Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, dava konusu dükkanda davalının eşi ...'nun kiracı olarak market işlettiğini, davacının sözlü olarak başvurmasına rağmen payına düşen kira bedelini alamadığını belirterek, 15 aylık kira bedeli olarak müvekkilinin payına düşen 6.000 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazı müvekkilinin değil oğlu ...'nun kullandığını, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca taraflar kardeş olduğu için müvekkilinin bu zamana kadar kira bedellerini ödediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece “dava konusu taşınmazda kiracı olarak davalının değil oğlu ...'nun bulunduğu, dolayısıyla davanın ona karşı açılmasının gerektiği" gerekçesi ile davanın reddine dair karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada olayları açıklamak taraflara, hukuki niteleme hakime aittir. Davacının dilekçesi incelendiğinde, davacının fuzuli şagil olduğu yönünde bir iddiası bulunmadığı, davalı tarafça kendisine ödenmesi gereken kira bedelleri ödenmediğinden davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğini açıklayarak geriye dönük 15 aylık kira bedelinin tarafına ödenmesini istediği, bu haliyle davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
O halde, tüm bu açıklamalara göre, davacının talebi genel hükümlere dayalı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak niteliğinde olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın çözüm yeri 6100 sayılı HMK'nin 2. maddesi uyarınca belirlenecek Asliye Hukuk Mahkemesidir. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK mad. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK mad. 115/1). Mahkemece, talebe yönelik görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazının yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.