Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 08.01.2018 tarihli ve 2018/6 Esas, 2018/9 Karar sayılı kararıyla kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının başvurusunun kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı üçüncü kişi vekili, istihkak iddialarına rağmen herhangi bir kıymet takdiri yapılmaksızın haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, bu durumun İİK’nin 99. ve 102.maddesine aykırılık oluşturduğunu, bu nedenle 27.12.2017 tarihli haciz işleminin iptaline, yine haciz mahallinde hazır bulunan yediemin ...’in borçlunun çalışanı olduğunu, borçlu şirket yetkilisinin muvafakatı ile yediemin değişikliği yapılarak malların aslında borçlu şirkete teslim edildiğini, davalı borçlu ile davalı alacaklının işbirliği içerisinde olduğunu ileri sürerek 27.12.2017 tarihli haciz tutanağı ile muhafaza altına alınan malların yediemin değişikliğinin yapılmasının önlenmesi amacıyla tedbir kararı verilmesini ve muhafaza işlemine konu malların müvekkili şirkete ait olması nedeniyle istihkak iddialarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece istihkak istemine ilişkin davanın tefrik edilerek aynı mahkemenin 2018/31 esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, haciz ve muhafazası yapılan mahcuzlara ilişkin teknik bilirkişi eşliğinde nitelikleri ve değerlerinin tespit edilmesi ve buna bağlı olarak bilirkişi raporu alınması gerekirken, bu hususa riayet edilmeden haciz ve muhafaza işlemi yapıldığı, ancak usul ekonomisi açısından haciz ve muhafaza işlemi iptal edilmeden belirtilen husustaki eksikliğin giderilebileceği, teknik bilirkişiler refakate alınmak suretiyle mahallinde taşınırların niteliklerinin ve değerlerinin İcra Dairesince tespit ettirilmesi zorunlu olduğundan şikayetçi tarafın bu yöndeki şikayetinin kısmen kabulüne, yediemin değişikliği yapılmamasına ve belirtilen hususların İcra Dairesince yerine getirilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı üçüncü kişi, davalı alacaklı ve davalı borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, mahcuzlara değer tespiti yapılmadan haciz işlemi uygulanmasının haczi geçersiz hale getirmeyeceği, yine İİK'nin 99. maddeye aykırı olarak işlem yapılmasının da haczi geçersiz hale getirmeyeceği, prosedürün uygulanması gerektiği, davaya konu hacizde mahcuzların yediemin olarak ...'e bırakıldığı, davacı tarafından yediemin değişikliği kararına itiraz edilmiş ise de, şikayetin yapıldığı tarihe kadar İcra Müdürlüğünce yediemin değişikliğine ilişkin alınmış bir karar bulunmadığı, vaki şikayetlerin süresinde yapıldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin süreye ilişkin istinaf talebinin reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin istinaf talebinin kabulü ile mahkeme hükmünün 3 ve 4 nolu bentlerinin ortadan kaldırılmasına, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin şikayetin niteliği gereği üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin memur muamelesini şikayet istemine ilişkindir.
1.Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm bölümünün “1” nolu bendinde; davacının istinaf isteminin esastan reddine, “2” nolu bendinde davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının 3-4 nolu bentlerinin HMK'nin 353/1/b/3 maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına ve davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin şikayetin niteliği gereği üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/(1)-b maddesinde “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3. Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesine göre bir karar verilmelidir. Bu hükümlere aykırılık halinde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla karar ortaya çıkabileceği gibi HMK’nin 297 ve 359. maddelerine de aykırı şekilde infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir.
Buna göre, İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya yasaya aykırılık bulunduğunun tespiti halinde, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmiyorsa, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun kısmen yerinde görüldüğü açıklanarak İlk Derece Mahkemesi kararının 353/(1)-b.2 veya 3. bentleri gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, yasal düzenlemeye aykırı olarak, infazda tereddüt oluşturacak şekilde, yalnızca kabul edilen kısımla ilgili hüküm oluşturulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.