Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre 21.09.2007 tarihinde Kastamonu ili Şenpazar ilçesi Kalaycı Köyünde yapılan kadastroda 101 ada 1 parsel sayılı 10.908.203,41 m2 yüz ölçümlü taşınmaz 5304 Sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 Sayılı Kanun) ile Değişik 3402 sayılı Kanun'un 4/3 üncü maddesi hükmüne göre senetsizden orman niteliği ile davalı Hazine adına tespit ve 15.10.2007 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.

Davacı dava dilekçesinde; Kastamonu ili Şenpazar ilçesi ... Mahallesinde bulunan 321 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, taşınmazı kendisine murislerinden intikal eden taşınmaz olduğunu, babasının sağlığında taşınmazı kendisine devrettiğini, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı asil 06.02.2019 tarihinde yapılan keşifte dava konusu ettiği yeri göstermiş, 101 ada 1 parseli dava ettiğini, davasını bu şekilde ıslah ettiğini ifade etmiş, yapılan yargılama neticesinde davacı tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulü ile; dava konusu Şenpazar ilçesi Korucak Mahallesi sınırları içerisinde kalan 321 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın oluşturulan tapu kaydının iptali ile; taşınmazın ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.11.2017 tarihli ve 2015/20717 Esas, 2017/7706 Karar sayılı ilamında; "Taşınmaz başında yapılan keşifte ziraat bilirkişisi yer almadığı, çekişmeli taşınmazın kuzey hududunda yol geçmesine ve dosya arasında bir takım kamulaştırma evrakı bulunmasına rağmen kamulaştırmaya ilişkin tüm bilgi ve belgeler dosya arasına getirtilmediği, dosya arasında bulunan satış senedinin mahallinde usulünce uygulanmadığı, taşınmazın ne şekilde davacıya intikal ettiği kesin olarak belirlenmediği, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verilemeyeceği, kamulaştırma evrakı dosyaya getirtilerek, mahallinde fen bilirkişisi ve ziraat bilirkişi eşliğinde yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, dosya arasında bulunan 22.10.1937 tarihli senet keşif mahallinde sınırları mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorulmak sureti ile kapsamının belirlenmesi, ziraat bilirkişisinden çekişmeli taşınmazın toprak yapısı ile komşu taşınmazların toprak yapıları mukayese edilmesi, zilyetlik süresinin ne olduğunun belirlenmesi, imar-ihya işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmışsa tespit tarihi ile imar-ihyanın tamamlanma tarihi arasında ne kadar süre geçtiği hususlarına yer verilmesi, rapor ekinde taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş komşu taşınmazlar ile arasındaki sınırları gösterecek şekilde fotoğrafların eklenmesi, Fen bilirkişisinden keşfi izlemeye elverişli, taşınmazın kamulaştırmaya konu olup olmadığını içerir ayrıntılı harita ve rapor düzenlemesi istenilmesi" gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altına bulunan yerlerden olmadığı, orman vasfında olmadığı, tarım arazisi niteliğinde olduğu, davacıya babasından intikal ettiği, davacı tarafından çekişmesiz ve aralıksız 20 yıldan fazla bir zamandır malik sıfatı ile kullanıldığı, davanın kabulüne, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, ekli krokide B=3323.46 m2 olan sarı renk ile boyalı kısma en son ada numarasından başlanarak ada numarası verilip verilen ada numarasının ilk parsel numarasından başlanarak parsel numarası verilerek davacı taraf adına tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, 101 ada 1 nolu parselin tapu miktarından geriye kalan kısmın ise orman vasfı ile 101 ada 1 nolu parselin maliki adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş, hüküm davalı ... İdaresi vekilince taşınmazın orman içi açıklık olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.

6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde; "Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya hangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Devlet ormanlarında el konulan bütün yapı ve tesisler, inşa aşamasında olanlar da dâhil olmak üzere, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, Orman Genel Müdürlüğü tarafından derhal yıkılır veya ihtiyaç görüldüğü takdirde ormancılık hizmetlerinde kullanılabilir. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir" ifadesi yer almaktadır.

Somut olayda dava konusu (B) harfiyle gösterilen taşınmazın 101 ada 1 parsel ve 336 ada 1 parsel sayılı orman vasıflı taşınmazların içerisinde, orman içi açıklık niteliğinde olup buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının KABULÜ ile hükmün BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2024 günü oy birliği ile karar verildi.