466 sayılı Kanun gereğince tazminat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle dava dilekçesinde 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat olarak belirtilen ancak 18.11.2020 havale tarihli dilekçe ile 50.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminat olarak ıslah edildiği anlaşılan ve gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 48.373,85 TL maddi ve 58.000,00 TL manevi tazminatın tutuklamanın infazına başlandığı tarih kabul edilen 25.05.1984 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun davacı hakkında iki ayrı tutuklama kararı bulunduğu ve ilk tutuklama kararına konu suçlardan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, davacı hakkında zamanaşımından düşme kararı verilmiş olması nedeniyle makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiğinden bahisle maddi tazminatın 5.000,00 TL'ye, manevi tazminatın 5.000,00 TL'ye indirilmesi suretiyle ve değişen vekalet ücreti bakımından düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı hakkında hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacının tazminat isteminin 466 sayılı Kanun'a tabi olduğuna, davacı hakkında düşme kararının yanı sıra beraat kararının da söz konusu olduğuna ve tazminat isteminin beraat kararına ilişkin olduğuna, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının çok eksik olduğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 Esas – 2009/390 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının ilk olarak 765 sayılı TCK kapsamında Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak, adam öldürmeye teşebbüs, gasp, bomba atmak ve diğer suçlardan 26.09.1980 tarihinde gözaltına alındığı, 25.10.1980-27.12.1990 tarihleri arasında tutuklu kaldığı ancak tutuklama müzekkeresinin 21.09.1980-25.05.1984 tarihleri arasında infazının durdurulduğunun bildirildiği, davacının ikinci olarak 765 sayılı TCK kapsamında yasadışı silahlı örgüt kurmak veya katılmak, 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve adam öldürme suçlarından 20.02.1981-1981-27.12.1990 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak ve hüviyet cüzdanı,pasaport ve ruhsatnamelerde sahtecilik suçları bakımından zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme kararı verildiği, yasa dışı silahlı terör örgütü kurmak veya katılmak suçu bakımından ise beraatine karar verildiği, beraat kararının 17.05.2011 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen kararın davacı asile tebliğ edilmediği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanunda öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından maddi ve manevi tazminat miktarlarının indirilmesi ve değişen vekalet ücreti bakımından düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Davacı hakkında 25.10.1980 ve 20.02.1981 tarihli iki ayrı tutuklama müzekkeresinin bulunduğu, 25.10.1980 tarihli tutuklama müzekkeresinin infazının 21.09.1980-25.05.1984 tarihleri arasında durdurulduğunun bildirildiği, davacının her iki tutuklama müzekkeresinden 27.12.1990 tarihinde tahliyesine karar verildiği, ilk derece mahkemesince beraat kararının dayanağı olan ve tazminat davasına konu 20.02.1981 tarihli tutuklama müzekkeresinin 25.05.1984-27.12.1990 tarihleri arasında infaz gördüğünün kabulü ile maddi ve manevi tazminat belirlemesi yapılmış ise de, davacının 20.02.1981 tarihli tutuklama müzekkeresinin infaz görüp görmediğinin, infaz görmüş ise hangi tarihler arasında infaz gördüğünün dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelere göre tespit edilemediği anlaşılmakla, 20.02.1981 tarihli tutuklama müzekkeresinin infaz görüp görmediği, görmüş ise hangi tarihler arasında infaz gördüğü belirlenerek sonucuna göre maddi ve manevi tazminat yönünden karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1-Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında dava konusunun ''466 sayılı Kanun gereğince tazminat" olarak belirtilmesi gerekirken ''Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat'' olarak belirtilmesi,
2- Maddi tazminatın, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok eksik manevi tazminata hükmolunması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle hükmün yalnızca davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle bu hükümle verilen miktarın davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilerek davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.05.2024 tarihinde karar verildi.