Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen hapis cezasının süresine göre 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
A. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.02.2022 tarihli ve 2021/335 Esas, 2022/26 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 31.250,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusuna ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde; sanık yönünden aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin hükmünde düzeltme yapılarak; tüm dosya kapsamından sanığın üzerinde ele geçen maddenin kullanım sınırında eroin olduğu, alıcı tanık Ali'den ele geçen maddenin metamfetamin olduğu, bu maddenin 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde sayılan maddelerden olmadığı gerekçesiyle sanık hakkındaki hükmün 1 nolu bendinin 2 nci paragrafının hükümden çıkartılarak yerine, "Sanık hakkında koşulları oluşmadığından TCK 188/4-a maddesi hükümlerinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA" ibaresinin eklenmesi, hükmün 1 nolu bendinin üçüncü fıkrasında yer alan "...12 yıl 6 ay hapis ve 1.250 gün adli para cezası..." ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine, "... 8 yıl 4 ay hapis ve 833 gün adli para cezası ..." ibaresinin eklenmesi, hükmün 1 nolu bendinin dördüncü fıkrasında yer alan "...31.250 TL..." ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine, "... 20.825 TL ..." ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine; yine sanık hakkında adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısımda hapis ihtaratının bulunmaması nedeniyle bu kısmın da değiştirilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Eylemin sabit olmadığına,
2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna,
3. Aramanın hukuka aykırı olduğuna,
4. Eksik araştırma ile karar verildiğine,
5. Kazanç müsaderesinin hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince "İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilebileceği düzenlenmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince, eylem hakkında delil değerlendirmesi yapılarak İlk Derece Mahkemesinin maddi vakıayı kabulüne ilişkin tespiti kabul edilmeyip, sanık hakkında kurulan hükümden, "5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin çıkartılması" suretiyle mahkûmiyet kararı verilebilmesi için, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası
gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye Dr. ... ve Üye ...'un karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.05.2024 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I OY G E R E K Ç E S İ
5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesinde, “Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; ilk derece mahkemesinin kararında ... 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (j), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, ... karar verir.” denilmekte; mezkur hükmün atıfta bulunduğu 303 üncü maddenin 1 (a) bendinde ise; hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate ... hükmolunması gerekirse” bölge adliye mahkemesinin davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebileceği belirtilmektedir
5271 sayılı Kanun’un 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca, bölge adliye mahkemesince delil değerlendirmesi yapılması için her durumda duruşma açılması zorunlu olmayıp, dosya ve dosyayla birlikte sunulmuş olan deliller incelendikten sonra, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden belli sonuçlara ulaşılması halinde, dosya üzerinden karar verilmesi mümkün bulunmaktadır. Belirtilen düzenlemelerde; bölge adliye mahkemesi tarafından istinaf incelemesi sırasında, ilk derece mahkemesince cezayı artıran nitelikli hallerin uygulanmasının hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi halinde, duruşma açılmaksızın hukuka aykırılığın düzeltilebileceği açıkça belirtilmiş değilse de; anılan hükümlerin düzenleniş amacı dikkate alınarak, bölge adliye mahkemesince, dosyada mevcut delillere göre, cezayı artıran nitelikli hallerin uygulanma şartlarının bulunmadığına kanaat getirilmesi durumunda, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a ve 303/1-a maddeleri çerçevesinde duruşma açılmaksızın ilk derece mahkemesi hükmünden nitelikli hallerin uygulanmasına ilişkin kısımların çıkartılması suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebileceğini kabul etmek gerekir. Başka bir ifadeyle; “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate hükmolunması gerektiğinde ” hükümdeki hukuka aykırılığı duruşma açmaksızın düzeltme yetkisi bulunan bölge adliye mahkemesinin, “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden, cezayı artıran nitelikli hallerin hükümden çıkartılması gerektiğinde” de duruşma açmaksızın aynı yetkiyi kullanabileceğinde tereddüt bulunmamak gerekir.
Bu itibarla; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a ve 303/1 -a maddeleri uyarınca, temyiz talebine konu olayda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin duruşma açmadan “hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine ” karar verebileceği görüşünde olduğumuzdan; sanık ve müdafıinin temyiz taleplerine istinaden, bölge adliye mahkemesi hükmünün esastan incelenmesi gerekirken, duruşma açılmadan karar verildiği gerekçesiyle, diğer yönleri incelenmeksizin bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz. 13.05.2024