Davanın reddine

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve tasarımın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin “GLORY” marka çeşitli ürünlerin üretimini ve pazarlamasını yaptığını, yurtiçinde ve yurtdışında tanındığını, davalı gerçek kişinin 2017/00378 sayılı tasarımına müvekkili şirket adına tescilli marka ve tasarımlara dayalı olarak yaptıkları itirazların YİDK'nın 2017/T-841 sayılı kararı reddedildiğini, oysa dava konusu tasarımın müvekkilinin 2014/04192/1 ve 2017/05772 sayılı tasarımlarının yanı sıra 2013/105527, 2017/79096 ve 2014/40269 numaralı şekil markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edici nitelik kriterlerini haiz bulunmadığını, davalının tescil başvurusunda bulunduğu tasarımın müvekkil şirket tasarımlarını hatırlatarak müşteri portföyünden yararlanmayı amaçladığını, müvekkilinin tasarımlarını tanıtmak için ulusal ve uluslararası alanda çalışma yaptığını, dava konusu enerji içeceği konusunda tasarım özgürlüğünün çok geniş olduğunu ileri sürerek 2017-T-841 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı adına tescilli 2017 00378/1 sıra numaralı tasarımın sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının itirazına mesnet tasarım ve markalarından bir kısmının dava konusu başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğunu, 2013/105527 sayılı markanın ve 2014/04192 sayılı tasarımın tescilli bulunmadığını, davacının 2014/402269 sayılı şekil markasının ise dava konusu tasarımdan farklı olduğunu, taraflara ait markanın çoğunluklukla Arap ülkeleri ve Ortadoğu dış pazarına ihraç edildiğini, Arap ülkelerinde içecek ürünlerinin ambalaj renklerinin yerel halk tarafından benimsenen ve tercih edilen siyah ve altın sarısı renkleri olduğunu, dolayısıyla aynı renklerin kullanılmasının tasarımın yeniliğini ortadan kaldırmayacağını, davacı markasının tanınmış olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı TÜRK PATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu tasarımların davacı markaları karşısında yeni ve ayırt edici bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nın 2017/T-841 sayılı kararının iptaline ve 2017/00378 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu tasarım ile benzer görülen 2013/1055727 sayılı davacı markasının tescil edilmediğini, yine davacıya ait 2015/01613 sayılı markaya da işbu davada dayanılmadığını, bu sebeple bilirkişi raporunun denetime elverişli bir rapor olmadığını, ayrıca müvekkilinin seçenek özgürlüğü bulunmadığının dikkate alınmadığını, dava konusu tasarımda siyah ve altın sarısı renklerin kullanılmasının nedeninin cevap dilekçesinde ifade ettikleri gibi enerji içeceklerinin ancak bu renklerde Ortadoğu müşterisi tarafından cazip bulunup satın alındığını, bu hususun bilirkişilerce hiç araştırılmadığını, benzer bir uyuşmazlıkta Mahkemenin 2018/252 E., 2019/234 K. ve 2018/187 E. ve 2019/235 K. sayılı dosyalarında hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bu iddialarının doğrulandığını, dava konusu tasarımın davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazları karşılanmadan Mahkemece yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı TÜRK PATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu tasarım ile davacının itirazına mesnet tasarım ve markaların farklı olduğunu, dava konusu tasarım başvurusunun kötüniyetli olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017 00378 sayılı tasarımın davacının 2013/105527 ve 2015/01613 sayılı marka görselleri karşısında yeni ve ayırt edici olduğu, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu ve tasarımın hükümsüzlüğü koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tasarım ve markanın tüketici üzerinde bıraktığı genel izlenim veya akılda kalan kaba görünümün dikkate alınması gerektiğini, bu nedenle marka ve davalı tasarımı arasındaki benzer şekil unsurlarının irdelenmesi gerektiğini, umumi intibanın dahi marka tescil başvurusunun reddi için yeterli olduğunu, davalı şirketin TÜRK PATENT'e tescil başvurusunda bulunduğu tasarımın müvekkili şirket tasarımları ile ayniyet arzettiğini, dosya kapsamında mübrez bilirkişi raporu ve İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) temel amacına uygun düştüğünü belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.