İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2021 tarihli ve 2021/214 Esas, 2021/475 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 Sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 168 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 22.06.2022 tarihli ve 2022/510 Esas, 2022/2134 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kabul edilerek duruşma açılmadan sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

A.İstinaf Savcısının Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin birinci ve üçüncü maddesinin yanlış uygulanması sonucu fazla ceza indirimine gidilmesi yasaya aykırı ve aleyhe temyiz bu nedenle yerinde ise de; duruşma açılıp suça sürüklenen çocuğun savunmasının alınmaması suretiyle savunmanın kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğuna,

B.Suça Sürüklenen Çocuk Müdafinin Temyiz İstemi

Suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,

İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Yaşı büyük temyiz dışı sanık ... ... ve suça sürüklenen çocuklar ... ve temyiz dışı ...'un birlikte dolaştıkları sırada kaldırımda yürüyen mağdur ... ile karşılaştıkları, sanık ...'dan aldıkları talimat ile suça sürüklenen çocukların mağduru takip ettikleri, mağdurun telefoncuya girdiği, mağdur telefoncudan çıktıktan sonra suça sürüklenen çocuk ...'un mağdurun boynuna elini atarak yan tarafa götürdüğü, "telefonun herhangi bir sorunu var mı" diye sorduğu, mağdurun imei attırmak istediğini ancak attıramadığını söylemesi üzerine suça sürüklenen ...'un mağdurdan telefonunu istediği, mağdurun da Samsung marka, piyasa değeri 100,00 TL civarında olan cep telefonunu verdiği ancak tekrar telefonunu geri istediğinde suça sürüklenen çocuk ...'un mağdur ...'e "seni döverim" diyerek tehdit ettiği, bu sırada yanlarına sanık ...'ın geldiği, suça sürüklenen çocuk ...'un telefonu sanık ...'a vererek "imei atabilir misin bir bak" dediği, telefonu inceleyen sanık ...'ın telefonun menüsünün arapça olduğunu, imei atamayacağını söyleyerek telefonu suça sürüklenen çocuk ...'a geri verdiği ve ardından kafası ile işaret ederek telefonu kaçırmasını istediği, suça sürüklenen çocuk ...'un telefonu alarak koşup uzaklaştığı, mağdurun, sanık ...'dan telefonunu istediği ancak sanık ...'ın "telefonu o kaçırdı" diyerek suça sürüklenen çocuk ...'u işaret ettiği, mağdurun suça sürüklenen çocuk ...'un peşinden koştuğu, yetişemeyeceğini anlayarak kovalamaktan vazgeçtiği, suça sürüklenen çocuk ...'ın ise sanık ...'ın talimatı ile hareket ederek, eylemi fikir birliği içerisinde gerçekleştirdiği anlaşılan olay maddi vakıa olarak kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince "İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-(b), (c) ve (d) bentleri ile aynı Kanun’un 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilebileceği düzenlenmiş olup, nitelikli yağma suçundan ceza tayin edilirken 5237 sayılı Kanun'un 168/1-3 maddesindeki indirim oranının 1/2 yerine 2/3 olarak uygulandığı, Bölge Adliye Mahkemesince delil takdiri yapılmış olmasına rağmen duruşma açmaksızın yeniden hüküm kurularak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/1-3 maddesinin düzeltilerek uygulanıp suça sürüklenen çocuk hakkında cezanın arttırılması hukuka aykırı olup, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g bendi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan ve suça sürüklenen çocuğun savunması alındıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, 5271 sayılı Yasa'nın 280/1 inci ve 303 üncü maddeleri kapsamına girmediği halde, duruşma açılmadan ve suça sürüklenen çocuğun savunması alınmadan istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi, aynı sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.

Başkaca yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Ceza Dairesinin 22.06.2022 tarihli ve 2022/510 Esas, 2022/2134 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

14.05.2024 tarihinde karar verildi.