Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava konusu 58 ada 9 parsel sayılı taşınmazın müvekkili adına kayıtlı olduğunu, komşu taşınmaz malikleri olan davalıların dava konusu taşınmazlara tecavüzü olduğunu belirterek, el atmanın önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2009-2013 yılları için toplam 1.500 TL ecrimisilin ödenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde, davanın ilk olarak birden çok davalıya karşı açılmakla 2014/70 Esas sırasına kaydedildiği, daha sonra 10.06.2015 tarihli celsede davalı Önder Korkmaz aleyhine açılan davanın tefrikine karar verilerek 2015/197 Esas sırasına kaydedildiği ve eldeki bu dosya üzerinden yargılamaya devam edildiği, 2014/70 Esas sayılı dosyanın 24.09.2014 tarihli ilk celsesinde hazır bulunan davalı vekili Av. ...’ın önceki beyanlarını tekrar ettiğini belirterek davanın reddini savunduğu, ancak eldeki dosya arasında davalı vekilinin cevap dilekçesinin bulunmadığı, davacı taraf dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış olmasına karşın tanıkların bildirilmemiş ve dinlenmemiş olduğu, mahkemenin gerekçesinde 17.11.2014 tarihli fen bilirkişi raporu ekindeki krokide F harfi ile gösterilen bölümün 32 parsel maliki tarafından kullanıldığının belirtildiği, 32 parsel sayılı komşu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde kayıt maliklerinin davadışı Ziya Durmaz ve Nesibe Durmaz olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, varsa tanıklarını bildirmeleri için taraflara süre ve imkan tanınması, bildirildiği takdirde taşınmazın başında keşif yapılarak tanıkların dinlenilmesi, taşınmazın talep edilen dönemde davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığının, kullanılmışsa ne şekilde kullanıldığının tereddüte mahal vermeyecek şekilde saptanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
Davalı vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2020 tarihinde oy biriliğiyle karar verildi.