanbul'da Verimor adlı Çağrı Merkezinden aldığını, bu hattı tanıtım ve reklam amaçlı aldıklarını, yani anlaşabildiği şirketlerin reklamlarını yapacaklarını, anlaştıkları şirketleri bu telefon ile aramak ve reklamlarını bu telefon ile yapmak için aldığını, bu hattı yaklaşık 15 gün kullandığını, bu onbeş günlük süre boyunca da kimseyi aramadığını" beyan ederek suçlamayı kabul etmemiş ise de; çağrı merkezi, danışmanlık şirketi adı altında kurulan bir çok şirketin, şahıslar ile "Hediye kontör veya para puan kazandınız ya da kredi kart aidatı, sigorta masraf aidatı iadesi yapılacağı" gibi farklı sebeplerle iletişime geçerek, kişilerin iradelerini fesada uğratmak suretiyle kredi kartı bilgilerini ve telefonlarına gelen 3D güvenlik şifrelerini edindikleri, daha sonra bu bilgiler ve şifreyi kullanarak karttan mail order yöntemi ile rıza dışı harcama yaptıkları, işlemleri genelde şifre ile yaparak ve harcama sonrası şahıslara küçük teknolojik ürünler, ASİST kart veya bir kısım belgelerin yer aldığı kargolar göndererek, yapılan işlemi yasal bir hizmet paket satışı şeklinde gösterdikleri, oysa ki mağdurlardan bilgilerin ve şifrelerin ele geçiriliş biçimi hileye dayandığından gerçek anlamda verilen bir rızadan bahsedilemeyeceği, nitekim Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) entegrasyon ekranından, sanığın benzer eylemleri nedeni ile derdest ve kesinleşmiş dava dosyaları incelendiğinde, sanığın yetkilisi olduğu şirketin de bu şekilde faaliyet sürdürdüğünün ve yine harcamanın aynı yerden yapıldığının belirlendiği, keza, şirket tarafından kullanılan hattın da, savunmanın aksine, 12.01.2015 tarihinde açıldığının ve 11.01.2016 tarihinde kapatıldığının tespit edildiği, bu bağlamda sanığın eyleminin sabit olduğu anlaşılmakla, bölge adliye mahkemesinin sübuta dair kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin,
Sanığın adli sicil kaydında yer alan 21.02.2009 kesinleşme tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin denetim süresi, suç tarihinde dolmuş ise de; bu tarihte kasten yaralama suçundan engel sabıkası olan sanık hakkında her halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları oluşmadığından, mahkemenin bu yöndeki takdirinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 20.11.2019 tarihli ve 2017/109 Esas, 2019/2800 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2024 tarihinde karar verildi.